Hindistan yönetimindeki Keşmir'de yaşayan Rohingya mültecileri, yetkililerin tahliye tehdidi üzerine kendi elleriyle evlerini sökmeye başladı. Bölgedeki mülteci kamplarında yaşayan yüzlerce kişi, jandarma ve yerel yönetim yetkililerinin baskısı altında olduklarını belirterek, barınaklarını sökmek zorunda kaldıklarını söylüyor. Olay, Hindistan'ın tartışmalı Keşmir bölgesinde Rohingya mültecilerine yönelik artan baskıyı gözler önüne seriyor.
Arka Plan: Rohingya Mültecilerinin Keşmir'deki Durumu
Myanmar'da 2017'de başlayan ve soykırım olarak nitelendirilen şiddet olaylarından kaçan Rohingyalar, komşu Bangladeş başta olmak üzere çeşitli ülkelere sığınmıştı. Hindistan'a da ulaşan Rohingya mültecilerinin büyük bir kısmı, çoğunlukla Müslüman nüfusun yaşadığı Keşmir bölgesine yerleştirilmişti. Ancak Hindistan hükümeti, Rohingyaları yasadışı göçmen olarak sınıflandırıyor ve geri gönderme politikası izliyor. 2021'den bu yana Keşmir'deki Rohingya kamplarına yönelik denetimler sıklaştırıldı; kimlik belgeleri eksik olanlara tahliye bildirimleri gönderiliyor.
Son haftalarda bölgede görev yapan yetkililer, kamplarda yaşayan Rohingyalara yönelik tahliye emirleri dağıtmaya başladı. Mülteciler, kendilerine verilen süre içinde evlerini boşaltmaları istenince, barınaklarını sökmekten başka çare bulamadı. Görgü tanıkları, özellikle Jammu kentindeki kamplarda yoğunlaşan bu uygulamanın, kış aylarının yaklaşmasıyla insani krizi derinleştireceği uyarısında bulunuyor. Mülteciler, hangi yasal gerekçeyle tahliye edildiklerinin kendilerine açıklanmadığını, sadece "yasadışı işgalci" oldukları iddiasıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor.
İnsani Boyut ve Uluslararası Tepkiler
Rohingya mültecileri, evlerini sökmek zorunda kalmalarının ardından açık havada veya geçici çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve çeşitli insan hakları örgütleri, Hindistan hükümetine çağrıda bulunarak keyfi tahliyelerin durdurulmasını ve mültecilerin uluslararası koruma altına alınmasını talep etti. Ancak Hindistan, 1951 Mülteci Sözleşmesi'ne taraf olmadığı için mültecilere yönelik yasal yükümlülükleri bulunmuyor; bu durum Rohingyaları savunmasız bırakıyor.
Keşmir'deki sivil toplum kuruluşları, bölgede zaten kırılgan olan güvenlik ortamında Rohingyaların hedef alınmasının toplumsal gerilimi artırabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Hindistan iç siyasetinde iktidardaki hükümetin sert göçmen politikası, milliyetçi çevrelerde destek görüyor. Ancak insan hakları savunucuları, bu politikaların insani sonuçlarının ağır olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Rohingya krizi, Güney Asya'da mülteci hakları konusunda artan bir baskıyı simgeliyor. Bangladeş'teki dev kamplarda yaşam koşulları giderek zorlaşırken, Hindistan'ın tutumu bölgedeki diğer ülkeler için de emsal oluşturma riski taşıyor. Keşmir'deki tahliyeler, Hindistan'ın uluslararası alanda itibarını zedeleyebileceği gibi, Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkelerle ilişkilerde yeni bir gerilim hattı yaratabilir. İnsan hakları örgütleri, olayın uluslararası yargı mercilerine taşınabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rohingya mültecilerine yönelik insani yardımları ve Bangladeş'teki kamplara yaptığı katkılarla biliniyor. Keşmir'deki bu tahliyeler, Türkiye'nin insan hakları temelli dış politika söylemiyle doğrudan örtüşen bir hassasiyet taşıyor. Hindistan'ın göçmen politikası, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve mülteci koruması konusundaki tutumunu test edebilir. Ayrıca Keşmir sorunu, Türkiye'nin Pakistan ile olan yakın ilişkileri nedeniyle dış politikada hassas bir denge unsuru. Türkiye, uluslararası platformlarda Rohingyaların haklarını savunmaya devam ederken, Hindistan ile ekonomik ve stratejik ilişkilerini de gözetmek durumunda.