Kanada, ABD ile ticaret savaşını derinleştirirken, Ottawa yönetimi Amerikan mallarına yönelik misilleme tarifeleri uygulamaya başladı. Bu hamle, ABD'nin son günlerde Kanada ürünlerine getirdiği ek vergilere karşılık olarak geldi. Başbakan Mark Carney liderliğindeki hükümet, aynı zamanda işçilere yönelik çok milyarlık bir yardım paketi açıkladı ve vatandaşları yerli ürünleri satın almaya çağırdı. FRANCE 24'ün haberine göre, Kanada'nın bu tutumu, yalnızca ekonomik bir misilleme değil, aynı zamanda ulusal egemenliğin korunmasına yönelik sembolik bir duruş olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, geçtiğimiz hafta içinde Kanada'dan ithal edilen çelik ve alüminyuma yüzde 25, otomobillere ise yüzde 25 ek gümrük vergisi getirdiğini açıklamıştı. Bu adım, 2020'de imzalanan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) ile kurulan serbest ticaret düzenini temelden sarsarken, Kanada hükümeti de bir dizi Amerikan ürününe karşılık verme kararı aldı. Ottawa'nın misilleme listesinde; sığır eti, domuz eti, süt ürünleri, meyve suları, viski ve çeşitli tüketim malları yer alıyor. Uzmanlar, bu ürünlerin özellikle Cumhuriyetçi Parti'ye oy veren eyaletlerde üretildiğine dikkat çekerek, Kanada'nın siyasi hesaplar yaptığını belirtiyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, yaptığı açıklamada, "Amerika'nın dayattığı bu haksız tarifeler, iki ülke arasındaki köklü ticari ilişkiye zarar veriyor. Bizim yanıtımız, ulusal egemenliğimizi ve işçilerimizi korumak içindir. Kanadalılar, kendi ürünlerine sahip çıkarak bu mücadelede bize destek olabilir" ifadelerini kullandı. Hükümet, söz konusu tarifelerin yol açabileceği iş kayıplarını önlemek için 2 milyar Kanada doları tutarında bir destek fonu oluşturdu. Bu fon, doğrudan gelir desteği, işletme kredileri ve mesleki eğitim programlarını kapsıyor.
Kanada'nın en büyük ticaret ortaklarından biri olan ABD, ülkenin ihracatının yaklaşık yüzde 75'ini oluşturuyor. Bu nedenle ticaret çatışmasının Kanada ekonomisi üzerindeki etkisi oldukça büyük olabilir. Ekonomistler, tarifelerin özellikle otomotiv sektörü ve çelik üreticileri üzerinde olumsuz yansımaları olacağını, ancak Ottawa'nın aldığı tedbirlerin bu etkileri kısmen hafifletebileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu ticari gerilim, Kuzey Amerika'daki ekonomik entegrasyonun geleceği açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. ABD, Çin ile olan ticaret savaşını sürdürürken, Kanada ve Meksika'ya yönelik yeni tarifeler, Washington'un serbest ticaret anlaşmalarına bakışını yeniden şekillendiriyor. Bazı analistler, ABD'nin bu politikasının küresel ticaret düzenini parçalayabileceği ve diğer ülkeleri de benzer korumacı önlemler almaya teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor.
Kanada'nın Avrupa Birliği ile imzaladığı kapsamlı serbest ticaret anlaşması (CETA), Ottawa'ya ABD pazarına olan bağımlılığını çeşitlendirme imkânı sunuyor. Ancak uzmanlar, Kanada'nın ihracatının büyük bir kısmının hâlâ ABD'ye yönelik olması nedeniyle bu çeşitlendirmenin zaman alacağını belirtiyor. Ayrıca, Kanada'nın Çin ile yaşadığı diplomatik gerilimler de bu süreçte aşılması gereken bir diğer engel olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Kanada arasındaki ticaret savaşı, küresel ticaretin giderek daha korumacı bir yapıya büründüğünü gösteriyor. Türkiye, ihracat pazarlarını çeşitlendirme çabası içinde, ABD'nin tarife politikalarından doğrudan etkilenebilecek ülkelerden biri. Özellikle çelik ve otomotiv sektörlerinde benzer kısıtlamalarla karşı karşıya kalan Türkiye, Kanada'nın uyguladığı misilleme stratejilerini yakından izlemeli. Ayrıca, bu gelişme Türkiye'nin ABD ile ticari ilişkilerinde karşılaşabileceği olası baskılara karşı hazırlıklı olması gerektiğini hatırlatıyor. Küresel ticaretteki belirsizlik, Türkiye'nin Avrupa Birliği ve diğer bölgesel anlaşmalarla ticaretini derinleştirme çabalarını da teyit ediyor.