JPMorgan Asset Management'ta Core Plus Bond ETF portföy yöneticisi Priya Misra, tahvil piyasasındaki son satış dalgasının 'abartılı' olduğunu ve piyasaların bir dönüm noktasına geldiğini ifade etti. Misra, "Tahvil piyasası konuştuğunda herkes dinler" diyerek, tahvil getirilerindeki hareketin artık ekonomik gerçekleri yansıtmadığını ve yatırımcılar için fırsat penceresi açıldığını vurguladı. Bloomberg'e konuşan Misra'nın değerlendirmesi, küresel piyasalarda son haftalarda artan volatilite ve merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin belirsizlik ortamında geldi.
Tahvil Piyasasındaki Satışın Arka Planı
2025 yılı boyunca küresel tahvil piyasaları, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne ne zaman başlayacağına dair belirsizlik ve enflasyonun beklenenden inatçı çıkması nedeniyle dalgalı bir seyir izledi. Özellikle ABD 10 yıllık tahvil getirileri, yılın ilk çeyreğinde %4,5 seviyelerine kadar yükselerek yatırımcıları tedirgin etti. Avrupa'da da benzer bir tablo görüldü; Almanya 10 yıllık tahvil getirileri bölgesel riskler ve ECB'nin temkinli tutumuyla dalgalandı.
Misra'ya göre bu satış dalgasının son ayağı, piyasa katılımcılarının aşırı tepki vermesiyle gerçekleşti. Yatırımcılar, Fed'in faiz indirimlerini erteleyebileceği korkusuyla tahvillerden çıkarken, Misra bu hareketin ekonomik temellerle desteklenmediğini savunuyor. "Piyasalar genellikle duygusal tepkiler verir; ancak tahvil getirileri şu an işletme karlılıkları ve büyüme beklentileriyle tutarsız" diyen Misra, önümüzdeki dönemde tahvil fiyatlarında toparlanma beklediğini ima etti.
JPMorgan Asset Management'ın Core Plus Bond ETF'i, çeşitlendirilmiş tahvil portföyüyle kurumsal ve bireysel yatırımcılara hitap ediyor. Misra'nın yönettiği fon, özellikle kredi spreadlerindeki genişlemeyi fırsat bilerek uzun vadeli tahvillere yönelmiş durumda. Misra'nın "herkesin dinlediği" tahvil piyasası vurgusu, aslında tahvil getirilerinin hisse senedi değerlemeleri, konut kredileri ve kurumsal borçlanma maliyetleri üzerindeki belirleyici etkisine işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tahvil piyasasındaki bu dalgalanma yalnızca ABD ile sınırlı değil. Gelişmekte olan ülkeler de küresel risk iştahındaki değişimden doğrudan etkileniyor. Yükselen tahvil getirileri, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırarak para birimlerinde değer kaybına yol açabiliyor. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için bu durum, borçlanma maliyetlerini artırarak makroekonomik istikrarı zorlayabilir.
Öte yandan, Misra'nın 'aşırı satış' tezi doğruysa, tahvil getirilerindeki düşüş gelişmekte olan ülkelere sermaye girişini teşvik edebilir. Fed'in faiz indirimine gitmesi durumunda dolar zayıflar ve risk iştahı artar; bu da Türkiye dahil birçok ülkenin borçlanma koşullarını iyileştirir. Ancak jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve emtia fiyatlarındaki oynaklık bu görünümü tersine çevirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel tahvil piyasasındaki bu dalgalanma, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetleri ve sermaye akımları üzerinde doğrudan etkili. Türkiye, yüksek cari açık ve dış borç çevrimi nedeniyle küresel risk iştahına duyarlı. ABD tahvil getirilerindeki düşüş, Türkiye'nin eurobond faizlerini aşağı çekerek Hazine'nin borçlanma maliyetini düşürebilir. Ayrıca Fed'in faiz indirimi, TL üzerindeki baskıyı hafifleterek Merkez Bankası'na manevra alanı tanır. Ancak Misra'nın öngörüsü gerçekleşmez ve tahvil satışı sürerse, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye çıkışı hızlanır; bu da TL'de değer kaybı ve enflasyon riskini artırır. Bu nedenle Türkiye, küresel tahvil piyasasındaki sinyalleri yakından izlemeli.