Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, ABD'nin Körfez bölgesindeki askeri varlığının güvenlik için yeterli olmadığını belirterek, bölge ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini güçlendirmesi ve kolektif güvenlik mekanizmaları oluşturması gerektiğini vurguladı. Al Sani, bu açıklamayı Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen bir güvenlik konferansında yaptı.
ABD askeri varlığı ve Körfez güvenliği
ABD, Körfez'de uzun yıllardır önemli bir askeri varlık bulunduruyor. Katar'daki El Udeyd Hava Üssü, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) en büyük üslerinden biri konumunda. Bahreyn'deki Beşinci Filo Karargahı, Kuveyt ve BAE'deki çeşitli tesisler de Washington'ın bölgedeki askeri ağının parçaları. Ancak son yıllarda özellikle 2019'da Suudi Arabistan'daki tesislere yönelik saldırılar ve İran ile artan gerilim, Körfez ülkelerinin ABD şemsiyesine olan güvenini sarstı.
Katar, 2017-2021 yılları arasında Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır tarafından uygulanan abluka sırasında ABD ile ilişkilerini korumuş, hatta El Udeyd Üssü'nün genişletilmesine izin vermişti. Ancak Doha, aynı zamanda İran ve Türkiye ile de dengeli ilişkiler yürütüyor. Bu çok yönlü diplomasi, Katar'ın güvenlik yaklaşımının temelini oluşturuyor.
Bölgesel güvenlik arayışları
Al Sani'nin açıklamaları, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında uzun süredir devam eden ortak savunma ve güvenlik işbirliği arayışlarının bir yansıması. KİK bünyesinde 1980'lerden bu yana ortak savunma anlaşmaları bulunsa da, üye ülkeler arasındaki siyasi anlaşmazlıklar ve farklı öncelikler etkili bir kolektif güvenlik mekanizmasının kurulmasını engelledi. Özellikle 2017 ablukası, KİK içindeki derin çatlakları gözler önüne serdi.
Son dönemde Çin'in bölgedeki ekonomik ve diplomatik etkisini artırması, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı ve İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlikler, Körfez ülkelerini yeni güvenlik denklemleri aramaya itiyor. Katar, bu arayışta hem ABD ile ilişkilerini koruyup hem de bölgesel diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor.
ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi ve Irak'taki asker sayısını azaltma kararı, Körfez'de ABD'nin bölgeye olan bağlılığının sorgulanmasına yol açtı. Washington'un önceliklerini Asya-Pasifik'e kaydırması, Körfez ülkelerinde güvenlik endişelerini artırdı. Al Sani'nin sözleri, bu belirsizlik ortamında bölge ülkelerinin kendi kapasitelerini geliştirme ihtiyacına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Katar'ın ABD'nin güvenlik garantilerine yönelik sorgulaması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki rolünü güçlendirebilir. Türkiye, Katar ile strateik ortaklığını sürdürüyor; Doha'daki Türk askeri üssü, 2017 ablukasında Katar'a verilen desteğin simgesiydi. Ankara, Körfez'de çok taraflı güvenlik mekanizmalarının oluşturulmasında kendisini denge unsuru olarak konumlandırabilir. Ayrıca, ABD'nin bölgedeki angajmanının azalması, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı ve askeri işbirliği anlaşmaları için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak bu süreçte İran ve Suudi Arabistan ile ilişkilerin hassas dengesi korunmalı.