Eski Kongo Demokratik Cumhuriyeti Devlet Başkanı Joseph Kabila'nın, doğu Kongo'da faaliyet gösteren M23 silahlı grubuna destek verdiği öne sürülüyor. Financial Times'ın Afrika muhabiri John McDermott'un analizine göre Kabila, iktidarı kaybetmesinin ardından bölgede yeniden etkinlik kurmak için bu riskli ittifakı tercih ediyor. M23, 2012'de Ruanda destekli bir isyanla Goma'yı ele geçirmeye çalışmış, 2013'te yenilgiye uğratılmıştı. Ancak 2021'den bu yana yeniden silahlanan grup, Kuzey Kivu'da geniş topraklar kontrol ediyor ve bölgede istikrarsızlık yaratıyor.
Kabila'nın Stratejik Hamlesi mi?
Joseph Kabila, 2001-2019 yılları arasında Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ni yönetmiş, ardından yerini Félix Tshisekedi'ye bırakmıştı. Ancak siyasi etkisini korumak isteyen Kabila, özellikle doğu bölgelerinde geniş bir patronage ağına sahip. McDermott'a göre Kabila, merkezi hükümetin zayıflığından faydalanarak, kendi adamlarını ve müttefiklerini M23 üzerinden yeniden iktidara taşımayı hedefliyor. Bu durum, Tshisekedi hükümeti ile Kabila kampları arasındaki gerilimi artırıyor.
M23, çoğunlukla Tutsi kökenli savaşçılardan oluşuyor ve Ruanda'nın desteklediği iddia ediliyor. BM uzman raporları, Ruanda ordusunun M23'e lojistik ve askeri eğitim sağladığını gösteriyor. Kabila'nın bu gruba destek vermesi, Ruanda ile Kongo arasındaki zaten gergin olan ilişkileri daha da karmaşık hale getiriyor. Bölgede altın, koltan ve kobalt gibi değerli madenlerin çıkarıldığı düşünülürse, bu ittifakın ekonomik çıkarlarla da bağlantılı olduğu öne sürülüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Doğu Kongo, on yıllardır silahlı çatışmalara sahne oluyor. M23'ün yeniden güçlenmesi, bölgedeki milyonlarca insanı yerinden etti ve insani krizi derinleştirdi. Kabila'nın M23'e desteği, barış sürecini baltalayabilir ve Tshisekedi hükümetinin otoritesini zayıflatabilir. Ayrıca, bu durum Büyük Göller bölgesinde yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. Ruanda'nın M23'e verdiği destek uluslararası alanda eleştirilirken, Kabila'nın devreye girmesi, bölgesel aktörlerin Kongo iç işlerine müdahalesini derinleştiriyor.
Küresel açıdan bakıldığında, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, dünyanın en büyük kobalt rezervlerine sahip ve bu mineral, elektrikli araç bataryaları için kritik öneme sahip. İstikrarsızlık, küresel tedarik zincirlerini tehdit ediyor. Çin, ABD ve Avrupa Birliği, bölgedeki madenlere yatırım yapmış durumda. Kabila'nın hamlesi, bu ülkelerin çıkarlarını da doğrudan etkileyebilir. Özellikle Çin, Kongo'nun en büyük ticaret ortağı ve maden sektöründe önemli bir yatırımcı. İstikrarsızlık, Çin'in yatırımlarını riske atabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika'da etkinliğini artırma politikası izliyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Türkiye'nin Afrika açılımında önemli bir partner olarak öne çıkıyor. İkili ticaret hacmi 2022'de 500 milyon doları aşmış durumda. Ancak doğu Kongo'daki istikrarsızlık, Türk yatırımcılar için risk oluşturuyor. Ayrıca, bölgedeki çatışmalar, insani yardım koridorlarını da etkileyebilir. Türkiye'nin bölgede artan nüfuzu, Kabila'nın hamlesiyle sarsılabilir. Türk dış politikası açısından, Kongo'daki gelişmeler, Afrika Boynuzu ve Sahel'deki angajmanlarla birlikte değerlendirilmeli. İstikrarsızlık, Türkiye'nin kıtadaki imajını ve ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir.