15 Ağustos 2021 gecesi, Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'nda tahliye izdihamı yaşanırken, genç bir anne kalabalığın içinde bana ulaştı. Dilini konuştuğumu doğru bir şekilde tespit etmişti. Gecenin sonunda, ölmüş çocuğunun bedenini göğsüme bastırıyor ve bana bir şeyler söylüyordu. O an, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından geride bıraktığı insani enkazın sembolüydü. Bu trajedi, sadece bir tahliye sahnesi değil, aynı zamanda yirmi yıllık savaşın ve verilen sözlerin son perdesiydi. ABD, Afganistan'dan çekilirken arkasında binlerce mülteci, işbirlikçi ve savunmasız sivil bıraktı. O genç anne ve ölü çocuğu, bu ahlaki borcun en çarpıcı kanıtı olarak hafızalara kazındı.
Tahliye Kaosu ve Geride Kalanlar
2021 yılında Taliban'ın Kabil'e girmesiyle başlayan tahliye süreci, ABD tarihinin en büyük hava köprülerinden biriydi. Ancak bu süreç, özellikle havalimanı çevresinde yaşanan izdiham, intihar saldırıları ve panik nedeniyle büyük bir insani krize sahne oldu. 26 Ağustos 2021'de havalimanı yakınında gerçekleşen bombalı saldırıda 13 ABD askeri ve 170'ten fazla Afgan hayatını kaybetti. Tahliye edilenlerin sayısı 120 binin üzerindeydi ancak geride kalanların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Özellikle ABD için çalışan tercümanlar, danışmanlar ve aileleri büyük risk altında kaldı. Birçok kişi, verilen sözlerin tutulmadığını ve kurtarılmayı beklerken hayatını kaybettiğini belirtiyor. O genç anne gibi, çocuğunu kaybeden ve kurtuluş umudunu yitiren binlerce insan, bu sürecin görünmeyen yüzü oldu.
ABD'nin Afganistan'daki yirmi yıllık varlığı, başlangıçta terörle mücadele ve demokrasi inşası hedefiyle başladı. Ancak yıllar içinde savaşın maliyeti hem insani hem de ekonomik açıdan arttı. 2 trilyon dolardan fazla harcama yapıldı, 2 binden fazla ABD askeri hayatını kaybetti. Afgan sivil kayıpları ise on binlerce. Savaşın sona ermesiyle birlikte, ABD'nin bölgedeki itibarı da sorgulanır hale geldi. Özellikle müttefiklerini geride bırakma görüntüsü, diğer ülkelerin ABD'ye olan güvenini sarstı. İngiltere, Almanya gibi NATO müttefikleri de kendi vatandaşlarını ve işbirlikçilerini tahliye etmekte zorlandı. Bu durum, ittifak içinde de tartışmalara yol açtı.
Uluslararası Toplumun Sorumluluğu ve Gelecek
Afganistan'daki insani kriz, sadece ABD'nin değil, uluslararası toplumun da sorumluluğunda. Birleşmiş Milletler ve diğer yardım kuruluşları, ülkedeki insani yardım operasyonlarını sürdürmeye çalışsa da, Taliban yönetiminin kısıtlamaları ve güvenlik sorunları nedeniyle zorluklar yaşanıyor. Özellikle kadınlar ve çocuklar, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde büyük sıkıntı çekiyor. Birçok Afgan, ülkeyi terk etmek için yasal yollar arıyor ancak vize süreçleri ve kotalar yetersiz. ABD'nin afları ve mülteci kabul programları sınırlı sayıda kişiye ulaşabildi. Bu durum, ahlaki borcun sadece sembolik kalmadığını, somut adımlar gerektirdiğini gösteriyor. O genç annenin yaşadığı trajedi, binlerce benzer hikayenin sadece bir tanesi. Uluslararası toplumun, bu insanların sesini duyması ve sorumluluk alması gerekiyor.
Türkiye, Afganistan'daki istikrarsızlıktan en çok etkilenen ülkelerden biri. Zaten milyonlarca Afgan mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, yeni bir göç dalgası riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, Kabil Havalimanı'nın işletilmesi konusunda Türkiye'nin rolü, Taliban ile ilişkilerde önemli bir koz olabilir. Ancak insani yardımların ulaştırılması ve düzenli göçün sağlanması için uluslararası işbirliği şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki kaos ve ABD'nin çekilmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenliği ve göç politikaları açısından kritik sonuçlar doğuruyor. Türkiye, halihazırda 4 milyona yakın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, Afganistan'dan gelebilecek yeni bir göç dalgası ekonomik ve sosyal yükü artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Kabil Havalimanı'ndaki potansiyel rolü, Taliban ile diplomatik ilişkilerde ve Batı ile pazarlıklarda önemli bir araç olabilir. Ancak insani yardımların sürdürülebilmesi ve düzensiz göçün önlenmesi için uluslararası toplumun desteği şart. Türkiye, istikrarın sağlanması için bölgesel aktörlerle işbirliğini güçlendirmeli ve Afgan halkının acılarını hafifletecek adımlar atmalı.