Orta Doğu’daki çatışmaların ardından bölgede yeni bir jeopolitik denklem şekilleniyor. Georgetown Üniversitesi Katar Şubesi öğretim üyesi Prof. Mehran Kamrava, Bloomberg’e verdiği röportajda, ABD-İran arasında imzalanan Mutabakat Zaptı’nın (MOU) Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerine kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da, uzun vadede ABD güvenlik garantilerinin güvenilirliğini sorgulattığını belirtti. Kamrava, savaş sonrası dönemde yeni ortaklıkların ortaya çıkacağını vurguladı.
ABD Garantileri Sarsıldı mı?
Kamrava, son aylarda yaşanan çatışmaların, özellikle Suudi Arabistan ve BAE gibi KİK ülkelerinin ABD’nin askeri korumasına olan güvenini derinden etkilediğini ifade etti. Profesöre göre, ABD’nin İran ile yaptığı mutabakat, bölgesel müttefiklerin Washington’un taahhütlerine ne kadar bağlı olduğu konusunda soru işaretleri yarattı. “Körfez ülkeleri, kriz anlarında ABD’nin tam destek vermeyeceği endişesi taşıyor. Bu da onları alternatif güvenlik mimarileri arayışına itiyor” dedi.
Uzun süredir İran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle Washington ile Tahran arasında gerginlik hakim. Ancak son mutabakat, tarafların diyaloğa açık olduğunu gösteriyor. Kamrava’ya göre bu, KİK ülkeleri için hem bir fırsat hem de risk: “Körfez ülkeleri ekonomilerini çeşitlendirmek ve Yemen, Suriye gibi krizlerde etkili olmak için İran ile yeni ortaklıklar kurabilir. Ancak aynı zamanda ABD’nin bölgeden çekilme sinyali verdiği algısı, onları Rusya ve Çin gibi diğer küresel aktörlere yöneltebilir.”
Bölgesel Boyut: Yeni İttifaklar mı, Eski Rekabetler mi?
Kamrava, savaş sonrası dönemde Orta Doğu’nun yeniden şekilleneceğini belirtiyor. “Çatışmalar, mevcut ittifakların kırılganlığını ortaya çıkardı. Ülkeler artık tek bir süper güce bağımlı kalmak istemiyor. Bu, bölgesel ve küresel güçlerin kuracağı yeni iş birlikleriyle sonuçlanacak” dedi. Özellikle enerji ticaretinde (İran gazının Körfez’e aktarılması), ulaştırma koridorlarında (Çin’in Kuşak ve Yol girişimi) ve güvenlik alanında (terörizmle mücadele) yeni ortaklıklar öngörülüyor.
KİK ülkeleri, uzun süredir İran’ı bölgesel bir tehdit olarak görüyordu. Ancak ABD’nin çekilme ihtimali, Riyad ve Abu Dabi’yi Tahran ile diplomatik kanalları açık tutmaya itiyor. Uzmanlar, bu sürecin İsrail-Filistin ekseninde de yansımaları olacağını söylüyor: Yeni ortaklıklar, Arap normalleşmesi ve Filistin meselesinin çözümünü de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu’da yaşanan bu dönüşümden doğrudan etkilenecek bir ülke. ABD’nin bölgedeki güvenilirliğinin azalması, Ankara’nın NATO içindeki konumunu ve Rusya ile ilişkilerini yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Kamrava’nın vurguladığı yeni ortaklıklar, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefi (İran gazı, Doğu Akdeniz) ve terörle mücadele stratejileri açısından kritik. Türkiye, Körfez ülkeleri ve İran arasında bir denge politikası izlerken, yeni ittifaklarda aktif rol alabilir. Ancak bu, ABD ile ilişkilerde daha fazla sürtüşmeye veya bölgesel rekabetlere yol açabilir.