Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın ticari denizcilik üzerindeki yıkıcı etkisi, Karadeniz'i dünyanın en ölümcül deniz ticaret hattı haline getirdi. Bölgede hayatını kaybeden ticari denizcilerin sayısı, Basra Körfezi gibi geleneksel riskli sulardaki ölümleri geride bıraktı. Bu durum, küresel deniz ticareti ve güvenliği açısından ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Artan riskler ve can kayıpları
Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar, mayın tehdidi ve seyir güvenliğinin azalması nedeniyle can kayıpları artıyor. Uluslararası denizcilik örgütleri ve sigorta şirketleri, bölgede çalışan denizcilerin hayat sigortası primlerini yükseltirken, birçok armatör gemilerini geri çekme kararı aldı. Özellikle Ukrayna'nın tahıl koridoru anlaşmasının askıya alınmasının ardından bölgedeki gerilim daha da tırmandı. Rusya'nın Karadeniz Filosu'na yönelik Ukrayna saldırıları ve Rusya'nın liman altyapısına düzenlediği füze saldırıları, sivil denizcileri doğrudan hedef haline getirdi.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, 2022'den bu yana Karadeniz'de en az 20 ticari gemi hasar gördü veya batırıldı. Bu saldırılarda çok sayıda denizci yaralandı veya hayatını kaybetti. Ölüm oranları, Basra Körfezi'ndeki korsanlık ve bölgesel çatışmalardan kaynaklanan kayıpları aşmış durumda. Denizcilik sendikaları, bölgede çalışan denizcilerin psikolojik olarak da büyük baskı altında olduğunu ve birçok denizcinin artık Karadeniz'e gitmeyi reddettiğini belirtiyor.
Küresel ticaret ve güvenlik üzerindeki etkiler
Karadeniz, tahıl, petrol ve diğer emtia ticaretinde kritik bir koridor. Ukrayna ve Rusya, dünya tahıl ihracatının önemli bir bölümünü karşılıyor. Savaş nedeniyle bu ticaret sekteye uğrarken, küresel gıda fiyatları üzerinde de baskı oluşuyor. Ayrıca, sigorta maliyetlerindeki artış ve denizcilik şirketlerinin bölgeden çekilmesi, tedarik zincirlerinde aksamalara yol açıyor. NATO ve AB, bölgedeki deniz güvenliğini artırmak için çeşitli girişimlerde bulunsa da, ticari gemilerin korunması için kapsamlı bir mekanizma henüz oluşturulamadı. Uzmanlar, Karadeniz'deki istikrarsızlığın uzun vadede küresel deniz ticaretinin yapısını değiştirebileceğini ve alternatif rotaların önem kazanacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Karadeniz'de artan denizcilik riskleri, Türkiye'nin enerji ve ticaret güvenliğini doğrudan etkiliyor. Montrö Boşazlar Sözleşmesi kapsamında boğazlar üzerindeki kontrolünü sürdüren Türkiye, bölgedeki istikrarsızlığın Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerle ilişkilerini ve NATO içindeki konumunu yakından ilgilendiriyor. Türk armatörler ve denizciler için artan güvenlik riski, sigorta maliyetlerini yükseltirken, Türkiye'nin tahıl koridoru gibi kritik girişimlerdeki arabuluculuk rolünü de zorlaştırıyor. Ayrıca, Karadeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel ticaret yolları üzerindeki stratejik hedeflerini olumsuz etkiliyor.