ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), Salı günü mühürlü iddianameyi açarak Utah'ta görevli eski bir ABD Posta Servisi (USPS) çalışanını yaklaşık 300 posta oyunu çöpe atmakla suçladı. Federal büyük jüri, geçen hafta çarşamba günü Utah'ın Payson kentinde yaşayan 34 yaşındaki Damon Matai Seei hakkında 'yasa dışı gizleme, imha veya posta materyalini çıkarma' suçlamasıyla iddianame düzenledi. Olay, ABD'de seçim güvenliği ve posta yoluyla oy kullanma tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Olayın Arka Planı ve İddianame Detayları
Adalet Bakanlığı'nın açıkladığı iddianameye göre, Damon Matai Seei, USPS bünyesinde posta taşıyıcısı olarak görev yaptığı sırada, kendisine teslim edilen posta oylarını kasıtlı olarak imha etti. Yetkililer, Seei'nin Utah'ın güneyinde yer alan Payson ve çevresindeki posta kutularından topladığı oyları ayıklayarak çöpe attığını tespit etti. Söz konusu oyların büyük bölümünün 2024 genel seçimleri öncesinde postaya verildiği belirtiliyor. Federal savcılar, Seei'nin eylemlerinin 'seçim sürecine müdahale' niteliği taşıdığını vurguladı. Olayın ortaya çıkması, geçtiğimiz aylarda posta kutusu hırsızlıkları ve oy pusulalarına yönelik sabotaj iddialarının ardından geldi. Seei, hakkındaki suçlamayı kabul etmezse yargılanacak; suçlu bulunması halinde her bir oy pusulası için ayrı ceza alabilir. Adalet Bakanlığı, posta oylarının güvenliğinin demokratik sürecin temeli olduğunu ve bu tür eylemlerin titizlikle soruşturulacağını bildirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de posta yoluyla oy kullanma, özellikle 2020 seçimlerinden bu yana siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor. Eski Başkan Donald Trump ve müttefikleri, posta oylarının yaygın seçim sahtekarlığına yol açtığını iddia ederken, federal mahkemeler ve bağımsız denetim kurumları bu iddiaları defalarca reddetti. Utah olayı, her ne kadar yerel bir vaka gibi görünse de, ABD'nin seçim altyapısına yönelik güveni sarsabilecek nitelikte. USPS, ülke genelinde milyonlarca seçmene posta yoluyla oy taşıyor; bu hizmetin güvenliği, özellikle kırsal bölgelerde ve yaşlı nüfus arasında kritik önem taşıyor. Olayın ardından USPS, posta oylarının izlenmesi ve çalışan eğitimi konusunda yeni önlemler alacağını duyurdu. Öte yandan, bazı sivil toplum kuruluşları, posta çalışanlarının siyasi baskılara maruz kalabileceğini ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Federal yetkililer, olayın bir 'istisna' olduğunu ve seçim güvenliğinin genel olarak sağlam olduğunu vurgulasa da, vaka ABD kamuoyunda yankı uyandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki posta oylarına yönelik bu tür bir sabotaj girişimi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel ölçekte seçim güvenliği ve demokratik süreçlere yönelik artan riskleri gözler önüne seriyor. Türkiye, kendi seçim sisteminde benzer sorunlar yaşamamak için yurt dışı oylar ve elektronik oylama konusunda titiz düzenlemelere sahip. Ancak ABD'deki bu olay, NATO müttefiki ve stratejik ortak olan bir ülkede siyasi istikrarı sarsabilecek iç gelişmelerin, ittifak içi güven ve iş birliğini dolaylı yoldan etkileyebileceğini gösteriyor. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde seçim dönemlerinde yaşanan dalgalanmalara karşı temkinli yaklaşmalı; posta oyları tartışması, ABD'nin iç siyasetinde yeni bir kriz başlığı olarak uzun süre gündemde kalabilir.