ABD'nin en kalabalık eyaleti Kaliforniya'da, küresel ısınmaya yol açan sera gazı emisyonlarını sınırlamak için uygulanan cap-and-invest (sınırla ve yatır) programı, yoğun tartışmaların ardından güncellendi. Çevre örgütleri, yeni düzenlemenin eyaletin iklim hedeflerinde bir geri adım olduğunu savunurken, yetkililer programın emisyon azaltımını sağlamaya devam edeceğini belirtiyor. Güncelleme, Kaliforniya'nın 2045 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşma hedefi doğrultusunda kilit bir adım olarak görülüyor. Program, eyaletteki en büyük kirleticiler için bir emisyon üst sınırı belirliyor ve bu sınırın altındaki kotaların ticaretine izin veriyor.
Gelişmenin arka planı
Kaliforniya Hava Kaynakları Kurulu (CARB) tarafından yönetilen program, eyaletteki sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 1990 seviyelerinin %40 altına çekmeyi hedefliyor. Ancak çevre grupları, güncellenen plandaki emisyon üst sınırının, mevcut hedeflere ulaşmak için yeterince sıkı olmadığını öne sürüyor. Özellikle, program kapsamında toplanan milyarlarca dolarlık gelirin nasıl kullanılacağı da tartışma konusu. Gelirlerin önemli bir kısmı, düşük gelirli topluluklara temiz enerji yatırımları ve ulaşım projeleri olarak geri dönüyor. Ancak eleştirmenler, bu fonların iklim krizinin etkilerini hafifletmek yerine fosil yakıt şirketlerine sübvansiyon olarak aktarıldığını iddia ediyor.
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un yönetimi, programın yenilenmesinin eyaletin iklim liderliğini pekiştireceğini savunurken, bazı çevre örgütleri bu adımın yetersiz olduğunu ve daha iddialı hedefler belirlenmesi gerektiğini söylüyor. CARB yetkilileri, güncellemenin bilimsel veriler ve piyasa koşulları dikkate alınarak yapıldığını, emisyon azaltımının ekonomik büyümeyi engellemeden sürdürülmesinin hedeflendiğini belirtiyor. Programın işleyişi, her yıl belirlenen toplam emisyon kotasının zamanla azaltılması ilkesine dayanıyor. Şirketler, kotalarını aşmamak için ya emisyonlarını azaltıyor ya da ihtiyaç duydukları fazla kotayı açık artırmalardan veya diğer şirketlerden satın alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kaliforniya, küresel iklim politikalarında öncü eyaletlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle alınan kararlar, diğer ABD eyaletleri ve uluslararası alanda da yakından takip ediliyor. Avrupa Birliği'nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile benzerlikler taşıyan Kaliforniya programı, karbon piyasalarının etkinliği konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor. Güncelleme, özellikle Çin ve ABD arasındaki iklim işbirliği müzakerelerinde de referans olarak kullanılabilir. Çevre örgütleri, Kaliforniya'nın geri adım atmasının küresel iklim hedeflerine ulaşmayı zorlaştıracağını belirtirken, eyalet yetkilileri programın hedefleri tutturacağı konusunda ısrarcı. Programın toplam ekonomik değeri yılda on milyarlarca doları bulan bir piyasa oluşturuyor ve bu, temiz enerji yatırımları için önemli bir finansman kaynağı sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kaliforniya'nın iklim politikalarındaki bu güncelleme, Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleri ve ulusal iklim hedefleri açısından dolaylı ama önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Türkiye, 2053 net sıfır emisyon hedefini açıklamış olsa da somut adımların yavaş ilerlediği eleştirileriyle karşı karşıya. Kaliforniya örneğindeki gibi piyasa temelli mekanizmalar (karbon ticareti), Türkiye'de de gündemde ve Enerji Bakanlığı bu yönde çalışmalar yürütüyor. Ancak Kaliforniya'daki tartışmalardan çıkan ders, bu tür mekanizmaların sıkı emisyon üst sınırları ve şeffaf fon yönetimi olmadan iklim krizini çözmede yetersiz kalabileceği. Türkiye, sanayi ve enerji sektöründeki dönüşümü hızlandırmak için bu tür modelleri uyarlarken, çevresel ve sosyal adalet boyutlarını da gözetmeli.