Kanada'da çevre örgütleri, Başbakan Mark Carney liderliğindeki hükümetin iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kaldığı gerekçesiyle federal mahkemede dava açtı. Davacılar, hükümetin kilit iklim politikalarını geri çekip büyük enerji ve altyapı projelerini hızlandırmasının, ülkenin Paris İklim Anlaşması taahhütlerini ihlal ettiğini savunuyor. Dava, Kanada'nın sera gazı emisyonlarını azaltma hedeflerine ulaşamayacağı endişelerini artırıyor.
Gelişmenin arka planı
Mark Carney, Kasım 2023'te başbakanlık görevini devraldıktan sonra, selefi Justin Trudeau döneminde uygulamaya konan bir dizi çevre düzenlemesini rafa kaldırdı. Bunlar arasında karbon vergisi artışlarının ertelenmesi, petrol ve gaz projelerine yönelik çevresel denetimlerin hafifletilmesi ve yenilenebilir enerji sübvansiyonlarının kesilmesi yer alıyor. Aynı zamanda hükümet, Alberta'daki tarlar ve Britanya Kolumbiyası'ndaki doğalgaz boru hatları gibi büyük altyapı projelerine hızlı onay verdi.
Çevre grupları, bu adımların Kanada'nın 2030 yılına kadar emisyonlarını 2005 seviyelerine kıyasla %40-45 oranında azaltma hedefini tehlikeye attığını belirtiyor. Kanada, dünyanın en büyük dördüncü petrol üreticisi konumunda ve emisyonlarının büyük kısmı enerji sektöründen kaynaklanıyor. Dava, hükümetin iklim krizine karşı yasal yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla açılan ilk dava değil; 2021'de genç aktivistler benzer bir dava açmış ancak mahkeme talebi reddetmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Kanada'daki bu gelişme, küresel iklim politikalarında artan bir gerilimi yansıtıyor. Bir yandan ülkeler fosil yakıtlardan çıkış taahhütlerini yinelerken, diğer yandan enerji güvenliği ve ekonomik büyüme kaygılarıyla bu taahhütlerden geri adım atıyor. Avrupa Birliği ve ABD, Yeşil Mutabakat ve Enflasyonu Düşürme Yasası gibi programlarla iklim eylemlerini hızlandırırken, Kanada'nın tersine dönüşü bölgesel dengeleri etkileyebilir. Özellikle ABD-Kanada-Meksika Anlaşması (USMCA) kapsamında enerji ticaretinin yoğun olduğu Kuzey Amerika'da, Kanada'nın fosil yakıt üretimini artırması, ABD'nin iklim hedefleriyle çelişebilir. Ayrıca, Kanada'nın bu tutumu, uluslararası iklim müzakerelerinde gelişmekte olan ülkelere verilen taahhütlerin sorgulanmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede karbon emisyonlarını azaltma ve yenilenebilir enerjiye geçiş konularında benzer zorluklarla karşı karşıya. Kanada'nın iklim politikalarından geri adım atması, Türkiye'nin de benzer bir enerji-çevre dengesi arayışında olduğu bir dönemde yaşanıyor. Türkiye, Paris Anlaşması'nı onaylamış olsa da, kömür ve doğalgaza dayalı enerji üretimini sürdürüyor. Kanada'daki dava, uluslararası hukuk ve iç hukuk yoluyla iklim eyleminin zorlanabileceğini göstererek Türkiye'deki çevre gruplarına emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Kanada'nın enerji projelerini hızlandırması, küresel petrol ve doğalgaz fiyatlarını etkileyerek Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini dolaylı yoldan etkileyebilir.