İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Muhafazakar Parti içinde aylardır süren iç çatışmaların ardından istifasını duyurdu. Starmer, böylece Brexit referandumunun ardından göreve gelen ve istifa eden altıncı başbakan oldu. 2024 yılında başbakanlık koltuğuna oturan İşçi Partili lider, partisinin parlamentodaki desteğini kaybetmesi ve ekonomi politikalarına yönelik artan eleştiriler nedeniyle görevini bırakmak zorunda kaldı. Starmer'ın istifası, Birleşik Krallık'ta siyasi istikrarsızlığın sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.
Gelişmenin arka planı
Keir Starmer, 2024 genel seçimlerinde Boris Johnson'ın ardından başbakan seçilmişti. Ancak göreve gelmesinin hemen ardından, partisinin içinde Brexit sonrası ekonomik durgunluk, enflasyon ve göç politikaları konusunda büyük anlaşmazlıklar baş gösterdi. Muhafazakar Parti'nin Avrupa Birliği ile ilişkiler konusundaki bölünmüşlüğü, Starmer'ın uzlaştırıcı politikalarını zayıflattı. Özellikle Kuzey İrlanda Protokolü ve ticaret anlaşmalarındaki belirsizlik, parti içi muhalefeti körükledi. Aralık 2025'te Starmer'ın sunduğu yeni bütçe, aşırı mali disiplin nedeniyle hem kendi partisinden hem muhalefetten sert tepki aldı. Bu durum, başbakanın kabinesinde üç bakanın istifasına yol açtı. Ocak 2026'da yapılan bir güven oylamasını 45 oyla kaybeden Starmer, yeniden seçim çağrılarıyla karşı karşıya kaldı. Parti içi muhalefetin lideri olarak öne çıkan Maliye Bakanı Rachel Reeves, Starmer'ın politikalarını 'yetersiz' olarak nitelendirerek başbakanlık için adaylığını koydu.
Starmer'ın istifası, Birleşik Krallık'ta 2016 Brexit referandumundan bu yana altıncı başbakan değişikliği anlamına geliyor. David Cameron, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss, Rishi Sunak ve Keir Starmer arasında geçen bu süreç, ülkenin siyasi sisteminde derin bir krize işaret ediyor. Uzmanlar, bu istifanın İngiltere'nin uluslararası itibarını daha da zedeleyebileceği görüşünde. Özellikle ABD ve AB ile ilişkilerde yaşanan güven sorunları, yeni başbakanın dış politikada önemli zorluklarla karşılaşacağını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Starmer'ın istifası, yalnızca İngiltere iç siyasetini değil, aynı zamanda Avrupa ve küresel dengeleri de etkileyecek bir gelişme. Birleşik Krallık, Brexit sonrası AB ile yeni bir ilişki modeli kurmaya çalışırken, yaşanan siyasi istikrarsızlık bu süreci sekteye uğrattı. Fransa ve Almanya, İngiltere'deki bu belirsizliğin Avrupa güvenlik politikalarını ve ticaret anlaşmalarını olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Öte yandan, ABD Başkanı'nın yeni başbakanla yapacağı görüşmelerin, NATO'nun geleceği ve Ukrayna'ya desteğin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğu ifade ediliyor. Rusya-Ukrayna savaşının devam ettiği bir dönemde, İngiltere'nin başbakan değişikliği, Batı ittifakında geçici bir zafiyet yaratabilir. Çin ise bu süreci, Birleşik Krallık ile ticari ilişkilerini yeniden şekillendirme fırsatı olarak görüyor. Starmer'ın yerine geçecek ismin, ülkenin dış politika önceliklerini yeniden belirlemesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye açısından iki yönlü bir etki yaratabilir. Kısa vadede, yeni başbakanın atanmasıyla birlikte Türkiye-İngiltere ticari ilişkileri, özellikle Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın genişletilmesi konusunda belirsizlik yaşanabilir. Ancak orta vadede, İngiltere'nin AB ile ilişkilerini düzeltme çabaları, Türkiye'nin Gümrük Birliği müzakerelerinde elini güçlendirebilir. Savunma sanayii alanında ise iki ülke arasındaki iş birliği, yeni hükümetin politikalarına bağlı olarak ivme kazanabilir. Ayrıca, İngiltere'nin iç siyaseti, Türkiye'deki muhafazakar çevreler tarafından da yakından takip edilmektedir. Genel olarak, bu gelişme Avrupa'daki siyasi istikrarsızlık bağlamında Türkiye'nin bölgesel bir denge unsuru olarak önemini artırabilir.