ABD'nin New York eyaletindeki Cornell Üniversitesi'nde 2024 yılında bir kadının, erkek öğrenci yurdundaki (fraternity) üyeler tarafından tecavüze uğradığını iddia etmesinin ardından, sosyal medyada geniş bir dayanışma kampanyası başladı. Kadınlar, bazıları kendi cinsel saldırı deneyimlerine atıfta bulunarak, "Ben Jane Doe'yum" mesajlarıyla mağdur kadının yanında olduklarını gösteriyor. Jane Doe, ABD hukuk sisteminde kimliği gizli tutulan kadın mağdurlar için kullanılan bir takma ad.
Olayın Arka Planı ve Kampanyanın Yükselişi
Cornell Üniversitesi'nde 2024 yılında yaşandığı iddia edilen olayda, bir kadın öğrenci, bir erkek öğrenci yurdunda (fraternity) birden fazla üyenin kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu öne sürdü. Kadın, kimliğinin açıklanmasını istemeyerek Jane Doe takma adını kullandı. İddiaların duyulmasının ardından, sosyal medyada özellikle Twitter ve Instagram üzerinden binlerce kadın #IamJaneDoe etiketiyle paylaşım yapmaya başladı. Birçok kadın, kendi yaşadıkları cinsel saldırıları anlatarak mağdurun yalnız olmadığını vurguladı. Kampanya kısa sürede ulusal basında yankı buldu ve üniversite yönetimine baskıyı artırdı.
Cornell Üniversitesi yönetimi, iddiaları ciddiye aldıklarını ve soruşturma başlattıklarını açıkladı. Üniversite sözcüsü, "Öğrencilerimizin güvenliği en öncelikli konumuzdur. Bu tür iddialar derhal incelenir ve gerekli adımlar atılır" dedi. Ancak kampanyaya katılanlar, üniversitenin geçmişte benzer olaylarda yeterince şeffaf davranmadığını savunuyor. Bazı öğrenci grupları, fraternity kültürünün ve kampüs içi cinsel saldırı vakalarının üstünün örtbas edildiğini iddia ediyor.
Sosyal medyada #IamJaneDoe etiketi altında paylaşılan gönderilerde, kadınlar sadece dayanışma mesajı vermekle kalmadı, aynı zamanda cinsel saldırı mağdurlarının yaşadığı damgalanma ve yalnızlaşmaya dikkat çekti. Bir kullanıcı, "Bana da aynısı oldu, yıllarca sustum. Artık susmuyorum" derken, bir diğeri "Jane Doe senin adın değil, hepimizin adı" ifadelerini kullandı. Kampanya, ABD'de cinsel saldırı vakalarında mağdurların kimliğinin korunması ve adalet arayışının önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Olayın Bölgesel ve Küresel Boyutu
Cornell Üniversitesi, ABD'nin en prestijli yükseköğretim kurumlarından biri olarak biliniyor. Bu tür bir iddianın böyle bir kampüste yaşanması, ülke genelinde kampüs güvenliği ve cinsel saldırı politikalarının sorgulanmasına yol açtı. ABD'de son yıllarda üniversite kampüslerinde cinsel saldırı vakaları sıkça tartışılıyor. 2022'de yapılan bir araştırmaya göre, ABD'deki üniversite öğrencilerinin yaklaşık %13'ü mezun olmadan önce cinsel saldırıya uğradığını bildiriyor. Bu oran, kadın öğrenciler arasında daha da yüksek.
#IamJaneDoe kampanyası, sadece Cornell özelinde değil, ABD genelinde cinsel saldırı mağdurlarının sesini duyurması açısından önemli bir moment olarak görülüyor. Benzer şekilde, 2017'de başlayan #MeToo hareketi, Hollywood'dan iş dünyasına kadar birçok alanda cinsel taciz ve saldırı iddialarını gün yüzüne çıkarmıştı. #IamJaneDoe, bu hareketin bir devamı niteliğinde. Kampanya, sosyal medyanın toplumsal hareketleri ne kadar hızlı harekete geçirebileceğini bir kez daha gösterdi.
Öte yandan, olayın hukuki boyutu da merak konusu. ABD'de cinsel saldırı suçlamaları ciddi soruşturmalar gerektiriyor ve iddialar kanıtlanana kadar sanıklar masum sayılıyor. Ancak mağdurların kimliğinin gizliliği, hem onların korunması hem de adil yargılama açısından kritik. Jane Doe uygulaması, mağdurun travmasını yeniden yaşamasını engellemek için yasal sistemde yer alıyor. Bu olay, konunun hassasiyetini ve toplumsal cinsiyet adaleti arayışını gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cornell Üniversitesi'ndeki bu olay ve ardından başlayan #IamJaneDoe kampanyası, her ne kadar coğrafi olarak uzak olsa da, Türkiye'deki cinsel saldırı mağdurlarının yaşadığı benzer sorunlara ışık tutuyor. Türkiye'de de kadınlar cinsel saldırı sonrası damgalanma, yargı sürecinde ikincil mağduriyet ve toplumsal baskıyla mücadele ediyor. Kampanya, sosyal medyanın dayanışma ve farkındalık yaratmadaki gücünü gösteriyor; bu yönüyle Türkiye'deki kadın hareketleri için de bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, ABD'deki üniversite kampüslerinde yaşanan bu tür olaylar, Türkiye'deki üniversitelerde de cinsel saldırı politikalarının ve önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Küresel bir sorun olan cinsel şiddet, sınır tanımıyor ve uluslararası dayanışma önem taşıyor.