Kaliforniya, uzun yıllardır tüketicilerin kafasını karıştıran gıda etiketlerindeki 'son satış tarihi' (sell by) uygulamasını sona erdirmeye hazırlanıyor. Vali Gavin Newsom tarafından imzalanan yeni yasa, 2026 yılı itibarıyla eyalette satılan tüm gıda ürünlerinde yalnızca 'son kullanma tarihi' (use by) ifadesinin kullanılmasını zorunlu kılıyor. Bu adım, tüketicilerin gıda güvenliği konusunda daha bilinçli kararlar almasını sağlarken, aynı zamanda büyük ölçekli gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor. ABD genelinde her yıl yaklaşık 40 milyon ton gıdanın çöpe atıldığı tahmin ediliyor ve bunun önemli bir kısmı yanlış yorumlanan etiketler nedeniyle gerçekleşiyor.
Tarih etiketlerindeki karmaşa ve israf boyutu
Bugüne kadar gıda ambalajlarında 'sell by', 'use by', 'best by', 'best before', 'expires on' gibi çok sayıda farklı ifade kullanılıyordu. ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne göre bu çeşitlilik tüketicilerin yaklaşık yüzde 84’ünün etiketleri yanlış yorumlamasına yol açıyor. Özellikle 'sell by' tarihinin raf ömrünü değil, marketin ürünü satmak için kullanması gereken süreyi ifade ettiği bilinmiyor. Bunun sonucunda birçok gıda, aslında tüketilebilir durumda olmasına rağmen çöpe gidiyor. Doğal Kaynaklar Savunma Konseyi’nin 2013 tarihli bir araştırmasına göre, Amerikalı bir aile yılda ortalama 1.500 dolar değerinde gıdayı etiket karmaşası nedeniyle israf ediyor. Bu israfın çevresel maliyeti de cabası: toprak, su, enerji ve işgücü kaybı, ayrıca çöplüklerde metan gazı salınımına neden oluyor.
Yeni düzenleme ve sektöre yansımaları
Kaliforniya yasası, 1 Temmuz 2026’dan itibaren etiketlerde standart olarak yalnızca 'use by' ifadesine izin veriyor. 'Best if used by' gibi seçenekler de kaldırılıyor ve üreticiler kendi takdirlerine göre bir tarih belirleyebilecek. Ancak yasa, üreticilerin hangi kriterlere göre tarih belirleyeceğini netleştirmiyor; bu da endişelere yol açıyor. Tüketici grupları, 'use by' tarihinin yine de güvenliğe değil kaliteye dayalı olabileceğini, bu nedenle standart bir test yöntemi getirilmesi gerektiğini savunuyor. Gıda endüstrisi ise yeni düzenlemeye uyum sağlamak için maliyetli etiket değişiklikleri yapmak zorunda kalacağını, bunun da fiyatlara yansıyabileceğini belirtiyor. Yine de hem üretici hem tüketici örgütleri, karmaşık sistemin basitleştirilmesinin uzun vadede herkes için faydalı olacağı konusunda hemfikir. Kaliforniya’nın bu adımı, diğer eyaletler ve hatta ABD federal hükümeti için model oluşturabilir.
Küresel boyut ve Avrupa uygulamaları
Gıda etiketlemesinde standardizasyon çabaları yalnızca ABD ile sınırlı değil. Avrupa Birliği, 2018 yılında 'son tüketim tarihi' ve 'tavsiye edilen tüketim tarihi' ayrımını netleştiren düzenlemeler yapmıştı. İngiltere’de ise perakendecilerin çoğu 'sell by' tarihini kaldırmış durumda. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, her yıl dünya genelinde üretilen gıdanın üçte birinin israf edildiğini ve bunun 1,3 milyar tona ulaştığını bildiriyor. Kaliforniya gibi büyük ekonomilerde atılacak her adım, küresel isfazla mücadeleye önemli katkı sağlıyor. Üstelik Kaliforniya, tarım ve gıda üretiminde ABD’nin lider eyaleti olarak, bu alandaki en büyük etkiye sahip aktörlerden biri.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de gıda etiketlerinde 'son kullanma tarihi' ve 'tavsiye edilen tüketim tarihi' ayrımı bulunuyor ancak tüketici bilinci henüz yeterli düzeyde değil. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de her yıl kişi başına 93 kilogram gıda israf ediliyor. Bu rakam, toplam israfın 19 milyon tona ulaştığı anlamına geliyor. Kaliforniya’nın yeni düzenlemesi, Türkiye’de de benzer bir standardizasyon ihtiyacını gündeme getirebilir. Özellikle AB ile uyum sürecindeki Türkiye, bu tür etiket düzenlemelerine entegre olma fırsatını değerlendirebilir. Ayrıca, gıda kayıplarının ekonomik boyutu düşünüldüğünde, Türk tüketici derneklerinin de bu yönde bir farkındalık kampanyası başlatması israfı azaltmada etkili olabilir.