Peru'nun en tartışmalı siyasi hanedanının varisi Keiko Fujimori, dördüncü kez cumhurbaşkanlığı koltuğu için yarışıyor. Eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori'nin kızı olan 49 yaşındaki siyasetçi, ülkesinde derin bir kutuplaşmanın simgesi haline gelmiş durumda. Bir tarafta babasının otoriter yönetimine özlem duyanlar, diğer tarafta ise onu insan hakları ihlalleri ve yolsuzlukla özdeşleştirenler var. Ancak bu seçimde Fujimori'nin tek sorunu muhalifleri değil; rakibi de en az onun kadar popüler değil. Peru, siyasi belirsizlik ve ekonomik sıkıntılar arasında bir kez daha sandık başına gitmeye hazırlanıyor.
Fujimori'nin siyasi mirası ve tartışmalı geçmişi
Keiko Fujimori, 1990-2000 yılları arasında ülkeyi demir yumrukla yöneten babası Alberto Fujimori'nin gölgesinde siyaset yapıyor. Alberto Fujimori, Maoist gerillalara karşı sert operasyonları ve ekonomiyi istikrara kavuşturmasıyla anılırken, insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk suçlamalarıyla 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Keiko Fujimori, babasının affedilmesi için defalarca girişimde bulundu ancak başarılı olamadı. Kendisi de 2011 ve 2016 seçimlerinde dar farkla kaybetti, 2021'de ise Pedro Castillo'ya yenildi. Şimdi dördüncü kez aday olan Fujimori, anketlerde yüzde 20 civarında oy alarak önde görünüyor, ancak bu oran bir seçimi kazanmak için yeterli değil. Rakibi ise henüz netleşmiş değil; muhalefet bloku, Fujimori karşıtı bir aday üzerinde uzlaşmaya çalışıyor. Ancak mevcut adaylar arasında Fujimori kadar tanınan ve karizmatik bir isim bulunmuyor.
Peru'nun kırılgan demokrasisi ve bölgesel boyut
Peru, son yıllarda siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. 2021'de seçilen solcu Pedro Castillo, kısa sürede görevden alındı ve yerine Dina Boluarte geçti. Boluarte'nin yönetimi, protestolar ve ekonomik durgunlukla mücadele ediyor. Bu ortamda, Fujimori'nin yeniden aday olması, ülkenin kutuplaşmasını derinleştiriyor. Peru'nun bu siyasi istikrarsızlığı, bölgedeki diğer ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıyor. Latin Amerika'da popülizm ve otoriter eğilimlerin yükseldiği bir dönemde, Peru'nun demokratik kurumlarının kırılganlığı dikkat çekiyor. Fujimori'nin olası bir zaferi, bölgede otoriter liderlerin meşruiyet kazanmasına yol açabilir. Öte yandan, muhalefetin parçalı yapısı, Fujimori'nin işini kolaylaştırıyor. Seçimlerin ikinci tura kalması durumunda, Fujimori'nin rakibi daha da belirsizleşecek. Bu durum, seçimlerin sonucunu tahmin etmeyi güçleştiriyor.
Uluslararası yansımalar: ABD ve Çin'in rekabeti
Peru, zengin bakır ve gümüş yataklarıyla dünya madenciliğinde önemli bir oyuncu. Ülkenin siyasi istikrarsızlığı, uluslararası yatırımcıları endişelendiriyor. ABD ve Çin, Peru'daki maden yataklarına büyük ilgi gösteriyor. Fujimori'nin seçilmesi halinde, Çin ile ilişkilerin daha da yakınlaşması bekleniyor. Fujimori'nin babası döneminde Çin yatırımları artmıştı. Ancak Fujimori aynı zamanda ABD ile de iyi ilişkiler kurmaya çalışıyor. Bu denge politikası, Peru'nun dış politikasını şekillendirecek. Seçimlerin sonucu, sadece Peru için değil, bölgedeki güç dengeleri açısından da belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru, Türkiye'nin Latin Amerika ile ilişkilerinde öncelikli ülkelerden biri. İkili ticaret hacmi son yıllarda artış gösterse de, siyasi istikrarsızlık bu potansiyeli sınırlıyor. Fujimori'nin seçilmesi, Peru'nun içe dönük bir siyaset izlemesine ve bölgesel ittifaklardan uzaklaşmasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin Peru ile ekonomik işbirliğini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, muhalefetin kazanması halinde, Peru'nun daha açık bir dış politika izlemesi beklenebilir. Türkiye, Peru'daki siyasi gelişmeleri yakından izlemeli ve her iki senaryoya hazırlıklı olmalıdır. Ayrıca, Peru'nun istikrarsızlığı, bölgedeki diğer ülkelerle olan ticari ve diplomatik ilişkileri de etkileyebilir.