ABD'de 2022 yılının en kritik siyasi günlerinden biri yaşanıyor. Altı eyalette eşzamanlı olarak düzenlenen ön seçimler, Kasım ayındaki ara seçimlerin (midterms) siyasi haritasını şekillendiriyor. Bu oylamalarla birlikte, meclis ve eyalet yönetimleri için yarışacak adaylar netleşiyor. En dikkat çekici eyalet ise hiç şüphesiz Kaliforniya. Burada, görev süresi sona eren ve üçüncü dönem için aday olamayacak olan Demokrat Vali Gavin Newsom'un yerine geçecek isim belirlenmeye çalışılıyor. Kaliforniya ön seçimleri, Demokrat Parti içindeki derin bölünmüşlüğü de gözler önüne seriyor. Partinin ilerici ve merkezci kanatları arasındaki mücadele, ulusal düzeyde yankı uyandıracak sonuçlar doğurabilir.
Gelişmenin Arka Planı: Ön Seçimler Neden Önemli?
ABD'de her dört yılda bir yapılan başkanlık seçimlerinin yanı sıra, ara seçimler de ülke siyasetinde belirleyici roller üstlenir. Kongre'nin tamamının yenilenmediği, ancak Temsilciler Meclisi'nin tüm üyeleri ile Senato'nun üçte birinin seçildiği bu süreç, başkanın yasama gücü üzerindeki etkisini doğrudan etkiler. 2022 ara seçimleri, Joe Biden'ın başkanlığının ilk iki yılının değerlendirileceği bir referandum niteliği taşıyor. Enflasyon, göç politikası, kürtaj hakları ve silah kontrolü gibi konular seçmenin öncelikleri arasında yer alıyor.
Ön seçimler, partilerin kendi içlerinde adaylarını belirledikleri ilk aşamadır. Bu süreçte kazanan isimler, Kasım ayında genel seçimde karşılarına çıkacak rakipleriyle yarışacak. Bu nedenle ön seçimler, hem partilerin ideolojik yönelimini hem de seçmen tercihlerini anlamak açısından kritik bir gösterge. Kaliforniya'da bu yıl özellikle iki Demokrat aday öne çıkıyor: İlerici kanadın temsilcisi Los Angeles Belediye Başkanı Eric Garcetti ve merkezci kanadın adayı eski Maliye Bakanı John Chiang. Garcetti'nin adaylığı, partinin sol kanadını tatmin ederken, merkezci seçmeni cezbetmekte zorlanabileceği yorumlarına yol açıyor. Öte yandan Chiang, daha ılımlı bir profil çizerek geniş bir koalisyon oluşturmayı hedefliyor.
Kaliforniya'nın yanı sıra Teksas, New York, Ohio, Alabama ve Massachusetts'te de ön seçimler yapılıyor. Özellikle Teksas'ta Cumhuriyetçi Parti'nin aşırı sağcı adayları ile geleneksel muhafazakarlar arasındaki mücadele dikkat çekiyor. Bu eyaletlerdeki sonuçlar, Kongre'deki güç dengesini doğrudan etkileyecek. Temsilciler Meclisi'nde şu anda Demokratların çok az bir farkla çoğunluğu bulunuyor. Cumhuriyetçilerin en az beş sandalye kazanması halinde meclis çoğunluğunu ele geçirmesi bekleniyor. Senato'da ise 50-50 eşitliği söz konusu; Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in oyu belirleyici rol oynuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD İç Siyasetinin Yansımaları
ABD'deki bu ön seçimler, yalnızca ülke içi siyaseti değil, küresel dengeleri de etkileyebilecek potansiyele sahip. Kongre'nin kontrolünün hangi partide olacağı, Biden yönetiminin dış politika ve ticaret politikalarını doğrudan şekillendirecek. Örneğin, Çin'e karşı sert bir çizgi izleyen Cumhuriyetçilerin meclis çoğunluğunu ele geçirmesi halinde, Tayvan ve Güney Çin Denizi konularında daha agresif adımlar atılması gündeme gelebilir. Benzer şekilde, Ukrayna'ya yapılan askeri ve mali yardımın kesilmesi veya azaltılması yönünde baskılar artabilir.
Avrupa Birliği ve NATO müttefikleri, ABD'nin iç siyasetindeki bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Özellikle eski Başkan Donald Trump'ın gölgesinde şekillenen Cumhuriyetçi Parti'nin yükselen popülist kanadı, transatlantik ittifakı sorgulayan söylemleriyle biliniyor. Kaliforniya gibi büyük bir eyaletin valisinin kim olacağı ise iklim değişikliği politikalarından teknoloji düzenlemelerine kadar pek çok alanda belirleyici olacak. Eyalet düzeyindeki kararlar, zamanla federal düzeyde de emsal teşkil edebiliyor.
Seçim sonuçlarının, ABD'nin iklim taahhütleri ve göç politikası üzerinde de etkisi olması bekleniyor. Örneğin, ilerici bir vali Kaliforniya'da yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırabilirken, merkezci bir vali daha dengeli bir yaklaşım benimseyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Özellikle Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'de çoğunluğu kazanması halinde, Türkiye'ye yönelik S-400 ve Doğu Akdeniz konularında daha baskıcı bir tutum izlenebilir. Ayrıca Biden yönetiminin F-35 programından çıkarılma ve CAATSA yaptırımları konusundaki esnekliği azalabilir. Öte yandan, Kongre'deki Türkiye karşıtı Ermeni ve Yunan lobilerinin etkisi artabilir. Bu nedenle Ankara, seçim sonuçlarını yakından takip etmekte ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olmakta fayda görüyor.