Taliban'ın Afganistan yönetimini ele geçirmesinin üzerinden beş yıl geçti. NPR ekibi, başkent Kabil'i ziyaret ederek halkın yeni hükümetin katı sosyal kısıtlamalarıyla nasıl başa çıktığını yerinde gözlemledi. Kadınların eğitim ve çalışma haklarından mahrum bırakıldığı, basın özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlandığı ve günlük yaşamın sayısız yasakla şekillendiği bir dönemin bilançosu, ülkenin karşı karşıya olduğu insani ve ekonomik krizle daha da ağırlaşıyor.
Taliban Döneminde Toplumsal Yaşam
Kabil'de beş yıl öncesine kıyasla sokaklar daha sessiz. Kadınların büyük çoğunluğu kamusal alandan silinmiş durumda; üniversiteler kadın öğrencilere kapalı, birçok iş kolu kadınlara yasak. Taliban yönetimi, şeriat yorumlarına dayandırdığı kurallarla kadınların yalnızca bir erkek yakınıyla seyahat edebilmesini, yüzlerini ve bedenlerini tamamen örtmesini zorunlu kılıyor. Bu kurallara uymayanlar gözaltına alınıyor, cezalandırılıyor.
Kabil'de yaşayan bir öğretmen, NPR'ye yaptığı açıklamada, "Kız öğrencilerimin çoğu artık evlerinde. Onlara ne olacağını bilmiyoruz. Her gün yeni bir yasakla uyanıyoruz," diyerek umutsuzluğunu dile getirdi. Bir diğer görgü tanığı ise, "Eskiden parklarda yürüyüş yapardık, şimdi kadınların parklara girmesi bile yasak. Kendimizi hapsedilmiş hissediyoruz," ifadelerini kullandı.
Erkekler için de durum kolay değil. İşsizlik had safhada. Kamu çalışanlarının büyük bir kısmı maaşlarını alamıyor. Uluslararası yardımların kesilmesiyle birlikte ülke ekonomisi çökmüş durumda. Bir esnaf, "Ekmek alacak paramız yok. Çocuklarımı doyurmakta zorlanıyorum. Taliban bize güvenlik getireceğini söyledi ama açlıkla boğuşuyoruz," dedi.
NPR ekibinin gözlemleri, Taliban'ın ilk dönemindeki katı uygulamaların neredeyse aynen geri döndüğünü gösteriyor. Müzik yasak, sakal kesme yasak, Batı tarzı giyim yasak. Ancak bazı Afganlar, Taliban'ın ilk dönemine kıyasla daha esnek olduğunu savunuyor. Yine de kadınlar için hayat, beş yıl öncesine göre çok daha kısıtlı.
Ekonomik ve İnsani Kriz
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Afganistan nüfusunun yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yaptırımlar ve dondurulan varlıklar nedeniyle ülkeye dış yardım akışı durmuş durumda. Hastanelerde ilaç sıkıntısı had safhada, çocuklar arasında yetersiz beslenme hızla artıyor.
Taliban yönetimi, uluslararası tanınma arayışında. Ancak kadın hakları ve kapsayıcı bir hükümet kurma konusundaki katı tutumu, bu süreci tıkıyor. Bölge ülkeleri, özellikle Pakistan ve İran, Taliban ile sınırlı iş birliği yapıyor olsa da, Batılı ülkeler mesafeli duruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afganistan'daki istikrarsızlık, bölgesel güvenlik için risk oluşturmaya devam ediyor. Terör örgütlerinin yeniden güç kazanma ihtimali, komşu ülkeleri endişelendiriyor. Özellikle DEAŞ'ın Horasan kolu, son aylarda artan saldırılarıyla dikkat çekiyor.
Taliban, uyuşturucu üretimini yasakladığını açıklasa da, afyon üretimi ve kaçakçılığı tam olarak durdurulabilmiş değil. Bu durum, bölgesel uyuşturucu ticaretini ve bağımlılığı besliyor.
Küresel güçler arasında Afganistan konusunda bir mutabakat yok. Çin ve Rusya, Taliban ile ilişkileri geliştirme yönünde adımlar atarken, ABD ve Avrupa ülkeleri insan hakları ihlallerini gerekçe göstererek mesafesini koruyor. Bu durum, Afganistan'ın uluslararası sistemde izole kalmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan ile tarihi ve kültürel bağları olan bir ülke. Taliban yönetimiyle diyalog kanallarını açık tutan Türkiye, insani yardımlar konusunda da aktif. Ancak kadın hakları ve eğitim konusundaki hassasiyeti nedeniyle Taliban'ı resmen tanımaktan kaçınıyor. Afganistan'daki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik düzensiz göç riskini artırıyor. Ayrıca, bölgede artan terör tehdidi, Türkiye'nin güvenlik endişelerini derinleştiriyor. Türkiye, Afganistan'ın yeniden inşası ve barışı için uluslararası çabaların parçası olmayı sürdürecek gibi görünüyor.