Katar, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin yeniden canlandırılması için iki tarafın yetkilileriyle günlük temas halinde olduklarını açıkladı. Doha yönetimi ayrıca Tahran'a, küresel enerji arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisini derhal yeniden sağlama çağrısında bulundu. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman el-Tani, Körfez İşbirliği Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, bölgesel istikrarın ve enerji piyasalarının güvenliğinin sağlanması için diyalog kanallarının açık tutulmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Katar, uzun süredir ABD ve İran arasında arabuluculuk rolü üstleniyor. 2023 yılında, iki ülke arasında mahkum takası ve İran'ın dondurulmuş varlıklarına erişim konusunda gayri resmi bir anlaşmaya aracılık etmişti. Bu çerçevede, Katar'ın günlük temasları, tarafların dolaylı müzakerelere yeniden başlama olasılığını değerlendirdiği bir döneme denk geliyor. Ancak İran'ın son dönemde Hürmüz Boğazı'na yönelik tehditleri ve bölgedeki askeri tatbikatları, gerilimin yeniden tırmanmasına neden oldu.
Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, “Hürmüz Boğazı'ndan geçişin serbestliği uluslararası hukukun bir gereğidir ve küresel ekonominin istikrarı için hayati önem taşır. Bu nedenle tüm tarafları itidal ve diyaloğa davet ediyoruz” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, İran'ın boğazı kapatma tehditlerinin kabul edilemez olduğu ve bu tür eylemlerin bölgesel güvenliği ciddi şekilde tehdit ettiği vurgulandı.
ABD tarafında ise Başkan Donald Trump yönetimi, İran'a yönelik “maksimum baskı” politikasını sürdürüyor. Ancak Washington yönetimi, son haftalarda dolaylı görüşmelere açık oldukları sinyalini verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, “Katar dahil bölgesel ortaklarımızın bu çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Diplomasi her zaman tercihimizdir” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli bir kısmının geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliğinin merkezinde yer alıyor. Boğazın kapatılması veya seyrüseferin kısıtlanması, petrol fiyatlarında ciddi artışlara ve küresel ekonomide dalgalanmalara yol açabilir. Bu nedenle, Katar'ın çağrısı sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel bir öneme sahip.
Uzmanlar, Katar'ın bu girişiminin, tarihsel olarak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin gölgesinde kalan Doha'nın bölgesel diplomasideki etkisini artırma hedefiyle örtüştüğünü belirtiyor. Katar, 2017-2021 yılları arasında yaşanan Körfez krizi sonrasında bağımsız dış politikasını güçlendirmeye çalışıyor. Aynı zamanda, Katar'ın İran ile doğrudan gaz sahası paydaşı olması, bu iki ülke arasındaki ilişkilerin pragmatik düzeyde ilerlemesine katkı sağlıyor.
İran'ın ise Katar'ın arabuluculuğuna sıcak bakıp bakmadığı belirsizliğini koruyor. Tahran yönetimi, ABD'nin yaptırımlarının kaldırılması ve nükleer anlaşmanın yeniden tesis edilmesi için görüşmelere istekli olduğunu defalarca dile getirdi. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Görüşmelerin yeniden başlaması için uygun zeminin oluşması gerektiğini” ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliklerden doğrudan etkilenebilecek konumda. Boğazın kapatılması, petrol ve doğalgaz fiyatlarında ciddi artışlara yol açabilir, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında enerji arz güvenliğine verdiği önem göz önüne alındığında, bölgesel istikrar Türkiye için kritik. Katar'ın arabuluculuk çabaları, Türkiye'nin de desteklediği bir diplomasi kanalı olarak olumlu karşılanabilir. Türkiye, hem ABD hem de İran ile diyalog kurabilen ender ülkelerden biri olarak, bu sürecin başarıya ulaşması için yapıcı bir rol oynayabilir.