ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Kanada'ya yönelik çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği yüzde 50'lik ek gümrük vergileri, son dakika müzakerelerine rağmen yürürlüğe girdi. Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD'nin bu adımına 'dolar dolara' karşılık vereceklerini açıkladı. Yeni tarifeler, yaklaşık 20 milyar Kanada doları (yaklaşık 14,5 milyar ABD doları) değerindeki Kanada ürününü etkileyecek. Bu gelişme, iki ülke arasında zaten gergin olan ticaret ilişkilerini daha da tırmandırırken, küresel piyasalarda da endişe yaratıyor.
Gelişmenin arka planı ve tırmanan ticaret savaşı
ABD'nin Kanada'ya yönelik çelik ve alüminyum tarifeleri, Trump yönetiminin 'ulusal güvenlik' gerekçesiyle başlattığı geniş çaplı ticaret politikasının bir parçası. Beyaz Saray, geçtiğimiz haftalarda Kanada'dan gelen bazı ürünlere ek vergiler getireceğini duyurmuş, Ottawa ise bu adımları 'haksız ve kabul edilemez' olarak nitelendirmişti. Son dakikada yapılan müzakerelerde anlaşma sağlanamaması, iki ülke arasındaki ticaret savaşının derinleşeceğine işaret ediyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, yaptığı açıklamada, 'Amerika'nın uyguladığı haksız tarifelere kayıtsız kalmayacağız. Ülkemizin işçilerini ve sanayisini korumak için gerekli her adımı atacağız' dedi. Carney, misilleme tarifelerinin ilk aşamada 20 milyar Kanada dolarlık ABD ürününü kapsayacağını, önümüzdeki günlerde bu miktarın iki katına çıkabileceğini belirtti. Bu açıklama, ticaret savaşında tırmanma ihtimalini artırıyor.
Uzmanlar, ABD'nin tarifelerinin Kanada ekonomisini olumsuz etkileyeceği görüşünde. Kanada, çelik ve alüminyum üretiminde ABD'ye büyük ölçüde bağımlı; üretiminin yaklaşık yüzde 75'ini komşu ülkeye ihraç ediyor. Bu durum, Kanada'nın Ortabatı eyaletlerindeki fabrikaların kapanmasına ve binlerce kişinin işsiz kalmasına yol açabilir. Ancak Ottawa'nın misilleme adımları da ABD'li üreticileri zor durumda bırakabilir.
Küresel piyasalara etkisi ve uluslararası boyut
Bu gelişme, dünyanın en büyük ticaret ortaklarından ikisi arasındaki gerginliği artırırken, küresel piyasalarda da dalgalanmaya neden oldu. Uzmanlar, ABD'nin agresif ticaret politikalarının dünya genelinde bir ticaret savaşını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa Birliği, Çin ve diğer ülkeler de ABD'nin tarifelerine karşı benzer misilleme adımları hazırlığında.
Öte yandan, ABD ile Kanada arasındaki bu anlaşmazlık, Meksika'yı da içine alan ve 2026'da gözden geçirilecek olan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın (USMCA) geleceğini de belirsizleştiriyor. Trump yönetimi, anlaşmayı yeniden müzakere etmek istediğini açıklamıştı; bu durum, Kuzey Amerika'daki ticaret dengelerini kökten değiştirebilir. Kanada ve Meksika, ABD'nin baskılarına karşı ortak bir duruş sergilemeye çalışıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Ticaret Örgütü, ticaret savaşlarının küresel ekonomik büyümeyi yavaşlattığına dikkat çekiyor. Son olarak IMF Başkanı Kristalina Georgieva, 'Ticaret kısıtlamaları, tedarik zincirlerini bozarak enflasyonu artırabilir ve ekonomik toparlanmayı baltalayabilir' uyarısında bulundu. Bu endişeler, Kanada-ABD ticaret savaşının sadece iki ülkeyi değil, tüm dünya ekonomisini etkileyeceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kanada ve ABD arasındaki ticaret savaşını yakından izliyor. Her ne kadar iki ülke de Türkiye'nin ana ticaret ortakları arasında ön sıralarda yer almasa da, bu gelişmelerin küresel ekonomik istikrara etkileri Türkiye'yi de doğrudan ilgilendiriyor. ABD'nin artan korumacılık politikaları, gelişmekte olan ülkelerin ihracatını olumsuz etkileyebilir; Türkiye de bu süreçten payına düşeni alabilir. Ayrıca, ticaret savaşlarının küresel tedarik zincirlerinde yaratacağı değişiklikler, Türkiye'nin üretim ve ihracat stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Ankara, bu tür küresel ekonomik belirsizliklere karşı alternatif ticaret ortakları ve pazarlar bulma çabasını sürdürüyor.