ABD'de kızamık vakaları, son 35 yılın en yüksek seviyesine ulaştı ve bu durum, halk sağlığı yetkilileri ile doktorları alarma geçirmiş durumda. Uzmanlar, bu artışın sadece kötü bir yılın değil, aşılama oranlarındaki düşüş nedeniyle hastalığın geri dönüşünün başlangıcı olabileceğini belirtiyor. Ön cephede çalışan doktorlar, özellikle çocuklarda görülen vakalarda yaşanan zorlu süreçleri ve ailelerin yaşadığı korkuyu anlatıyor.
Kızamık Vakalarındaki Tehlikeli Artış
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne (CDC) göre, bu yıl ABD genelinde doğrulanmış kızamık vakaları 1985'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. 2019'da yaşanan büyük salgının ardından vakaların yeniden artması, aşılama karşıtı hareketin etkisiyle ilişkilendiriliyor. Doktorlar, hastalığın çok bulaşıcı olduğunu ve bir kişinin kızamık olması durumunda temas ettiği kişilerin yüzde 90'ının hastalığa yakalanabileceğini vurguluyor.
Çocuk doktorları, özellikle aşılanmamış çocuklarda hastalığın ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini belirtiyor. Kızamık, zatürre, beyin iltihabı ve hatta ölüme neden olabilen ciddi bir hastalık olarak biliniyor. Doktorlardan biri, "Çocuk çok korkmuş durumda; nefes almakta zorlanıyor, ateşi düşmüyor ve ne yapacağımızı bilmiyoruz" diyerek yoğun bakımda tedavi gören bir hastasını anlatıyor.
Salgının merkezi olarak Teksas ve Ohio gibi eyaletler öne çıkıyor. Bu bölgelerde aşılama oranlarının düşük olması, toplum bağışıklığını zayıflatıyor ve salgının yayılmasını kolaylaştırıyor. Sağlık yetkilileri, özellikle okullarda aşılama oranlarının yüksek olması gerektiğinin altını çiziyor.
Küresel Etki ve Aşı Karşıtlığı
Kızamık vakalarındaki artış sadece ABD ile sınırlı değil. Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde kızamık vakalarında ciddi bir artış olduğunu raporluyor. Özellikle Avrupa ve Asya'da aşılama oranlarının düşmesi, hastalığın yeniden ortaya çıkmasına neden oluyor. Aşılama karşıtı hareketin sosyal medya üzerinden yaydığı yanlış bilgiler, ebeveynlerin aşı konusunda tereddüt etmesine yol açıyor.
Uzmanlar, aşılama karşıtlığının küresel bir halk sağlığı tehdidi oluşturduğunu belirtiyor. Kızamık, aşı ile tamamen önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, aşılanmama oranlarının artması, dünya genelinde salgınların yaşanmasına zemin hazırlıyor. Doktorlar, ailelerin çocuklarını aşılatmak konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Küresel seyahat imkânlarının artması, kızamık virüsünün ülkeler arasında hızla yayılmasına olanak tanıyor. Bir ülkede başlayan salgın, kısa sürede başka kıtalara sıçrayabiliyor. Bu nedenle, tüm ülkelerin aşılama programlarını güçlendirmesi ve toplum bağışıklığını koruması büyük önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızamık vakalarındaki küresel artış, Türkiye için de bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de aşılama oranları yüksek olmakla birlikte, son yıllarda aşı karşıtlığının arttığı gözlemleniyor. Türkiye'nin komşu ülkelerdeki salgınlara karşı dikkatli olması ve sınır bölgelerinde aşılama çalışmalarını sürdürmesi gerekiyor. Ayrıca, sağlık otoritelerinin aşı karşıtlığıyla mücadele etmek için toplumu doğru bilgilendirme kampanyaları yürütmesi büyük önem taşıyor. Türkiye'nin güçlü aşılama programı, kızamığın yayılmasını engellemede anahtar rol oynuyor.