ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan Chase'in yayımladığı son raporda, dünya genelindeki merkez bankalarının ABD ile İran arasında olası bir anlaşma nedeniyle faiz politikalarında bekle-gör stratejisi izlediği belirtildi. Raporda, böyle bir anlaşmanın küresel petrol arzını artırarak enerji fiyatlarını düşürebileceği ve enflasyon üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabileceği vurgulandı. Bu durumun, merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne başlama konusunda daha esnek hareket etmelerine olanak tanıyabileceği ifade ediliyor.
Anlaşmanın Olası Etkileri
ABD ile İran arasında nükleer programa ilişkin devam eden müzakereler, tarafların geçici bir anlaşmaya varabileceği yönünde spekülasyonlara yol açıyor. Böyle bir anlaşma, İran'a yönelik petrol ihracatı ve bankacılık alanındaki yaptırımların hafifletilmesini içerebilir. JPMorgan ekonomistlerine göre, İran'ın günlük 1-1,5 milyon varil ek petrol arzı piyasaya sürmesi, Brent petrol fiyatlarında varil başına 5-10 dolarlık bir düşüşe neden olabilir. Bu da küresel enflasyon beklentilerini aşağı çekerek, merkez bankalarının faiz indirimleri için alan açabilir.
Raporda ayrıca, Avrupa Merkez Bankası (ECB), ABD Merkez Bankası (Fed) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) gibi büyük merkez bankalarının, İran anlaşmasının enflasyon görünümüne etkisini netleştirene kadar faiz kararlarını erteleme eğiliminde olabileceği kaydedildi. Özellikle Fed'in, anlaşmanın sağlanması halinde 2024 yılının ilk yarısında faiz indirimine gidebileceği öngörülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran arasındaki olası bir anlaşma, yalnızca petrol piyasalarını değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki jeopolitik dengeleri de etkileme potansiyeline sahip. Anlaşma, ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan Suudi Arabistan ve İsrail tarafından endişeyle karşılanabilir. Suudi Arabistan, İran'ın yaptırımların hafiflemesiyle petrol pazarındaki payını artırmasından rahatsızlık duyabilir. Öte yandan, anlaşma, İran'ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçlerine yönelik finansmanını artırabilir. Bu durum, bölgedeki mevcut çatışmaların şiddetlenmesine yol açabilir.
Küresel ölçekte ise anlaşma, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları için enerji maliyetlerini düşürücü bir etki yaratabilir. Çin, zaten İran'dan yaptırımları delerek petrol alımı yaparken, resmi bir anlaşma bu ticareti yasallaştırarak Pekin'in enerji güvenliğini artırabilir. ABD için ise anlaşma, Orta Doğu'daki askeri varlığını azaltma ve kaynaklarını Asya-Pasifik'e kaydırma stratejisiyle uyumlu görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak, ABD-İran anlaşmasından doğrudan etkilenecektir. Anlaşma sonucu petrol fiyatlarının düşmesi, Türkiye'nin cari açığını azaltabilir ve enflasyonla mücadeleye katkı sağlayabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye-İran arasındaki ticaret hacmini artırabilir. Ancak, ABD'nin bölgede denge değişikliğine gitmesi, Türkiye'nin İran ve diğer bölgesel aktörlerle ilişkilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Özellikle Suriye ve Irak'ta İran etkisinin artması, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını beraberinde getirebilir.