Fransa'nın güneyindeki Avignon kentinde görülen ve ülke kamuoyunda büyük yankı uyandıran davada, eski kocası tarafından uyuşturucu madde verilerek tecavüze uğrayan ve internet üzerinden başka erkeklere sunulan kadının davasında dört sanık daha yargılanmaya başladı. Kadının eski eşi Dominique Pelicot, eşine uyuşturucu verip tecavüz ettiğini ve onu internette yabancı erkeklere sunduğunu itiraf ederek suçunu kabul etmişti. Davanın diğer sanıkları ise benzer suçlamalarla hakim karşısına çıktı.
Davanın Arka Planı
Olay, Fransa'nın Provence bölgesindeki küçük bir kasabada yaşayan emekli bir çiftin 2020 yılında ortaya çıkan skandalıyla başladı. Dominique Pelicot'in, eşi Gisèle Pelicot'ya yıllar boyunca yemeklerine karıştırdığı ilaçlarla bilincini kaybettirdiği, ardından onu uyku halindeyken çeşitli erkeklere tecavüz etmeleri için davet ettiği ortaya çıktı. Olayın ortaya çıkması, Dominique Pelicot'in bir mağazada kadınların etek altı görüntülerini çekmeye çalışırken güvenlik görevlilerince yakalanmasıyla başladı. Yapılan soruşturmada, Pelicot'un bilgisayarında ve telefonunda eşine ait binlerce fotoğraf ve video bulundu. Ayrıca, kendisinin oluşturduğu bir internet sitesi aracılığıyla onlarca erkeği eve davet ettiği ve onlara uyuşturucu verilmiş eşiyle cinsel ilişkiye girmelerine izin verdiği tespit edildi.
Dava sürecinde, Gisèle Pelicot'un 2011'den 2020'ye kadar yaklaşık on yıl boyunca sistematik olarak istismara uğradığı belirlendi. Soruşturma kapsamında, olaya karıştığı düşünülen 50'den fazla erkek tespit edildi. Bunlardan bazıları tutuklanarak hakim karşısına çıkarıldı. Şu anda görülen davada ise, dört sanık daha yargılanıyor. Sanıkların, kadının bilincinin kapalı olduğunu bilerek mi hareket ettikleri yoksa kandırıldıkları mı yönündeki savunmaları davanın seyrini etkileyecek.
Dava, Fransa'da kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kadın hakları örgütleri, olayın ortaya çıkmasının ardından yıllar geçmesine rağmen hala yargılamaların devam etmesini eleştiriyor ve adaletin gecikmesinin mağdurlar üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını vurguluyor. Ayrıca, olayda yer alan diğer erkeklerin çoğunun hala serbest olması ve bazılarının sadece tanık olarak dinlenmesi, kamuoyunda tepkilere yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fransa'da son yıllarda kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı vakaları artış gösteriyor. Ülkede her yıl yaklaşık 220 bin kadın cinsel saldırıya uğradığını bildiriyor. Ancak vakaların sadece küçük bir kısmı yargıya taşınıyor ve failler cezalandırılıyor. Bu dava, benzeri görülmemiş boyutuyla dikkat çekiyor ve Fransa'nın cinsel suçlarla mücadeledeki eksikliklerini gözler önüne seriyor. Avrupa Birliği genelinde de kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda farkındalık artıyor. İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalar, kadınları şiddetten korumayı amaçlıyor ancak uygulamada sorunlar yaşanıyor. Bu dava, sadece Fransa'da değil, tüm dünyada kadın hakları savunucuları için bir dönüm noktası olabilir. Özellikle dijital platformlar üzerinden işlenen cinsel suçlar ve kadınların rızası dışında görüntülerinin paylaşılması, yeni yasal düzenlemeleri gerektiriyor.
Dava aynı zamanda, cinsel saldırı mağdurlarının yaşadığı travmanın uzun süreli etkilerini de gözler önüne seriyor. Gisèle Pelicot, yaşadıklarını kamuoyu önünde anlatarak diğer mağdurlara cesaret vermeyi amaçlıyor. Duruşmalar sırasında mahkeme salonunda yaşanan duygusal anlar, kadının yaşadığı acının boyutunu gözler önüne seriyor. Sanıkların savunmaları ise, cinsel saldırı davalarında rıza kavramının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Kadının bilinci kapalıyken gerçekleşen ilişkilerin rıza çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, hukukçular tarafından sıkça vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da yaşanan bu dava, Türkiye'de de kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı konusundaki hassasiyeti artırabilir. Türkiye'de son yıllarda kadın cinayetleri ve cinsel saldırı vakaları kamuoyunda geniş yankı uyandırıyor. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı sonrası tartışmalar sürerken, bu tür davalar, kadın hakları savunucularının sesini daha güçlü çıkarmasına vesile olabilir. Ayrıca, dijital platformlarda işlenen cinsel suçlar ve mahremiyet ihlalleri konusunda Türkiye'de de yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu görülüyor. Bu dava, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekerek, Türkiye'nin de bu alandaki reformları hızlandırması yönünde baskı oluşturabilir. Ancak somut bir etkileşim için iki ülke arasında adli işbirliği veya benzer vakaların medyada yer alması gerekiyor.