Küresel piyasalar, üçüncü çeyrek şirket kârlarının hisse senedi piyasasını destekleyip destekleyemeyeceğini gösterecek kritik bir bilanço sezonuna giriyor. Yüksek kâr beklentileri, faiz oranları ve petrol fiyatlarına ilişkin endişeleri şimdilik gölgeliyor. Ancak bir uzman, piyasaların "aşırı derecede rehavete kapıldığı" uyarısında bulunuyor.
Kâr Sezonu ve Piyasa Beklentileri
ABD'de üçüncü çeyrek bilanço sezonu, yatırımcıların merakla beklediği verileri sunmaya hazırlanıyor. FactSet verilerine göre, S&P 500 şirketlerinin kârlarının bir önceki yılın aynı dönemine göre ortalama %4 artması bekleniyor. Bu, 2022'nin son çeyreğinden bu yana en yavaş büyüme oranı olsa da, hâlâ pozitif bir seyir izleniyor. Teknoloji devleri ve bankalar başta olmak üzere birçok sektörden güçlü sonuçlar gelmesi durumunda, piyasaların mevcut seviyelerini koruyabileceği düşünülüyor.
Ancak uzmanlar, bu iyimserliğin bazı riskleri beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. Faiz oranlarının uzun süre yüksek kalacağı beklentisi ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, şirket kârlılıkları üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle enerji maliyetlerindeki artış, üretim ve lojistik sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların marjlarını daraltabilir.
Faiz ve Petrol Fiyatları Endişesi
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası, piyasaların ana gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Fed'in enflasyonla mücadelede kararlı adımlar atmaya devam etmesi, borçlanma maliyetlerini yukarı çekerek şirketlerin yatırım kararlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, jeopolitik gerilimler ve arz kesintileri petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabilir. Bu durum, hem enflasyonu hem de şirket maliyetlerini artırarak kâr beklentilerini tehdit ediyor.
Uzmanlar, piyasaların bu riskleri yeterince fiyatlamadığını belirtiyor. Son dönemde hisse senedi endekslerinin rekor seviyelere yaklaşması, yatırımcıların iyimserliğini yansıtıyor. Ancak bu iyimserlik, beklenenden kötü gelen kâr rakamları veya jeopolitik bir şokla hızla tersine dönebilir. Özellikle yüksek değerlemeler, piyasaların düzeltme riskini artırıyor.
Uzman Uyarısı: Aşırı Rehavet
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan bir piyasa uzmanı, yatırımcıların aşırı iyimser olduğunu ve olası riskleri göz ardı ettiğini vurguladı. Uzman, "Piyasalar şu anda aşırı derecede rehavete kapılmış durumda. Kâr sezonu beklentilerin altında kalırsa, sert bir satış dalgası görebiliriz" ifadelerini kullandı. Bu uyarı, özellikle küresel ekonomik yavaşlama sinyallerinin arttığı bir dönemde dikkat çekici.
Öte yandan, bazı analistler, şirketlerin maliyet kontrolü ve verimlilik artışı sayesinde kârlılıklarını koruyabileceğini savunuyor. Teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımları ve bulut bilişim gibi alanlardaki büyümesi, sektörün genel performansını destekleyebilir. Ancak bu iyimser senaryo, küresel ticaret hacmindeki daralma ve tüketici talebindeki yavaşlama ile çelişiyor.
Küresel Piyasalara Etkisi
ABD'deki kâr sezonu, dünya genelindeki hisse senedi piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Avrupa ve Asya borsaları, ABD'li şirketlerin performansından etkilenebilir. Özellikle ihracatçı ülkeler için ABD'deki talep koşulları kritik önem taşıyor. Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar ise küresel risk iştahındaki değişimlere duyarlı.
Fed'in faiz kararları ve petrol fiyatları, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını etkileyerek yerel para birimleri ve borsalar üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle, üçüncü çeyrek kâr sezonu sadece ABD için değil, küresel ekonomi için de bir test niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki kâr sezonu ve Fed'in faiz politikası, Türkiye ekonomisi için de dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'de açıklanacak şirket kârları, küresel risk iştahını etkileyerek gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını belirleyecek. Kârların beklentilerin altında kalması, riskten kaçınma eğilimini artırarak TL üzerinde baskı oluşturabilir ve borsa İstanbul'da satış baskısı yaratabilir. Öte yandan, petrol fiyatlarındaki olası bir yükseliş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artırarak cari açığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, küresel kâr sezonu ve emtia fiyatları, Türkiye'nin makroekonomik istikrarı açısından yakından takip edilmeli.