ABD'de kızamık vakaları 35 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sağlık yetkilileri, bu durumun sadece kötü bir yılın değil, kızamık için kötü bir dönemin başlangıcı olabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle salgının merkez üssü konumundaki bölgelerde görev yapan doktorlar, hastaların ve ailelerin yaşadığı korku ve paniği anlatarak, aşı karşıtlığının bu tabloda oynadığı kritik role dikkat çekiyor.
Salgının Boyutları ve Doktorların Tanıklıkları
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, bu yıl doğrulanmış kızamık vakaları 35 yılın zirvesine ulaştı. New York, Washington ve Kaliforniya gibi eyaletlerde görülen salgınlar, özellikle aşılama oranlarının düşük olduğu topluluklarda hızla yayılıyor. Salgının ön saflarında çalışan çocuk doktorları, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Bir doktor, "Çocuk dehşet içinde; nefes almakta zorlanıyor, ateşi düşmüyor ve biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz" diyerek yoğun bakımda yaşananları anlatıyor. Uzmanlar, kızamığın sadece döküntü ve ateşle sınırlı kalmadığını; zatürre, beyin iltihabı ve hatta ölüme yol açabilecek ciddi komplikasyonlara neden olabileceğini vurguluyor.
Hastalığın bu denli yayılmasının arkasındaki en büyük etken ise aşı karşıtlığı. Özellikle 1998 yılında yayınlanan ve daha sonra bilimsel olarak çürütülen sahte bir araştırma, aşıların otizme neden olduğu iddiasını ortaya atmış ve bu yanlış inanç, bazı topluluklarda hâlâ etkisini sürdürüyor. Uzmanlar, bu yanlış bilgilendirmenin aşı oranlarını düşürdüğünü ve toplumsal bağışıklığı zayıflattığını belirtiyor. CDC'nin önerdiği aşı takvimine göre, çocukların 12-15 aylıkken ilk doz kızamık-kabakulak-kızamıkçık (KKK) aşısını olması gerekiyor; ancak bazı bölgelerde bu oranların yüzde 90'ın altına düşmesi salgını tetikliyor.
Küresel Bir Sorun mu?
Kızamık vakalarındaki artış sadece ABD ile sınırlı değil. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünya genelinde kızamık vakalarının son yıllarda arttığını ve 2019'da 10 milyona yakın vakanın görüldüğünü raporladı. Bu artışta, aşıya erişimin kısıtlı olduğu gelişmekte olan ülkelerin yanı sıra, gelişmiş ülkelerdeki aşı kararsızlığı da etkili oluyor. Avrupa'da özellikle Ukrayna, Romanya ve Fransa'da büyük salgınlar yaşanırken, İngiltere'nin aşı oranı tehlikeli seviyelere gerilemiş durumda. Uzmanlar, küresel seyahatler sayesinde virüsün ülkeden ülkeye kolayca yayılabildiğini ve bu nedenle hiçbir ülkenin bu tehditten muaf olmadığını belirtiyor.
Kızamık, oldukça bulaşıcı bir virüs olup, aşılanmamış bir kişinin virüsle temas halinde enfekte olma olasılığı yüzde 90'ın üzerindedir. Virüs, hava yoluyla veya enfekte kişinin damlacıklarıyla kolayca yayılır. Hastalık, belirtiler ortaya çıkmadan önce bile bulaşıcı olabilir, bu da kontrol altına almayı zorlaştırır. ABD'de 2000 yılında kızamığın ortadan kaldırıldığı ilan edilmişti; ancak aşılama oranlarındaki düşüş, bu başarının geriye dönme riskini artırdı. CDC Direktörü Robert Redfield, "Kızamık aşısı, modern tıbbın en büyük başarılarından biridir; ancak bu başarıyı sürdürmek için toplumların aşıya güvenini artırmamız şart" diyerek aşı kampanyalarının önemine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki kızamık salgını, Türkiye için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, son yıllarda aşılama oranlarında yüksek bir başarı yakalamış olsa da, aşı kararsızlığı ve yanlış bilgilendirme tehlikesi burada da giderek büyüyor. Özellikle sosyal medyada dolaşan asılsız iddialar, ailelerin aşıya olan güvenini sarsabiliyor. Sağlık Bakanlığı'nın aşılama programlarını güçlendirmesi ve toplumda farkındalık yaratması, olası bir salgının önüne geçilmesinde kritik önem taşıyor. Ayrıca, küresel seyahatler sayesinde virüsün Türkiye'ye gelme riski de bulunduğundan, sınırlarda ve sağlık kuruluşlarında gerekli önlemlerin alınması büyük önem arz ediyor.