ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, Montana'daki Yellowstone Milli Parkı'nın hemen kuzeyinde düzenlediği basın toplantısında, boz ayı (grizzly bear) yönetiminin federal otoritelerden eyaletlere devredilmesini önerdi. Salı günü yapılan açıklamada Burgum'a Idaho Valisi Brad Little, Montana Valisi Greg Gianforte ve Wyoming Valisi Mark Gordon eşlik etti. Plan, boz ayıların Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası (ESA) kapsamından çıkarılmasını ve yönetim yetkisinin eyaletlere verilmesini içeriyor. Ancak çevre örgütleri ve yaban hayatı uzmanları, bu hamlenin ayı popülasyonları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Boz ayılar, 1975 yılından bu yana ABD'nin nadir ve tehdit altındaki türler listesinde yer alıyor. O tarihten bu yana federal koruma sayesinde Yellowstone bölgesindeki ayı sayısı 136'dan günümüzde yaklaşık 700'e yükseldi. Ancak bu başarı, eyalet yöneticileri ve yerel çiftçiler arasında tartışmalara yol açtı. Eyaletler, artan ayı nüfusunun çiftlik hayvanlarına ve insan yerleşimlerine yönelik tehdit oluşturduğunu savunuyor. Federal yönetim ise türün hassas dengesini korumak için daha katı kurallar uyguluyor.
Burgum'un önerisi, eyaletlerin kendi yaban hayatı yönetim planlarını oluşturmasına izin veriyor. Ancak bu planların ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi (FWS) tarafından onaylanması gerekiyor. Eyaletler, avlanma kotaları belirleyebilecek, insan-ayı çatışmalarını yönetebilecek ve habitat düzenlemeleri yapabilecek. Fakat çevreciler, eyaletlerin daha fazla avlanmaya izin vererek türün yeniden tehlike altına girmesine neden olabileceğini ileri sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Boz ayı yönetiminin eyaletlere devri, yalnızca ABD iç politikasını değil, küresel yaban hayatı koruma çabalarını da etkileyebilir. Yellowstone, dünyanın en büyük boz ayı popülasyonlarından birine ev sahipliği yapıyor ve bu türün korunması uluslararası öneme sahip. Ayrıca, ABD'nin iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik politikalarıyla ilgili tartışmalarda bu karar örnek teşkil edebilir. Eyaletlerin daha esnek yönetim modelleri benimsemesi, diğer ülkelerde de benzer uygulamaların önünü açabilir. Ancak bu durum, koruma standartlarının düşmesi riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel yaban hayatı yönetimi ve koruma politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, boz ayı gibi büyük memelilerin (örneğin Anadolu parsı) korunması konusunda benzer zorluklarla karşı karşıya. Özellikle kırsal alanlarda insan-yaban hayatı çatışmasının yönetimi, Türkiye'nin de gündeminde. ABD'deki bu politika değişikliğinin sonuçları, Türkiye'nin yerel yönetimlere daha fazla yetki devretme veya merkezi koruma politikalarını sürdürme kararlarını etkileyebilir. Ayrıca, IUCN gibi uluslararası kuruluşların bu tür transferlere nasıl yaklaştığı, Türkiye'nin biyolojik çeşitlilik sözleşmeleri kapsamındaki yükümlülüklerini de şekillendirebilir.