Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkileri tüm dünyada hissedilirken, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar yükselen sıcaklıkların en kırılgan gruplardan biri olan kadınları orantısız şekilde etkilediğine dikkat çekiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde kadınlar, gıda ve su güvencesizliği, sağlık sorunları ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalırken, önümüzdeki aylarda El Nino hava deseninin de etkisiyle sıcaklıkların daha da artması bekleniyor. Hindistan, Bangladeş ve Sahra Altı Afrika'da kadın çiftçiler, artan kuraklık ve sel felaketleri karşısında geçim kaynaklarını kaybetme tehlikesiyle yaşıyor.
Kadınlar iklim krizinin ön saflarında
İklim değişikliği, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor. Dünya genelinde kadınlar, erkeklere kıyasla doğal kaynaklara daha az erişime sahip ve karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmiyor. Kuraklık ve aşırı hava olayları, kadınların su ve yakacak odun toplama gibi sorumluluklarını artırırken, eğitim ve gelir getirici faaliyetlere katılımlarını kısıtlıyor. Hindistan'ın kırsal kesimlerinde kadınlar, su kıtlığı nedeniyle her gün kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor. Benzer şekilde Bangladeş'te sıklaşan siklonlar ve yükselen deniz seviyesi, kadınları daha yoksul ve güvencesiz hale getiriyor.
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi verilerine göre, doğal afetlerde ölenlerin yüzde 80'i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Bunun temel nedeni, kadınların afet sırasında evde bulunma olasılıklarının yüksek olması ve yüzme gibi hayat kurtarıcı becerileri öğrenme fırsatlarının sınırlı olması. Ayrıca, kadınlar afet sonrası yardımlara erişimde de dezavantajlı konumda.
Küresel boyut ve El Nino tehdidi
Dünya Meteoroloji Örgütü, 2024 yılının ikinci yarısından itibaren El Nino hava deseninin etkisini artırmasının beklendiğini açıkladı. Bu durum, küresel sıcaklıkların daha da yükselmesine ve aşırı hava olaylarının sıklaşmasına neden olacak. El Nino'nun özellikle Asya ve Afrika'da kuraklık ve selleri tetiklemesi, tarıma dayalı ekonomilerde kadınların iş yükünü artıracak.
Uluslararası kuruluşlar, iklim politikalarında toplumsal cinsiyet perspektifinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Kadınların iklim uyum projelerine katılımı, su yönetimi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarında etkili sonuçlar veriyor. Örneğin, Hindistan'da kadın liderliğindeki su toplulukları, yağmur suyu hasadı ve damla sulama sistemleriyle su kıtlığına karşı direnç geliştirmeyi başardı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve orman yangınları tarım sektörünü ve kırsal kesimde yaşayan kadınları doğrudan tehdit ediyor. Türkiye'de kadın çiftçiler, iklim kaynaklı ürün kayıpları ve gelir düşüşleriyle mücadele ediyor. Ayrıca, mülteci ve mevsimlik tarım işçisi kadınlar iklim krizine karşı daha savunmasız. Türkiye'nin iklim politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmesi ve kadınların iklim uyum çalışmalarına katılımını artırması, hem sürdürülebilir kalkınma hedefleri hem de toplumsal dirençlilik için kritik öneme sahip.