Avustralya'nın bayrak taşıyıcı havayolu Qantas, ultra uzun mesafeli uçuşların önünü açacak bir bilimsel yaklaşım geliştiriyor. Havayolu, 2025 yılına kadar Sydney ile New York arasında kesintisiz 20 saatlik uçuşları başlatmayı hedefliyor. Bu plan, daha önce Londra-Sydney ve New York-Sydney gibi dünyanın en uzun rotalarını başarıyla test eden Qantas'ın bir adım ötesi. Şirket, bu kadar uzun süreli uçuşlarda yolcuların sirkadiyen ritmini korumak ve uyku düzenini optimize etmek için özel aydınlatma ve uyku protokolleri geliştirdiğini duyurdu.
Gelişmenin arka planı
Qantas'ın “Project Sunrise” adını verdiği bu girişim, aslında 2017'den beri süren bir Ar-Ge çalışmasının ürünü. Havayolu, 2019'da Londra-Sydney ve New York-Sydney arasında deneme uçuşları yapmış, bu sırada yolcuların fizyolojik tepkilerini ölçmek için uçakta araştırmacılar bulundurmuştu. Sonuçlar, uzun süreli uçuşlarda en büyük sorunun jet lag ve uyku bozuklukları olduğunu gösterdi. Qantas, bu sorunu çözmek için uçuş sırasında ışık yoğunluğunu ve rengini değiştirerek yolcuların biyolojik saatini hedef varış noktasına göre ayarlamayı hedefliyor. Ayrıca, uçuş ekibinin dinlenme düzeni de özel olarak tasarlanıyor: pilotlar ve kabin memurları, uçuş sırasında dönüşümlü olarak uyuyarak dinç kalacak şekilde programlanıyor.
Qantas CEO'su Alan Joyce, bu teknolojinin sadece konfor değil aynı zamanda güvenlik açısından da kritik olduğunu vurguluyor. “20 saatlik bir uçuşta doğru ışık ve uyku düzeni olmazsa, yolcular varışta birkaç gün boyunca toparlanamayabilir. Ekibimiz de aynı riskle karşı karşıya. Biz bu riski ortadan kaldırmak için bilimsel verileri kullanıyoruz” dedi. Havayolu, bu protokolleri geliştirirken Monash Üniversitesi'nden uyku uzmanları ve Sidney Üniversitesi'nden kronobiyologlarla iş birliği yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Ultra uzun mesafeli uçuşlar, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde havacılık sektörünün bir sonraki sınırı olarak görülüyor. Qantas'ın yanı sıra Singapore Airlines ve Emirates de benzer rotalar üzerinde çalışıyor. Ancak bu uçuşların başarısı, sadece yakıt verimliliğine değil, aynı zamanda yolcu deneyimine de bağlı. Uzun süreli oturma, dehidrasyon ve kan pıhtılaşması riski gibi sağlık sorunları, havayollarının yeni çözümler bulmasını zorunlu kılıyor. Qantas'ın geliştirdiği aydınlatma sistemi, bu anlamda sektörde bir ilk olabilir. Şirket, ayrıca uçak içi egzersiz programları ve özel beslenme menüleri de hazırlıyor. Küresel ölçekte bakıldığında, bu tür uçuşların yaygınlaşması, havayolu ağlarını yeniden şekillendirebilir ve aktarmasız seyahatleri artırarak karbon ayak izini azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Qantas'ın ultra uzun mesafe uçuşları, Türk Hava Yolları gibi aktarmasız uçuşlara odaklanan taşıyıcılar için doğrudan bir rekabet unsuru olmasa da, sektördeki trendleri etkileyecek bir gelişmedir. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Asya-Avrupa arasında bir aktarma merkezi olarak avantajlıdır. Ancak ultra uzun uçuşların yaygınlaşması, İstanbul Havalimanı'nın aktarma trafiğini azaltabilir. Öte yandan, bu teknolojilerin Türk Hava Yolları tarafından da benimsenmesi, özellikle ABD ve Uzakdoğu rotalarında rekabet gücünü artırabilir. Türkiye, bu alandaki bilimsel çalışmaları takip ederek kendi uçuş protokollerini geliştirmelidir.