Kanada federal hükümeti, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, tek sağlık sorunu akıl hastalığı olan kişilerin doktor yardımlı ölüme erişimini yasaklayan mevzuatı ileriye taşıyacağını duyurdu. Bu adım, iktidardaki Liberal Parti'nin, doktor yardımlı ölüm hakkına kimlerin sahip olacağı konusunda büyüyen anlaşmazlığa bir yanıt olarak geldi. Karar, ülkede yıllardır süren etik ve hukuki tartışmaların son halkası olarak değerlendiriliyor.
Yasanın Arka Planı ve Tartışmalar
Kanada'da 2016 yılında yürürlüğe giren ve "Tıbbi Yardımlı Ölüm" (MAID) olarak bilinen yasa, ölümcül hastalığı olan yetişkinlerin doktor yardımıyla hayatlarını sonlandırmasına izin veriyordu. 2021'de yapılan bir değişiklikle, ölümün "makul ölçüde öngörülebilir" olması şartı kaldırıldı; ancak akıl hastalığı olan kişiler için iki yıllık bir erteleme getirildi. Bu erteleme süresi Mart 2023'te dolacaktı. Fakat hükümet, sağlık sisteminin ve toplumun buna hazır olmadığı gerekçesiyle süreyi 2024 Mart'ına kadar uzattı. Şimdi ise Çarşamba günü yapılan açıklamayla, akıl hastalığı olan kişiler için istisnanın daha da uzatılması planlanıyor.
Konuya ilişkin adalet bakanlığı yetkilileri, yeni yasa tasarısının önümüzdeki haftalarda parlamentoya sunulacağını belirtti. Tasarının, akıl hastalığının tek başına ölüm yardımı için yeterli bir gerekçe olmadığını açıkça ortaya koyması bekleniyor. Hükümet yetkilileri, bu kararın bilimsel verilere ve uzman görüşlerine dayandığını vurguluyor. Kanada Tabipler Birliği ve psikiyatri dernekleri, akıl hastalığı olan bireylerin karar verme yetisinin dalgalanabileceğini ve bu tür bir uygulamanın kötüye kullanılabileceğini savunuyor.
Muhalefet partileri ise kararı farklı yönlerden eleştiriyor. Muhafazakâr Parti, hükümetin konuyu sürekli erteleyerek belirsizlik yarattığını söylerken, Yeni Demokrat Parti (NDP) ve bazı sivil toplum kuruluşları, akıl hastalarının haklarının kısıtlandığını ve ayrımcılığa uğradığını dile getiriyor. Öte yandan, engelli hakları savunucuları, yasanın genişletilmesinin savunmasız gruplar üzerinde baskı oluşturacağı endişesini taşıyor.
Küresel Boyut ve Diğer Ülke Uygulamaları
Kanada, doktor yardımlı ölüm konusunda dünyada en kapsamlı yasalara sahip ülkelerden biri. Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İsviçre ve İspanya gibi ülkelerde de çeşitli biçimlerde ölüm yardımı yasal. Ancak akıl hastalığı tek gerekçe olduğunda uygulama ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Hollanda'da 2023'te akıl hastalığı nedeniyle ölüm yardımı başvuruları artmış durumda; Belçika'da ise 2014'ten bu yana yaş sınırı olmaksızın akıl hastaları da bu haktan yararlanabiliyor. Kanada'nın bu konudaki temkinli yaklaşımı, uluslararası alanda dikkatle izleniyor.
Dünya Tabipler Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar, ülkeleri ölüm yardımı yasalarını hazırlarken kırılgan grupları korumaya çağırıyor. Kanada'nın kararı, bu çağrılarla uyumlu görünüyor; zira hükümet, akıl hastalığının karmaşıklığını ve tedavi süreçlerinin belirsizliğini gerekçe gösteriyor. Yine de tartışma, bireysel özerklik ile toplumsal koruma arasındaki dengeyi yeniden alevlendirmiş durumda.
Kanada'da kamuoyu yoklamaları, halkın büyük çoğunluğunun ölümcül hastalık durumunda ölüm yardımını desteklediğini, ancak akıl hastalığı söz konusu olduğunda desteğin düştüğünü gösteriyor. Bu bölünme, siyasi partilerin pozisyon almasını zorlaştırıyor. Önümüzdeki dönemde parlamento komitelerinde yapılacak görüşmelerde, psikiyatristler, hukukçular ve hasta yakınlarının tanıklıkları belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'nın ölüm yardımı yasasındaki bu değişiklik, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da küresel etik ve insan hakları tartışmaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye'de ötanazi yasal değil; ancak tıbbi etik ve hasta hakları alanında benzer tartışmalar zaman zaman gündeme geliyor. Kanada'nın akıl hastalığı konusundaki temkinli tutumu, Türkiye'deki sağlık politikaları ve yasal düzenlemeler için bir referans olabilir. Ayrıca, uluslararası alanda yükselen bu tür düzenlemeler, Türkiye'nin insan hakları ve sağlık diplomasisindeki pozisyonunu etkileyebilir. Türkiye, ölüm yardımı konusunda henüz yasal bir çerçeve oluşturmamış olsa da, gelecekteki olası tartışmalarda bu tür uluslararası deneyimlerden faydalanabilir.