İsveç'te bir mahkeme, 61 yaşındaki bir adamı eşini para karşılığı 100'den fazla erkeğe 'acımasızca sömürerek' fuhuş yapmaya zorladığı gerekçesiyle 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırdı. Salı günü karara bağlanan davada sanık, 'ağırlaştırılmış pezevenklik', tecavüze teşebbüs, saldırı ve tehdit suçlarından hüküm giydi. Olay, İsveç'in güneyindeki Helsingborg kentinde yaşandı ve ülkede kadın ticaretiyle mücadele kapsamında önemli bir dava olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı: Sanık eşini nasıl sömürdü?
Mahkeme belgelerine göre, sanık 2019 ile 2022 yılları arasında eşini bir internet sitesi üzerinden reklam vererek müşterilere pazarladı. Kadın, eşinin tehditleri ve fiziksel şiddeti nedeniyle bu eylemlere zorlandı. Savcılık, sanığın eşini 'bir meta gibi' kullandığını ve her bir müşteriden 100 ila 200 avro arasında ücret aldığını belirtti. Sanık, ayrıca eşine tecavüze teşebbüs etmekle ve onu darp etmekle de suçlandı.
İsveç'te fuhuş yasaları oldukça katıdır; fuhuş yapmak suç değilken, fuhuştan para kazanmak (pezevenklik) ve müşteri olmak suçtur. Bu dava, ülkede kadınlara yönelik şiddet ve sömürüyle mücadelede önemli bir emsal teşkil ediyor. Helsingborg Bölge Mahkemesi, sanığın eylemlerini 'son derece acımasız' olarak nitelendirdi ve cezayı ağırlaştırdı.
Bölgesel ve küresel boyut: İsveç'te insan ticareti ve kadına şiddet
Bu dava, İsveç'in kadın ticareti ve cinsel sömürüyle mücadele konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. İsveç, 1999 yılında fuhuş müşterilerini suç sayan ilk ülke olmuştu. Bu model, daha sonra Norveç, İzlanda, Kanada ve Fransa gibi ülkeler tarafından da benimsendi. Ancak, bu tür vakalar ülkede hâlâ yaşanıyor ve yeraltı ekonomisinde kadınların sömürülmesi devam ediyor. Avrupa Birliği üyesi olan İsveç, insan ticaretiyle mücadelede AB direktiflerine uyum sağlamakla birlikte, bu tür olayların önlenmesi için daha fazla çaba harcanması gerektiğini gösteriyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 4,9 milyon kişi cinsel sömürü amaçlı insan ticaretine maruz kalıyor. İsveç'te bu sayı diğer ülkelere kıyasla düşük olsa da, her bir vaka toplumsal farkındalık açısından önem taşıyor. Davanın sonucu, mağdurların adalete erişimi konusunda da umut verici bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin kadına yönelik şiddet ve insan ticaretiyle mücadele politikaları açısından dolaylı bir örnek teşkil etmektedir. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararıyla kadın hakları konusunda uluslararası eleştirilere maruz kalırken, İsveç gibi ülkelerde bu tür davaların caydırıcı cezalarla sonuçlanması, karşılaştırmalı bir perspektif sunuyor. Her ne kadar doğrudan bir etkisi olmasa da, Türkiye'de de benzer suçlarla mücadelede yasal düzenlemelerin etkinliğini sorgulatmaktadır. Küresel kadın ticaretiyle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.