Kanada'nın en prestijli kovboy festivali Calgary Stampede, bu yıl geleneksel rodeo gösterilerinin yanı sıra siyasi bir gerilime de sahne oluyor. Alberta eyaletinin Kanada'dan ayrılmasına yönelik Ekim ayında yapılması planlanan referandum öncesinde, ülke genelinde Brexit benzeri bir şok yaşanacağı endişesi yaygın. Eyalet yönetiminin petrol zengini topraklar üzerindeki egemenlik talebi, Ottawa ile Alberta arasındaki bağları kopma noktasına getirdi.
Krizin arka planı: Enerji politikaları ve ekonomik uçurum
Birleşmiş Milletler'in iklim değişikliği raporları ve Kanada merkezi hükümetinin karbon vergisi politikaları, Alberta'nın fosil yakıt temelli ekonomisini hedef alıyor. Eyalet, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 15'ini üretmesine rağmen, federal bütçeden aldığı payın dengesiz olduğunu savunuyor. Alberta Başbakanı Danielle Smith, geçen ay yaptığı açıklamada, 'Ottawa bizi sömürüyor. Petrol gelirlerimizle ülkeyi ayakta tutuyoruz ama karşılığında hiçbir şey almıyoruz' ifadelerini kullandı.
Referandum sürecinde, Alberta Egemenlik Yasası olarak bilinen yasa tasarısı eyalet meclisinden geçirildi. Bu yasa, federal yasaların eyalette uygulanmasını engelleme yetkisi veriyor. Enerji sektörü temsilcileri, Alberta'nın Kanada'dan ayrılması halinde ülkenin GSYİH'sının yüzde 20'sini kaybedeceğini hesaplıyor. Calgary Üniversitesi'nden siyaset bilimci Dr. Lisa Young, 'Stampede gibi bir etkinlik, aslında Alberta'nın kültürel kimliğinin bir yansımasıdır. Ayrılıkçılık duygusu burada daha güçlü hissediliyor' diye konuştu.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD-İngiltere senaryoları
Alberta'nın ayrılması durumunda, Kuzey Amerika jeopolitiğinde önemli değişimler yaşanabilir. Alberta, ABD'ye petrol ihracatının büyük kısmını gerçekleştiren Keystone XL boru hattına ev sahipliği yapıyor. Washington yönetimi, olası bir ayrılık sonrası eyaletle ikili anlaşmalar yapmak zorunda kalabilir. Ayrıca, Kanada'nın Arktik egemenliği konusunda da zafiyet oluşacağı belirtiliyor.
Brexit referandumuna benzer şekilde, Alberta'daki ayrılıkçı hareketin öncüleri, 'Kurtuluş Günü' söylemini kullanıyor. Ancak ekonomistler, Alberta'nın uluslararası piyasalarda karşılaşacağı zorluklara dikkat çekiyor. İngiltere'nin Brexit sonrası ticaret anlaşmalarında yaşadığı sıkıntılar, Alberta için uyarı niteliğinde. Kanada Merkez Bankası'nın eski başkanı Mark Carney, 'Alberta, kendi para birimini oluşturmak ve merkez bankası kurmak zorunda kalır. Bu da uzun vadeli istikrarsızlık anlamına gelir' değerlendirmesini yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Alberta'nın ayrılıkçılığı, Türkiye'nin enerji tedarikinde doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir. Kanada, ABD'den sonra en büyük petrol tedarikçisi konumunda ve Alberta bu üretimin merkezi. Türkiye, petrol ithalatının önemli bir kısmını Orta Doğu ülkelerinden karşılıyor; ancak Kuzey Amerika'daki arz kesintileri OPEC+ üzerinden fiyat baskısı yaratabilir. Ayrıca, bu tür ayrılıkçı hareketler, Türkiye'nin komşu bölgelerdeki etnik ayrılıkçılıkla mücadelesi açısından emsal teşkil edebilir. Türk dış politikası, çokuluslu devletlerin toprak bütünlüğünü savunma prensibiyle örtüşen bir duruş sergileyerek, Kanada'nın birliğini destekleme yönünde hareket edebilir.