Kamboçya'nın simgesi olan 12. yüzyıldan kalma Angkor Wat tapınak kompleksi, bir zamanlar gün doğumunu izlemek için sabahın erken saatlerinde birbirine giren turist kalabalıklarına ev sahipliği yapıyordu. Yüzlerce cep telefonu ekranının karanlıkta parladığı, tur otobüslerinin aynı kartpostallık kareyi yakalamak isteyen insanları boşalttığı o günler geride kaldı. Şimdi ise tapınak, turizmdeki keskin düşüşün etkisiyle ürkütücü bir sessizliğe bürünmüş durumda. Bölgedeki tur operatörleri, Kamboçya'nın turizm gelirlerinde yaşanan çarpıcı azalmaya dikkat çekiyor ve bu durumun hem yerel ekonomi hem de ülkenin kültürel mirası açısından ciddi sonuçları olabileceği uyarısında bulunuyor.
Turizm Gelirlerinde Tarihi Düşüş
Kamboçya Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2019 yılında ülkeyi 6,6 milyon yabancı turist ziyaret ederken, bu sayı 2024'te 3 milyonun altına geriledi. Angkor Wat'ın bulunduğu Siem Reap bölgesi, bu düşüşten en çok etkilenen yerlerin başında geliyor. 2019'da 2,2 milyon ziyaretçi ağırlayan tapınak kompleksi, 2024'te yalnızca 800 bin ziyaretçi alabildi. Bu rakamlar, bölgedeki otellerin, restoranların ve tur rehberlerinin büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Siem Reap'te faaliyet gösteren bir tur operatörü olan Sokha, 'Oteller boş, rehberler işsiz. Sokaklarda yabancı turist görmek neredeyse imkânsız' diyerek durumun vahametini özetliyor.
Düşüşün birçok nedeni var. Öncelikle, COVID-19 salgını sonrası Çin'den gelen turist sayısındaki toparlanma beklenenin çok altında kaldı. Kamboçya'nın en büyük turizm pazarı olan Çin, 2019'da toplam ziyaretçilerin yüzde 35'ini oluşturuyordu. Ancak, Çin'deki ekonomik yavaşlama ve seyahat kısıtlamaları, bu pazardan gelen talebin canlanmasını engelledi. Ayrıca, küresel ekonomik belirsizlikler ve artan seyahat maliyetleri de turistlerin daha ucuz alternatiflere yönelmesine neden oldu. Bölgedeki rakipleri (Tayland, Vietnam, Endonezya'nın Bali Adası) daha agresif pazarlama stratejileri benimserken, Kamboçya'nın bu alanda yeterince adım atamaması eleştiriliyor.
Kültürel Miras ve Yerel Ekonomi Tehdit Altında
Bu turizm durgunluğu, yalnızca ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda Angkor Wat'ın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından da bir risk oluşturuyor. Tapınağın bakımı ve restorasyonu büyük ölçüde turizm gelirlerine bağlı. Bilet satışlarından elde edilen gelirin azalması, restorasyon projelerinin finanse edilmesini güçleştiriyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tapınak kompleksi, 400 kilometrekarelik bir alana yayılan ve binlerce yapıyı içinde barındıran devasa bir alan. Bu alanın korunması için sürekli bakım gerekiyor; ancak azalan bütçe bu çalışmaları sekteye uğratıyor.
Kamboçya hükümeti, turizm sektörünü canlandırmak için çeşitli önlemler aldı. Örneğin, Angkor Wat için giriş ücretlerinde indirime gidildi ve bazı bölgelere özel turistik vize kolaylıkları getirildi. Ayrıca, altyapı yatırımlarına devam ediliyor; Siem Reap'te yeni bir uluslararası havalimanı inşa edildi. Ancak, sektör temsilcileri bu önlemlerin yetersiz olduğunu ve daha kapsamlı bir tanıtım kampanyası yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Dijital pazarlamadan faydalanma, bölgesel fuarlara katılım ve uygun fiyatlı paketlerin sunulması gibi adımların atılması öneriliyor.
Bölgesel ve Küresel Turizm Rekabeti
Angkor Wat'ın yaşadığı bu sorun, sadece Kamboçya'ya özgü değil; Güneydoğu Asya genelinde turizm sektörünün karşılaştığı zorlukların bir yansıması. Bölge, COVID-19 sonrası toparlanma sürecinde dengesiz bir tablo çiziyor. Tayland ve Vietnam, turist sayılarını büyük ölçüde geri kazanırken, Kamboçya ve Laos gibi ülkeler daha yavaş bir iyileşme yaşıyor. Bu ülkeler arasındaki rekabet, turistlerin ilgisini çekmek için büyük bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Dünya Turizm Örgütü'nün verilerine göre, 2024'te Asya-Pasifik bölgesine yapılan uluslararası seyahatler pandemi öncesi seviyelerin ancak yüzde 80'ine ulaştı. Kamboçya ise bu ortalamanın oldukça altında kaldı.
Kamboçya'nın turizmdeki bu gerilemesi, ülkenin yeniden keşfedilmesine yönelik fırsatları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, turist kalabalığının azalmasıyla birlikte Angkor Wat'ın kültürel hazinelerinin daha sakin ve derinlemesine keşfedilebileceğini savunuyor. Özellikle; tapınağın yanı sıra bölgedeki Bali, Preah Khan, Ta Prohm gibi daha az bilinen alanların ön plana çıkarılması öneriliyor. Ayrıca, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmek için kültür festivalleri, gastronomi etkinlikleri ve macera turizmi gibi alternatif turizm modelleri geliştirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kamboçya'nın turizmde yaşadığı bu düşüş, Türkiye'nin turizm sektörü için önemli bir dersler bütünü barındırıyor. Türkiye, benzer şekilde turizme yoğun bağımlılığı olan bir ülke olarak, çeşitlendirme ve sürdürülebilirlik konularında hassasiyet göstermeli. Bu durum, Türkiye ile Kamboçya arasındaki ekonomik ilişkiler açısından da bir fırsat penceresi olabilir. Her iki ülke de turizmde iş birliği yapabilir; örneğin, karşılıklı turizm fuarlarına katılım, ortak tanıtım kampanyaları ve kültürel değişim programları düzenlenebilir. Ayrıca, Türk turizm yatırımcılarının Kamboçya'daki uygun fiyatlı otel ve altyapı projelerine ilgi duyabileceği değerlendiriliyor. Türkiye'nin bölgedeki deneyimi ve marka gücü, Kamboçya'ya turist çekme konusunda değerli bir ortak olabilir.