Kanada'nın, ABD'nin Kanada çelik ve alüminyum ürünlerine uyguladığı ek gümrük vergilerine karşılık olarak açıkladığı misilleme tarifeleri yürürlüğe girdi. Ottawa'nın kararı, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz ay Kanada ihracatına yönelik imzaladığı tarife kararnamesine doğrudan yanıt niteliğinde. Böylece iki komşu ve müttefik ülke arasındaki ticaret savaşı yeni bir aşamaya taşınmış oldu.
Gelişmenin Arka Planı: Tarifeden Tarifeye
ABD yönetimi, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamayla Kanada'dan ithal edilen çelik ve alüminyum ürünlerine yüzde 25 oranında ek gümrük vergisi getireceğini duyurmuştu. Karar, Trump'ın göreve geldiği ilk dönemde de gündeme gelen ancak pandemi sürecinde askıya alınan tarifelerin yeniden canlandırılması anlamına geliyordu. Beyaz Saray, söz konusu adımı "ulusal güvenlik gerekçesi" ve "ABD sanayisini koruma" ihtiyacıyla açıklamıştı.
Kanada hükümeti ise bu hamleyi "haksız ve gerekçesiz" olarak nitelendirerek misilleme sözü vermişti. Başbakan Justin Trudeau liderliğindeki kabine, hazırladığı karşı tarife listesini kamuoyuyla paylaşmış ve ABD menşeli bazı ürünlere aynı oranda vergi uygulanacağını bildirmişti. Söz konusu liste, çelik ve alüminyumun yanı sıra tarım ürünleri, dayanıklı tüketim malları ve bazı kimyasal maddeleri kapsıyor. Ottawa, toplamda yaklaşık 12,6 milyar dolarlık ABD ithalatını hedef aldığını açıklamıştı.
Yeni tarifelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte Kanada, ABD'den ithal ettiği ürünlere ek vergi uygulamaya başladı. Karar, Kanada sınırındaki gümrük kapılarında hemen uygulanmaya konuldu. Ticaret uzmanları, misilleme tarifelerinin iki ülke arasındaki ticaret hacmini kısa vadede daraltacağını, ancak uzun vadeli etkilerin belirsiz olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Müttefiklik Sınavı
ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi, sadece iki ülkeyi değil, Kuzey Amerika'nın tamamını ve küresel ticaret düzenini de yakından ilgilendiriyor. İki ülke, dünyanın en büyük ikili ticaret ilişkilerinden birine sahip. Yıllık ticaret hacmi 700 milyar doları aşan ABD-Kanada ticaret hattı, otomotivden enerjiye, tarımdan ileri teknolojiye kadar geniş bir yelpazede hayati önem taşıyor. Özellikle otomotiv sektörü, sınırın her iki tarafında kurulu tedarik zincirleri nedeniyle tarifelerden en çok etkilenecek alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Kanada'nın misilleme kararı, ABD'nin diğer ticaret ortakları tarafından da dikkatle izleniyor. Avrupa Birliği ve Japonya gibi aktörler, ABD'nin tek taraflı tarife hamlelerine karşı benzer adımlar atmayı değerlendiriyor. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ise tarifelerin uluslararası ticaret kurallarına uygunluğu konusunda inceleme başlatmış durumda. Uzmanlar, ABD'nin müttefiklerine yönelik tarife politikasının, Batı ittifakı içindeki güven bağlarını zayıflattığı görüşünde.
Kanada tarafı, misilleme tarifelerinin "orantılı ve ölçülü" olduğunu savunuyor. Trudeau hükümeti, diyalog kapısının açık olduğunu ancak ABD'nin tarifeleri kaldırmaması halinde ek önlemler alınabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Kanada'nın tarife listesini kademeli olarak genişletme yetkisi bulunuyor. Ottawa, ilk etapta 12,6 milyar dolarlık bir hacmi hedef alırken, toplamda 36 milyar dolara kadar ek tarife uygulama opsiyonunu masada tutuyor.
ABD tarafından yapılan açıklamalarda ise Kanada'nın misillemesinin "hayal kırıklığı" yarattığı ifade edildi. Beyaz Saray sözcüsü, tarifelerin ekonomiye zarar verdiği yönündeki eleştirileri reddederek, "Başkan Trump, Amerikan işçisini ve sanayisini korumak için kararlı adımlar atmaya devam edecek" dedi. Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Kanada ile teknik düzeyde görüşmelerin sürdüğünü ancak tarifelerin geri çekilmesinin gündemde olmadığını bildirdi.
Kanada kamuoyunda ise tarifelerin ekonomik yansımaları tartışılıyor. Bazı sektör temsilcileri, misillemenin Kanada tüketicisine ek maliyet getireceği uyarısında bulunurken, hükümet yetkilileri "ulusal çıkarların korunması" gerektiğini vurguluyor. Anketler, Kanadalıların büyük bölümünün ABD'ye karşı sert bir tutum alınmasını desteklediğini gösteriyor. Bu durum, Trudeau hükümetinin iç siyasette elini güçlendiriyor.
İki ülke arasındaki gerilim, sadece ticaretle sınırlı değil. Savunma iş birliği, enerji projeleri ve iklim politikaları gibi alanlarda da zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanıyor. Özellikle Keystone XL boru hattı projesinin iptal edilmesi ve savunma harcamaları konusundaki farklılıklar, ilişkilerdeki kırılganlığı artıran unsurlar arasında. Yeni tarife krizi, bu birikmiş sorunların üzerine ticaret cephesinde yeni bir halka eklemiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Kanada arasındaki tarife savaşı, küresel ticaret düzeninde korumacılığın arttığı bir döneme işaret ediyor. Türkiye, ABD'nin çelik ve alüminyum tarifelerinden daha önce benzer şekilde etkilenmiş ve misilleme dahil çeşitli önlemler almıştı. Kanada'nın hamlesi, Türkiye'nin DTÖ çerçevesinde yürüttüğü hukuki mücadeleye dolaylı destek sağlayabilir. Öte yandan, Kuzey Amerika'da ticaretin daralması, Türk ihracatçıları için alternatif pazar arayışlarını gündeme getirebilir. Türkiye'nin ABD ile yaşadığı tarife sorunlarına benzer bir misilleme pratiği geliştirmesi, ekonomik diplomasi açısından izlenmeye değer bir gelişme olarak öne çıkıyor.