Birleşmiş Milletler bünyesinde iklim değişikliğinin yol açtığı kayıp ve zararları telafi etmek amacıyla kurulan yeni Kayıp ve Zarar Fonu, ilk proje onaylarını ertelemek zorunda kaldı. Fonun yönetim kurulu, sınırlı kaynaklara kıyasla çok sayıda başvuru alması nedeniyle hangi projelere öncelik verileceğine karar vermek için daha fazla zamana ihtiyaç duyduklarını açıkladı. Bu durum, iklim değişikliğinden en çok etkilenen gelişmekte olan ülkelerin beklentilerini karşılama konusundaki zorlukları gözler önüne serdi.
Fonun arka planı ve işleyişi
Kayıp ve Zarar Fonu, COP28'de Dubai'de yapılan iklim zirvesinde resmen kurulmuş ve iklim değişikliğinin yol açtığı yıkıcı etkilerin telafisi için gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere mali destek sağlamasını öngörüyor. Fonun amacı, özellikle deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı hava olayları, kuraklık ve seller gibi iklim kaynaklı afetlerin neden olduğu ekonomik ve ekonomik olmayan kayıpları karşılamak.
Fonun yönetim kurulu, ilk toplantısını bu yıl içinde gerçekleştirdi ve proje başvurularını değerlendirmek üzere kriterler belirledi. Ancak gelen başvuruların sayısı, fonun sahip olduğu kaynakların çok üzerinde. Yönetim kurulu üyeleri, öncelikli projeleri seçerken adil ve şeffaf bir süreç izlemek istediklerini ancak bunun zaman aldığını belirtti.
Başvuruların durumu ve karşılaşılan zorluklar
Fonun ilk çağrısına yaklaşık 60 ülkeden 100'den fazla proje başvurusu yapıldığı bildiriliyor. Bu projeler, iklim değişikliğine karşı acil önlemler, altyapı yeniden inşası, erken uyarı sistemleri ve toplulukların dayanıklılığının artırılması gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ancak fonun mevcut büyüklüğü, bu projelerin tamamını finanse etmeye yetmiyor. Şu ana kadar fona taahhüt edilen miktarın 700 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor, ancak ihtiyaç duyulan miktarın milyarlarca dolar olduğu belirtiliyor.
Yönetim kurulu, başvuruları değerlendirirken öncelikle en savunmasız ülkeleri ve en acil ihtiyaçları göz önünde bulunduracaklarını açıkladı. Ancak bu sürecin ne kadar süreceği ve hangi projelerin seçileceği konusunda henüz net bir takvim verilmedi. Bazı STK'lar ve gelişmekte olan ülke temsilcileri, fonun yavaş işlemesinin sahada hayatını kaybeden insan sayısını artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel iklim adaleti tartışmalarına etkisi
Kayıp ve Zarar Fonu, iklim değişikliğinin tarihsel sorumluluğunu üstlenen gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelere destek olmasının bir aracı olarak görülüyor. Ancak fonun yetersizliği ve geciken kararlar, küresel iklim adaleti konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelerin taahhütlerini yerine getirmediğini savunuyor. Özellikle küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkeler, iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkmak için acil finansmana ihtiyaç duyduklarını vurguluyor.
Uzmanlar, fonun etkili olabilmesi için kaynakların artırılması ve süreçlerin hızlandırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, Kayıp ve Zarar Fonu'nun itibarının zedeleneceği ve iklim müzakerelerinde güven bunalımına yol açabileceği ifade ediliyor. Öte yandan, bazı çevreler fonun işleyişine ilişkin şeffaflık ve hesap verebilirlik endişelerini de dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kayıp ve Zarar Fonu'nun işleyişi, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelesi ve dış politikası açısından önem taşıyor. Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı hassas bir coğrafyada yer almakta; kuraklık, sel ve orman yangınları gibi afetlerle sık sık karşılaşmaktadır. Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak bu fondan yararlanma potansiyeline sahip olmakla birlikte, gelişmiş ülkelerin finansman taahhütlerindeki belirsizlik, Türkiye'nin iklim finansmanına erişimini zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğine verdiği önem, bu tür mekanizmaların etkinliğinin artırılması gerektiğine işaret etmektedir. Türkiye'nin, iklim finansmanı konusundaki uluslararası müzakerelerde daha aktif bir rol üstlenmesi ve kaynakların adil dağılımı için çaba göstermesi beklenebilir.