Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan Uygur bir baba, 40 yıl önce terk edilmiş bir Çinli bebeği evlat edinerek büyüttü. Şimdi ise kızının Çin hapishanesinden salıverilmesi için mücadele ediyor. Abdurahman adlı baba, karton bir kutuda bulduğu bebeği kendi çocuğu gibi yetiştirdi. Ancak yıllar sonra kızı, Çin hükümeti tarafından tutuklanarak hapse atıldı. Baba, kızının masum olduğunu ve bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini söylüyor.
Evlat Edinme Hikayesi ve Tutuklama
Abdurahman, 1980'lerin başında Sincan'da bir sokakta terk edilmiş bir bebek buldu. Bebeği karton bir kutunun içinde bulduğunu belirten baba, onu evine götürerek kendi kızı gibi büyüttü. Kızı, Çinli bir ailenin biyolojik çocuğu olmasına rağmen Uygur bir ailede büyüdü. Yıllar içinde kızı büyüdü ve evlendi. Ancak 2017 yılında Çin hükümeti tarafından "terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla tutuklandı. O zamandan beri cezaevinde tutuluyor. Baba, kızının herhangi bir suç işlemediğini, sadece etnik kimliği nedeniyle hedef alındığını iddia ediyor.
Çin makamları, Sincan'da güvenlik güçlerinin terörle mücadele kapsamında birçok kişiyi gözaltına aldığını kabul ediyor. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, bu tutuklamaların çoğunun keyfi olduğunu ve Uygur Türklerine yönelik baskıcı politikaların bir parçası olduğunu belirtiyor. Abdurahman, kızının tutuklanmasının ardından defalarca yetkililere başvurduğunu ancak olumlu bir yanıt alamadığını söylüyor. Kızının sağlık durumunun kötüleştiğini ve acil tıbbi yardıma ihtiyacı olduğunu dile getiriyor.
Çin'in Sincan Politikaları ve Uluslararası Tepkiler
Çin hükümeti, Sincan'da "terörizm ve aşırılıkla mücadele" kapsamında çok sayıda kişiyi "mesleki eğitim merkezleri" adı verilen kamplara yerleştirdi. Bu kampların varlığı ilk olarak 2017'de ortaya çıktı ve Birleşmiş Milletler ile insan hakları örgütleri tarafından sert şekilde eleştirildi. Çin, kampların gönüllü olduğunu ve radikalleşmeyi önlemeyi amaçladığını savunuyor. Ancak uluslararası kamuoyu, kamplarda tutulanların zorla tutulduğunu ve ağır işkence gördüğünü belirtiyor. Abdurahman'ın kızı gibi birçok Uygur, etnik kimlikleri nedeniyle tutuklanmış durumda. ABD, AB ve diğer birçok ülke, Çin'in Sincan politikalarını insan hakları ihlali olarak nitelendiriyor ve Çin'e yaptırımlar uyguluyor. Çin ise bu eleştirileri "içişlerine müdahale" olarak reddediyor.
Abdurahman'ın hikayesi, Sincan'daki ayrılıkçı politikaların sembolü haline geldi. Baba, kızının serbest bırakılması için uluslararası toplumdan destek bekliyor. Ancak Çin yönetimi, bu tür çağrıları dikkate almıyor. Abdurahman, kızını son olarak 2019'da gördüğünü ve o zamandan beri kendisinden haber alamadığını söylüyor. Kızının cezaevinde kötü muamele gördüğünden endişe ediyor. Uluslararası Af Örgütü, Abdurahman'ın kızının durumunu yakından takip ettiklerini ve Çin makamlarına serbest bırakılması çağrısında bulunduklarını açıkladı. Ancak Çin, uluslararası örgütlerin Sincan'daki duruma ilişkin raporlarını kabul etmiyor ve eleştirileri reddediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sincan'daki Uygur Türklerinin hakları konusunda uzun süredir duyarlılık gösteriyor. Ancak Çin ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Abdurahman'ın hikayesi, Türkiye'nin insan hakları savunuculuğu ile Çin ile olan ticari ilişkileri arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda Sincan'daki insan hakları ihlallerini dile getirmiyor. Çin, Türkiye'nin önemli bir ticari ortağı ve Kuşak-Yol projesinin kilit ülkesi. Bu nedenle Türkiye, Uygur meselesinde daha temkinli bir dil kullanmayı tercih ediyor. Ancak kamuoyu baskısı ve insan hakları örgütlerinin çağrıları, Türkiye'nin pozisyonunu etkileyebilir. Abdurahman'ın kızının durumu, Türkiye'nin Çin ile ilişkilerinde insan hakları boyutunu yeniden düşünmesi gerektiğini gösteriyor.