Katar Dışişleri Bakanlığı, İran'ın Güney Kore'de dondurulmuş yaklaşık 6 milyar dolarlık varlığının henüz Tahran'a transfer edilmediğini doğruladı. Pazartesi günü yapılan açıklamada, bu varlıkların gelecekteki olası serbest bırakılmasının İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin seyrine bağlı olduğu vurgulandı. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dr. Macid bin Muhammed el-Ensari, Doha'nın bu süreçte arabuluculuk rolü üstlendiğini ancak fonların aktarımıyla ilgili henüz bir işlem yapılmadığını belirtti. Açıklama, ABD'li yetkililerin geçtiğimiz haftalarda İran'la dolaylı görüşmelerin ilerlediğine dair iyimser mesajlar vermesinin ardından geldi.
Aralık 2023 anlaşması ve Katar'ın kefilliği
Söz konusu fonlar, İran'ın Güney Kore'deki bankalarda bloke edilmiş petrol gelirlerinden oluşuyor. Aralık 2023'te Katar'ın arabuluculuğunda varılan bir anlaşmayla, bu varlıkların insani amaçlarla (gıda, ilaç ve tıbbi malzeme alımı) kullanılmak üzere Katar'daki bir bankaya aktarılması öngörülmüştü. Anlaşma çerçevesinde, İran'ın bu fonları yalnızca insani mallar için kullanacağına dair taahhüt vermesi ve Katar'ın da denetim garantisi sunması bekleniyordu. Ancak 2024 başlarında İran ile ABD arasındaki nükleer görüşmelerde yaşanan tıkanma, fonların serbest bırakılmasını erteledi. Son olarak Umman'da devam eden dolaylı görüşmelerde, ABD'nin İran'ın nükleer programına ilişkin endişeleri ve İran'ın yaptırımların hafifletilmesi talepleri arasında bir denge aranıyor.
Katar Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması, özellikle ABD'li yetkililer Steve Witkoff ve Brett McGurk'ün bölge temasları sırasında fon transferine yeşil ışık yakıldığı yönündeki spekülasyonları yalanlar nitelikte. Kaynaklar, Qatar'ın İran'a ait olduğu iddia edilen 6 milyar doların Doha'daki bir hesapta tutulduğunu ancak Tahran'ın bu paraya erişiminin henüz mümkün olmadığını bildirdi.
Bölgesel boyut: Nükleer müzakereler ve Körfez dengeleri
Gelişme, ABD ile İran arasında Umman'da devam eden dolaylı müzakerelerin hassas bir aşamada olduğunu gösteriyor. İran, nükleer anlaşma (JCPOA) yeniden canlandırılmazsa uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artıracağını sinyallerken, ABD ise İran'ın bölgesel milis güçleri ve balistik füze programı konusunda kısıtlama istiyor. Katar, bu süreçte hem ABD ile hem İran'la iyi ilişkilerini kullanarak arabuluculuk rolünü pekiştirmeye çalışıyor. Ancak fonların serbest bırakılmaması, Tahran'da Washington'a yönelik güvensizliği artırabilir. Öte yandan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programına ve bölgesel nüfuzuna karşı temkinli bir duruş sergiliyor. Katar'ın arabuluculuğu, Doha'nın bölgedeki bağımsız dış politika vizyonunun bir yansıması olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji koridoru ve bölgesel diplomasi stratejileri açısından iki yönlü bir önem taşıyor. Birincisi, İran ile ABD arasında olası bir yumuşama, Türkiye'nin doğalgaz tedarikinde İran'a olan bağımlılığını (yıllık yaklaşık 10 milyar metreküp) istikrara kavuşturabilir ve Tahran'a yönelik yaptırım baskısını azaltarak ticaret hacmini artırabilir. İkincisi, Katar'ın arabuluculuk rolü, Türkiye'nin de benzer bir pozisyon benimsediği bir dönemde (Ukrayna-Rusya tahıl koridoru gibi) Doha'nın bölgesel ağırlığını göstermesi açısından örnek teşkil ediyor. Ancak fonların serbest kalmaması, İran'da mevcut hükümetin Batı'ya karşı elini zayıflatırken, Türkiye'nin İran'la enerji ve ticaret alanında yeni anlaşmalar yapma fırsatını da geciktirebilir. Türkiye'nin Katar ile askeri ve diplomatik işbirliği göz önüne alındığında, Doha'nın bu süreçteki başarısı Ankara'nın da çıkarına olacaktır.