Kaliforniya eyalet yasama organında sunulan yeni bir yasa tasarısı, federal İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanlarının "şok eldiveni" olarak bilinen elektroşok cihazı kullanımını yasaklamayı amaçlıyor. Assembly Bill 2760 (AB 2760) olarak bilinen tasarı, bu cihazların göçmenlik uygulamaları sırasında aşırı güç kullanımına yol açtığı gerekçesiyle sunuldu. Tasarı, Kaliforniya merkezli sivil toplum örgütleri ve insan hakları gruplarının yıllardır sürdürdüğü kampanyaların ardından geldi; bu gruplar, cihazın gözaltı ve sınır dışı işlemleri sırasında orantısız şekilde kullanıldığını iddia ediyor.
Gelişmenin arka planı
Şok eldivenleri, kullanıcının avuç içine yerleştirilmiş elektrotlar aracılığıyla yüksek voltajlı, düşük amperli elektrik akımı veren, baston veya cop biçiminde olmayan yeni nesil bir "daha az öldürücü" silah olarak tanıtılıyor. Cihaz, hedef kişiye dokunulduğunda veya yaklaşıldığında etkili olacak şekilde tasarlanmıştır; bu da onu geleneksel Taser'lardan ayırıyor. DHS ve ICE, 2021 yılından bu yana sınır devriyesi ajanlarına ve göçmenlik memurlarına bu cihazları dağıtmaya başladı.
AB 2760'ı sunan Demokrat Partili meclis üyesi Alex Lee, tasarının gerekçesini "göçmen topluluklarına karşı korkutucu ve orantısız güç kullanımını sona erdirmek" şeklinde açıkladı. Lee yaptığı açıklamada, "Hiçbir ajan, bu tür acı verici ve potansiyel olarak tehlikeli cihazları sivillere karşı kullanmamalıdır. Bu cihazlar, zaten kırılgan durumdaki göçmen aileler arasında travmayı artırmaktan başka bir işe yaramıyor" ifadelerini kullandı. Tasarı, Kaliforniya'daki federal ajanların şok eldivenlerini kullanmasını yasaklamanın yanı sıra, eyalet içinde bu cihazların satışını ve dağıtımını da engellemeyi öngörüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, ABD'de göçmenlik politikaları ve kolluk kuvvetlerinin göçmen topluluklarına yönelik muamelesi üzerine yoğunlaşan ulusal tartışmanın bir parçası. Özellikle son yıllarda, ICE ajanlarının gözaltı işlemleri sırasında aşırı güç kullandığına dair çok sayıda şikayet ve dava gündeme geldi. İnsan hakları örgütleri, şok eldivenlerinin, göçmenlerin direnme veya kaçma girişimlerinde bulunmadığı durumlarda bile kullanıldığını belgeledi.
Federal yasa yapıcılar ve yerel yönetimler arasında sık sık yaşanan yetki çatışmaları, Kaliforniya gibi eyaletlerin federal göçmenlik uygulamalarına karşı kendi politikalarını oluşturmasına yol açıyor. Ancak hukuk uzmanları, eyalet yasalarının federal ajanların görevlerini yerine getirme biçimini doğrudan sınırlayıp sınırlayamayacağının anayasal bir tartışma konusu olduğunu belirtiyor. Bu tasarının ilerleyişi, hem Kaliforniya'da hem de diğer eyaletlerde benzer yasama girişimlerine ilham kaynağı olabilir. Şok eldivenlerinin göçmenlik uygulamalarında kullanımı, Avrupa ve diğer bölgelerde de göçmen karşıtı politikaların arttığı bir dönemde uluslararası insan hakları normları açısından da eleştiriliyor. Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Komite, bu tür cihazların, ölüm riski yaratabileceği ve ayrım gözetmeksizin kullanılabileceği için "daha az öldürücü" olarak sınıflandırılmasına rağmen, uluslararası standartlara aykırı olabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir konu olmasa da, ABD'deki göçmenlik politikaları, Türkiye’nin de karşı karşıya olduğu benzer insan hakları tartışmaları açısından emsal teşkil edebilir. Türkiye, özellikle Suriyeli mülteciler başta olmak üzere göçmen ve sığınmacılara yönelik uygulamalarında uluslararası toplum tarafından zaman zaman eleştiriliyor. Bu tasarı, göçmenlere yönelik kolluk kuvvetleri müdahalelerinde insan hakları standartlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin kendi göçmen politikalarını şekillendirirken, bu tür tartışmalardan çıkarımlar yapması ve uluslararası normlara uyumunu güçlendirmesi mümkün. Ayrıca, ABD'deki federal-yerel yönetim çatışmaları, Türkiye'deki merkezi hükümet-yerel yönetim ilişkileriyle karşılaştırılabilir bir örnek sunuyor; ancak her iki ülkenin farklı idari yapıları dikkate alındığında, doğrudan bir benzerlik kurmak tartışmalı olacaktır.