Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya, Çin ve ABD arasında gerçekleşecek bir zirvenin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i savaşı uzatmaya teşvik edeceğini belirtti. The Wall Street Journal'ın haberine göre Putin, gelecek ay ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir zirve önerisinde bulundu. Sybiha, böyle bir toplantının Ukrayna'ya yönelik saldırıları meşrulaştırma riski taşıdığını vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Sybiha'nın açıklamaları, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı ve binlerce sivilin ölümüne yol açan işgalin ardından diplomatik çabaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Rusya, son aylarda doğu Ukrayna'da ilerleyişini sürdürürken, Batılı ülkeler Kiev'e askeri yardımı artırma arayışında. Putin'in önerdiği zirve, Moskova'nın uluslararası izolasyonu kırma ve Çin ile ABD arasındaki rekabetten faydalanma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Çin, savaşın başından beri resmi olarak tarafsız bir tutum sergilese de, Rusya ile ekonomik ve askeri bağlarını güçlendirdi. ABD ise Ukrayna'ya en büyük askeri yardımı sağlayan ülke konumunda ve Trump yönetimi, savaşı sona erdirme vaadiyle göreve geldi. Ancak Trump'ın Putin ile görüşme önerisi, Kiev'de endişeyle karşılandı. Sybiha, "Böyle bir zirve, Putin'e savaşı sürdürme cesareti verir ve uluslararası toplumun bölünmüşlüğünü istismar etmesine olanak tanır" ifadelerini kullandı.
Wall Street Journal'ın haberine göre Putin, zirve önerisini geçtiğimiz hafta ABD'li yetkililere iletti. Önerinin detayları netleşmezken, toplantının nerede ve hangi formatta yapılacağı belirsizliğini koruyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, konuyla ilgili soruları yanıtsız bırakırken, Beyaz Saray'dan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Çin Dışişleri Bakanlığı ise böyle bir zirveden haberdar olmadığını bildirdi. Uzmanlar, Putin'in önerisinin samimi olmaktan çok, Batı'daki bölünmeleri derinleştirme ve Ukrayna'ya verilen desteği zayıflatma amacı taşıdığını değerlendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya-Çin-ABD zirvesi önerisi, küresel güç dengesinde önemli bir sınav olarak öne çıkıyor. Çin, son yıllarda Rusya ile "sınırsız ortaklık" olarak nitelendirilen ilişkisini derinleştirirken, ABD ile ticaret ve teknoloji alanında rekabet ediyor. Böyle bir zirve, Çin'in arabuluculuk rolünü artırabilir ve ABD'nin Asya-Pasifik stratejisini etkileyebilir. Ancak Ukrayna ve Batılı müttefikleri, Rusya'nın işgal altındaki topraklardan çekilmeden yapılacak bir toplantının meşru bir müzakere zemini oluşturmayacağını savunuyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, geçen hafta yaptığı açıklamada, Rusya ile diyaloğun ancak Ukrayna'nın toprak bütünlüğü çerçevesinde anlamlı olacağını belirtmişti. Avrupa Birliği de benzer bir tutum sergileyerek, Putin'e yönelik yaptırımların sürdürüleceğini yineledi.
Öte yandan, savaşın uzaması küresel enerji ve gıda piyasalarında dalgalanmalara yol açmaya devam ediyor. Rusya, Çin ve ABD arasındaki görüşmeler, küresel tedarik zincirleri ve jeopolitik risk algısı üzerinde belirleyici olabilir. Uluslararası Kriz Grubu'ndan analistler, Putin'in zirve önerisinin bir oyalama taktiği olabileceğini, zira Rusya'nın askeri hedeflerine ulaşmadan masaya oturmayacağını ifade ediyor. Ayrıca, Çin'in tutumu da kritik: Pekin, Rusya ile ilişkilerini korurken, ABD ile ilişkilerini istikrarda tutmak istiyor. Bu denge, zirvenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ve sonuçlarını belirleyecek.
Türkiye, savaşın başından beri aktif bir diplomasi yürüterek, tahıl koridoru anlaşması ve esir takasları gibi somut adımlara aracılık etti. Ankara, hem Ukrayna hem de Rusya ile diyaloğunu sürdürerek, bölgesel istikrarın sağlanmasında kilit bir aktör olduğunu gösterdi. Olası bir zirve, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü gölgeleyebilir veya tamamlayıcı olabilir. Ancak Ukrayna'nın endişeleri, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-Çin-ABD zirvesi önerisi, Türkiye'nin dış politika öncelikleri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Karadeniz'deki güvenlik dengeleri ve enerji koridorları açısından savaşın uzamasından olumsuz etkileniyor. Ayrıca Ankara, Batı ile Rusya arasında denge gözetirken, olası bir zirve Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Türk yetkililer, Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne vurgu yaparak, müzakerelerin Kiev'in katılımıyla yapılması gerektiğini savunuyor. Zirve, Türkiye'nin bölgesel etkisini sınırlayabilir veya yeni iş birlikleri için kapı aralayabilir. Ekonomik açıdan ise savaşın uzaması, tahıl fiyatları ve turizm gelirleri üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.