Kanada'nın en büyük bankalarından Toronto-Dominion (TD) Bank, bazı çalışanlarının iş bilgisayarlarına yüklenecek bir yazılım aracılığıyla performanslarını izlemeye başlayacağını duyurdu. Reuters'ın ulaştığı bir iç yazıya göre, bankanın perakende ve çağrı merkezi birimlerinde çalışan binlerce kişi, yeni yazılım sayesinde “daha verimli” hale getirilecek. TD Bank sözcüsü konuya ilişkin yazılı açıklamasında, “Çalışanlarımızın iş yükünü daha iyi anlamak ve müşteri hizmetlerini iyileştirmek için bu teknolojiyi kullanıyoruz” ifadelerini kullandı. Ancak karar, Kanada'da işçi sendikaları ve mahremiyet savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı.
Gelişmenin arka planı: İş yerinde gözetim artıyor
TD Bank'ın bu hamlesi, COVID-19 sonrası dönemde işverenlerin evden çalışma düzenini sıkılaştırmasıyla paralel ilerliyor. Banka, yazılımın yalnızca çalışanların ekran süresi ve tuş vuruşlarını kaydedeceğini, kişisel verilere erişmeyeceğini belirtse de, uzmanlar bu tür sistemlerin çalışanlar üzerinde psikolojik baskı oluşturabileceğini vurguluyor. Kanada'nın en büyük özel sektör sendikalarından UNIFOR, bankanın kararını “güven bunalımı” olarak nitelendirirken, konuyu iş mahkemesine taşımayı değerlendirdiklerini açıkladı. TD Bank ise yazılımın gönüllülük esasına dayandığını ve performans değerlendirmesinde tek kriter olmayacağını savunuyor.
Bu gelişme, küresel bankacılık sektöründe çalışan verimliliğini artırmak için dijital araçların yaygınlaşmasıyla birlikte daha da önem kazanıyor. JPMorgan Chase ve Citigroup gibi ABD bankaları da benzer yazılımları test ederken, Avrupa'da veri koruma yasaları nedeniyle bu tür uygulamalar daha sıkı denetim altında. TD Bank'ın uygulaması, özellikle Kanada'nın federal mahremiyet yasası PIPEDA’nın (Kişisel Bilgilerin Korunması ve Elektronik Belgeler Yasası) sınırlarını zorlayabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Gözetim kapitalizminin yeni yüzü
Teknoloji şirketlerinden sonra bankaların da iş süreçlerini otomatize etme çabaları, işçi hakları ve mahremiyet arasındaki dengeyi yeniden sorgulatıyor. Kanada'da eyalet düzeyinde farklı düzenlemeler bulunurken, federal hükümetin geçen yıl sunduğu Dijital Sözleşme Tasarısı, işverenlerin çalışan izleme uygulamalarını şeffaflaştırmayı hedefliyor. Ancak tasarı henüz yasalaşmış değil.
Küresel ölçekte ise Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), teknolojik gözetimin çalışanların ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde hızlı dijitalleşme, benzer tartışmaları beraberinde getiriyor. Japonya'da bazı şirketlerin çalışanlarının duygusal durumlarını yapay zeka ile analiz etmesi, Güney Kore'de ise iş yerinde CCTV kullanımının sınırlanması gibi örnekler, konunun evrensel boyutunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de bankacılık sektörü başta olmak üzere birçok işveren, çalışan verimliliğini artırmak için benzer yazılımları kullanmaya başlamış durumda. Ancak Türkiye'nin kişisel verilerin korunması kanunu (KVKK), bu tür uygulamalara henüz net sınırlar getirmiş değil. TD Bank örneği, Türkiye'deki işçi sendikaları ve sivil toplum kuruluşlarına, çalışan mahremiyeti konusunda daha güçlü bir mücadele yürütme çağrısı yapabilir. Ayrıca, yabancı sermayeli bankaların Türkiye'deki şubelerinde de benzer uygulamaların yaygınlaşması halinde, hukuki boşluklar nedeniyle çalışan hakları ihlalleri gündeme gelebilir.