JPMorgan Asset Management Baş Küresel Stratejisti David Kelly, Mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) raporunun ardından yaptığı değerlendirmede, enflasyonun bu döngüde zirveye ulaşmış olabileceğini ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Haziran toplantısında ‘hiçbir şey yapmamanın en güvenli yol’ olduğunu söyledi. Kelly, Bloomberg kanalına verdiği demeçte, “Mayıs enflasyon verileri, bu döngünün en yüksek noktası olarak tarihe geçme potansiyeli taşıyor. Fed'in şu aşamada faiz artırımlarına ara vermesi, piyasalar için en akılcı adım olacaktır” ifadelerini kullandı.
Enflasyon Zirvesi ve Fed'in Beklenen Duruşu
David Kelly'nin yorumları, Mayıs ayı TÜFE verilerinin yıllık bazda %4,0 olarak açıklanmasının ardından geldi. Bu rakam, Nisan ayındaki %4,9'luk artışın altında kalarak enflasyonun yavaşlama sinyali verdiğini gösterdi. Kelly, “Enflasyondaki bu düşüş, Fed'in faiz artırım döngüsünü sonlandırmak için ihtiyacı olan kanıtı sağlayabilir” dedi. Ancak stratejist, çekirdek enflasyonun hâlâ %5,3 gibi yüksek bir seviyede seyrettiğine dikkat çekerek, “Fed'in işi henüz bitmedi, ancak acele etmesi de gerekmiyor” uyarısında bulundu.
Fed, 13-14 Haziran'da yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz kararını açıklayacak. Piyasalar, geçtiğimiz haftalarda faizlerin sabit tutulmasına kesin gözüyle bakarken, bazı analistler yüksek enflasyonla mücadele için bir faiz artırımının daha gelebileceğini öngörüyordu. Kelly ise “Enflasyon hızla düşüyor. Fed'in bu toplantıda faizleri değiştirmemesi, ekonomiye zaman kazandıracaktır” diyerek bekle-gör politikasını savundu.
Bloomberg'in haberine göre, JPMorgan'ın stratejisti ayrıca ABD ekonomisinin resesyona girmeyeceğini, ancak büyümenin yavaşlayacağını öngörüyor. Kelly, iş gücü piyasasının hâlâ güçlü olduğunu ancak enflasyonla mücadelenin bir miktar soğumaya yol açacağını belirtti.
Küresel Piyasalar ve Beklentiler
Fed'in faiz politikasındaki duraklama beklentisi küresel piyasalarda iyimserliğe yol açarken, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde de olumlu etkiler yaratıyor. Dolar endeksinin (DXY) son haftalarda zayıflaması, gelişmekte olan piyasalara sermaye girişini hızlandırdı. Kelly, “Fed'in duruşundaki değişim, gelişmekte olan ülkelere nefes aldıracak” dedi.
Ancak stratejist, enflasyonun tamamen kontrol altına alındığı söylenemeyeceğini, özellikle hizmet sektörü enflasyonunun yapışkan olabileceğini vurguladı. “Kira ve sağlık gibi kalemlerdeki fiyat artışları devam ediyor. Fed'in bu alanları yakından izlemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kelly ayrıca, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların da enflasyon görünümü üzerinde belirleyici olacağını sözlerine ekledi.
Piyasalar, Fed'in faiz kararının yanı sıra nokta grafiği (dot plot) ve Başkan Jerome Powell'ın basın toplantısına odaklanmış durumda. Ekonomistler, Fed yetkililerinin yıl sonu faiz projeksiyonlarında bir değişiklik yapıp yapmayacağını merak ediyor. Kelly, “Fed, enflasyon görünümünü iyileştirirken faiz artırım beklentilerini de aşağı çekebilir. Bu durum piyasalar için olumlu olur” yorumunu yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırımlarına ara vermesi, gelişmekte olan ülkeler için olumlu bir dış finansman koşulu yaratıyor. Türkiye gibi yüksek enflasyon ve cari açıkla mücadele eden ülkeler için düşük ABD faizleri, sermaye girişini kolaylaştırabilir ve yerel para birimleri üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ancak Kelly'nin işaret ettiği gibi, enflasyonla mücadele henüz bitmiş değil; küresel talepteki yavaşlama Türkiye'nin ihracatını etkileyebilir. Ayrıca, Fed'in olası bir faiz artırımı daha yapması durumunda Türk Lirası üzerindeki baskı yeniden artabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin yapısal reformlarla kırılganlıklarını azaltması, küresel finansal koşullardaki iyileşmeyi kalıcı hale getirebilir.