Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) eski Devlet Başkanı Joseph Kabila, ülkenin doğusunu büyük ölçüde kontrol eden M23 isyancılarıyla bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları daha önce reddetmişti. Ancak şimdi, Kabila'nın yeni bir isyancı koalisyonun lideri olarak adlandırıldığı bildirildi. Bu gelişme, ülkenin istikrarı için yeni bir tehdit oluşturuyor ve bölgesel gerilimi artırıyor.
Gelişmenin arka planı
Joseph Kabila, 2001-2019 yılları arasında Demokratik Kongo Cumhuriyeti Devlet Başkanı olarak görev yaptı. Görev süresinin sona ermesinin ardından iktidarı halefi Félix Tshisekedi'ye devretti, ancak siyasi etkisini sürdürdüğü biliniyor. Kabila, uzun süredir M23 isyancılarıyla bağlantılı olmakla suçlanıyordu; ancak kendisi bu suçlamaları defalarca reddetti. M23, 2012 yılında Tutsi isyancılar tarafından kurulan ve 2021'den bu yana yeniden aktif hale gelen bir grup. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, M23'ün Ruanda tarafından desteklendiğini belirtiyor; Ruanda ise bu iddiaları yalanlıyor.
Yeni koalisyonun adı henüz netleşmedi, ancak çeşitli silahlı grupların bir araya gelmesiyle oluşturulduğu ifade ediliyor. Kabila'nın bu koalisyonun lideri olarak duyurulması, ülkedeki siyasi kutuplaşmayı derinleştirebilir. Devlet Başkanı Tshisekedi hükümeti, Kabila'yı istikrarsızlık yaratmakla suçlayabilir. Öte yandan, Kabila'nın destekçileri, eski lidere yönelik artan baskıların onu bu tür bir oluşumun içine ittiğini savunabilir.
Bölgesel veya küresel boyut
Demokratik Kongo Cumhuriyeti, zengin doğal kaynaklarına rağmen onlarca yıldır çatışmalarla boğuşuyor. Doğu bölgesi, çok sayıda silahlı grubun varlığı nedeniyle istikrarsız. M23'ün yeniden güçlenmesi, 2021'den bu yana bölgedeki şiddeti artırdı ve yüz binlerce kişiyi yerinden etti. Birleşmiş Milletler barış gücü MONUSCO, 2023'ten itibaren kademeli olarak çekiliyor; bu durum güvenlik boşluğu yaratabilir.
Kabila'nın yeni koalisyona liderlik etmesi, ülke içindeki siyasi dengeleri değiştirebilir. Ayrıca, Ruanda ile DRC arasındaki gerilim zaten yüksekken, bu gelişme bölgesel bir çatışma riskini artırabilir. Uluslararası toplum, DRC'deki istikrarsızlığın Büyük Göller bölgesine yayılmasından endişe ediyor. ABD ve Avrupa Birliği, M23'e yönelik yaptırımlar uygularken, Ruanda'yı da M23'e destek vermekle suçluyor. Çin ve Rusya ise DRC'deki madencilik sektöründe önemli yatırımlara sahip.
Kabila'nın liderliği, muhalefet ve iktidar arasındaki diyalogu zorlaştırabilir. 2023 seçimlerinde Tshisekedi'nin zaferi tartışmalıydı; Kabila'nın etkisi hala hissediliyor. Bu yeni koalisyon, ülkenin bölünme riskini artırabilir ve insani krizi derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika'da etkinliğini artırıyor; Demokratik Kongo Cumhuriyeti de bu açılımın önemli bir parçası. Türk şirketleri, özellikle madencilik ve altyapı alanlarında DRC'de yatırımlar yapıyor. Ülkedeki istikrarsızlık, bu yatırımları riske atabilir ve ticari ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, DRC'deki çatışmalar, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Afrika boynuzu ve Büyük Göller bölgesindeki diğer çıkarlarını da tehdit edebilir. Türkiye, insani yardım ve barışı koruma çabalarına katkı sağlayarak bölgede arabulucu rolü üstlenebilir. Ancak, Kabila'nın liderliğindeki bir koalisyonun meşruiyeti tartışmalı olduğundan, Türkiye'nin temkinli bir diplomasi izlemesi ve resmi hükümetle ilişkilerini sürdürmesi beklenir.