Kolombiya'da 29 Mayıs 2026 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu, ülke siyasetinde beklenmedik bir deprem yarattı. Aşırı sağcı popülist aday Abelardo de la Espriella, oyların yüzde 38,7'sini alarak rakibi sol koalisyon adayı Gustavo Petro'nun yüzde 32,1'lik oy oranının açık ara önünde yer aldı. Seçim kampanyası boyunca 'düzen ve otorite' söylemiyle muhafazakar seçmeni arkasına alan Espriella, Bogota ve Medellin gibi büyük şehirlerde de kırsal kesimde de güçlü bir destek buldu. Özellikle genç seçmenler arasında yükselen bir dalga olarak görülen sağcı aday, Kolombiya'nın derin kutuplaşmış siyasi atmosferinde ikinci tur için avantajlı konuma geçti.
Gelişmenin arka planı
Abelardo de la Espriella, 2022 yılında kurduğu 'Primero Colombia' (Önce Kolombiya) partisi ile siyaset sahnesine hızlı bir giriş yaptı. Eski bir askeri istihbarat subayı ve ticari havacılık şirketi sahibi olan 49 yaşındaki aday, kampanyasında 'yolsuzlukla mücadele', 'sıfır toleranslı güvenlik politikası' ve 'geleneksel aile değerlerini koruma' vaatleriyle dikkat çekti. Seçim öncesi yapılan anketlerde Espriella, ülkenin enflasyon ve işsizlik sorunlarını hedef alarak 'eski siyasi elitin sonu' temasını işledi. Kolombiya Pesosu'nun dolar karşısında son bir yılda yüzde 28 değer kaybetmesi, halkın ekonomik kaygılarını artırdı ve bu durum Espriella'nın popülist söylemine yaradı. Rakibi Gustavo Petro ise 2022'de kazandığı seçimden bu yana uyguladığı sağlık reformu ve barış süreci politikalarının yavaş ilerlemesi nedeniyle halk nezdinde yıpranmış durumdaydı. Seçim güvenliği ve şiddet olayları da kampanyanın önemli gündem maddeleri arasındaydı; son sekiz yılda 90'dan fazla yerel siyasi aktivistin öldürülmesi, güvenlik vaatlerini seçimlerde belirleyici kıldı.
Küresel siyasi gözlemciler, Espriella'nın yükselişini Latin Amerika'daki 'pembe dalga'nın tersine dönüşü olarak yorumluyor. Şili'deki sağcı lider José Antonio Kast ve Ekvador'da iktidara gelen Daniel Noboa örnekleriyle birlikte, kıtada aşırı sağın yeniden canlandığı görülüyor. Espriella'nın kampanya finansmanı büyük ölçüde Kolombiya'nın en büyük kahve ve çiçek ihracatçıları ile Medellin merkezli iş dünyası derneklerinden geldi. Bu kesimler, Petro'nun vergi artışları ve çevre düzenlemelerine karşı çıkıyor. Seçim öncesi yapılan münazaralarda Espriella, 'Venezuela modeli uyarısı' yaparak rakiplerini sosyalist projelerle suçladı ve bağımsız medya kuruluşları tarafından 'milliyetçi ve kutuplaştırıcı' olarak nitelendirilen bir dil kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Kolombiya seçimlerinin sonuçları, ABD'nin Latin Amerika politikası açısından da kritik öneme sahip. Espriella'nın zaferi halinde, Biden yönetiminin Kolombiya'ya yönelik uyuşturucuyla mücadele ve iklim yardımlarının yeniden şekillenmesi bekleniyor. Öte yandan, Espriella'nın Rusya'ya karşı yaptırımlara tam destek vermesi ve Çin'in Latin Amerika'daki yatırımlarına mesafeli yaklaşması, bölgedeki jeopolitik dengeleri etkileyebilir. Komşu Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, seçimden hemen sonra yaptığı açıklamada, 'her iki adayla da çalışmaya hazır olduğunu' belirterek temkinli bir pozisyon aldı. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ise kamuoyu önünde sessiz kalmayı tercih etti.
Ekonomik açıdan, Espriella'nın zaferi Kolombiya Merkez Bankası'nın bağımsızlığına müdahale endişeleri yaratsa da, iş dünyası çevreleri onun serbest piyasa yanlısı söylemini olumlu karşılıyor. Özellikle petrol ve madencilik sektörleri, Petro döneminde uygulanan çevre düzenlemelerinin gevşetilmesinden umutlu. Kolombiya'nın OECD üyeliği ve küresel tedarik zincirlerindeki konumu, seçim sonuçlarıyla birlikte yatırımcıların yeniden değerlendirmesine yol açtı. İkinci turda 20 Haziran'da yapılacak seçimlerde oy dağılımı, özellikle kararsız seçmenlerin tercihi, ülkenin gelecek dört yılının rotasını belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya, Türkiye'nin Latin Amerika'daki en önemli ticaret ortaklarından biridir; 2025 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2,5 milyar doları aşmıştır. Espriella'nın seçimi kazanması halinde, Türk yatırımcılar için özellikle inşaat ve savunma sanayi alanında yeni fırsatlar doğabilir. Ancak aşırı sağcı popülist bir yönetimin, demokratik kurumlar ve hukukun üstünlüğü konusunda belirsizlikler yaratması, Türk ihracatçıları için risk oluşturabilir. Türkiye'nin bölgede dengeli bir diplomasi izlemesi, sürecin yakından takip edilmesini gerektiriyor. Ayrıca Kolombiya'daki siyasi istikrar, küresel uyuşturucu ticaretiyle mücadele ve göç hareketlerini etkileyebileceğinden, bu gelişmeler Türkiye'nin güvenlik çıkarları açısından da önem taşımaktadır.