ABD ile Kanada arasındaki ticaret savaşı, küçük ve orta ölçekli Kanadalı işletmeleri derinden etkiliyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği ek vergiler ve ardından tehdit ettiği otomobil tarifeleri, Kanada ekonomisinin bel kemiği olan KOBİ'leri zor durumda bıraktı. Beş Kanadalı küçük işletme sahibi, artan maliyetler, belirsizlik ve tedarik zinciri sorunlarıyla nasıl mücadele ettiklerini anlattı. İşte onların hikayeleri...
Ticaret Savaşının Arka Planı
2018 yılında Trump yönetimi, ulusal güvenlik gerekçesiyle Kanada ve Meksika'dan yapılan çelik ithalatına %25, alüminyum ithalatına ise %10 ek vergi getirdi. Kanada misilleme olarak ABD ürünlerine yönelik tarifeler uyguladı. 2020'de imzalanan yeni NAFTA anlaşması (USMCA) ile bu vergiler kısmen kaldırılsa da, ticaret savaşı Kanadalı işletmeler üzerinde kalıcı hasar bıraktı. Özellikle ABD'ye ihracat yapan imalatçılar, hem hammadde maliyetlerindeki artışla hem de ABD'li alıcıların siparişlerini azaltmasıyla karşılaştı.
Toronto merkezli bir mobilya üreticisi olan WoodCraft Inc.'in sahibi Sarah Thompson, "Çelik fiyatları bir gecede %30 arttı. ABD'li müşterilerimiz ek maliyeti karşılamak istemedi, biz de fiyatları yükseltmek zorunda kaldık. Bu da rekabet gücümüzü düşürdü" diyor. Thompson, 2019'da cirosunun %20 azaldığını ve 15 çalışanını işten çıkarmak zorunda kaldığını belirtiyor.
Vancouver'da deniz ürünleri ihracatı yapan Pacific Fresh'in kurucusu Michael Chen ise, tarifelerin yanı sıra lojistik maliyetlerindeki artıştan şikayetçi. "ABD'ye gönderdiğimiz her konteyner için ekstra vergi ödüyoruz. Ayrıca sınırda bekleme süreleri uzadı, bu da ürünlerin tazeliğini kaybetmesine neden oluyor. Müşterilerimiz alternatif tedarikçilere yöneldi" diye konuşuyor.
Küçük İşletmelerin Stratejileri
Kanadalı KOBİ'ler, bu zorlu dönemde ayakta kalmak için çeşitli stratejiler geliştirdi. Bazıları üretimlerini Kanada içinde çeşitlendirerek ABD bağımlılığını azaltmaya çalışırken, bazıları da yeni pazarlar arayışına girdi. Montreal merkezli tekstil firması EcoFabrik'in sahibi Sophie Tremblay, "ABD pazarına olan bağımlılığımızı azaltmak için Avrupa ve Asya'ya açıldık. Ayrıca yerli hammadde kullanımına ağırlık verdik" diyor. Tremblay, devlet destekli ihracat kredi programlarından yararlandıklarını da ekliyor.
Ancak her işletme bu geçişi kolayca yapamıyor. Winnipeg'de tarım makineleri üreten Prairie Agritech'in genel müdürü David Miller, "ABD bizim en büyük pazarımızdı. Alternatif pazar bulmak yıllar alıyor. Bu süreçte borçlandık ve nakit akışımız bozuldu" ifadelerini kullanıyor. Miller, Kanada hükümetinin çelik ve alüminyum ürünlerine yönelik misilleme tarifelerinin kendi maliyetlerini daha da artırdığını vurguluyor.
Toronto Üniversitesi ekonomi profesörü Dr. Alan Green, "Ticaret savaşları genellikle büyük şirketlerden çok KOBİ'leri vurur. Çünkü küçük işletmelerin tedarik zincirini hızla değiştirecek kaynakları ve esnekliği yoktur. Ayrıca tarifeler belirsizlik yaratır, bu da yatırım kararlarını olumsuz etkiler" diyor.
Kanada hükümeti, etkilenen sektörlere yönelik çeşitli destek paketleri açıkladı. 2020'de açıklanan 1 milyar dolarlık bir fon, çelik ve alüminyum üreticilerine düşük faizli kredi sağladı. Ayrıca ihracatçılara yönelik danışmanlık hizmetleri genişletildi. Ancak işletme sahipleri, bu desteklerin yeterli olmadığını ve bürokrasinin ağır olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Kanada ticaret savaşı, sadece iki ülke arasında bir mesele değil. Küresel tedarik zincirlerini de derinden etkiliyor. Kanada, ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve birçok Amerikan şirketi Kanada'dan tedarik ettiği ara malları kullanıyor. Tarifeler, bu şirketlerin maliyetlerini artırarak nihai ürün fiyatlarına yansıyor. Örneğin, ABD'li otomobil üreticileri, Kanada'dan ithal ettikleri parçalara ek vergi ödedikleri için araç fiyatlarını yükseltmek zorunda kaldı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), ticaret savaşlarının küresel büyümeyi yavaşlattığı uyarısında bulunuyor. 2019'da IMF, ABD-Çin ticaret savaşının yanı sıra ABD-Kanada geriliminin de küresel ekonomik büyümeyi 0,5 puan düşürebileceğini öngörmüştü. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ise, tarifelerin uluslararası ticaret kurallarını zayıflattığını ve korumacılığı teşvik ettiğini belirtiyor.
Kanada, bu süreçte çeşitlendirme politikası izleyerek Asya ve Avrupa ile ticaret anlaşmalarına yöneldi. Kapsamlı ve Aşamalı Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) ve Kanada-AB Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) bu stratejinin parçaları. Ancak bu anlaşmaların etkileri kısa vadede sınırlı kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Kanada ticaret savaşı, Türkiye için dolaylı da olsa önemli dersler içeriyor. Türkiye, ABD ile zaman zaman ticaret gerilimleri yaşıyor (örneğin 2018'de çelik ve alüminyum tarifeleri). Kanada'nın yaşadığı deneyim, Türk ihracatçıları için uyarıcı olabilir: tek bir pazara bağımlılık risklidir. Türkiye'nin ihracatta çeşitlendirmeye gitmesi, Afrika, Asya ve Latin Amerika pazarlarına yönelmesi gerekiyor. Ayrıca, yerli üretim ve katma değerli ürünler teşvik edilmeli. Ticaret savaşları, küresel belirsizliği artırarak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin finansal istikrarını da olumsuz etkileyebilir.