ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Yüksek Mahkeme'nin Başkan Donald Trump'ın doğumla vatandaşlık hakkını sınırlayan başkanlık kararnamesini reddetmesinin ardından, bu konuda Kongre'nin harekete geçmesi gerektiğini söyledi. Johnson, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Anayasa'nın 14. Ek Maddesi'nin doğumla vatandaşlık hakkı verdiği yönündeki yorumu, göçmenlik sistemimizi suistimale açık hale getiriyor. Bu konuda Kongre'nin yasal düzenleme yapması şart" dedi. Cumhuriyetçi lider, konunun önümüzdeki dönemde Kongre gündeminde öncelikli başlıklardan biri olacağını belirtti.
Yüksek Mahkeme Kararının Arka Planı
ABD Yüksek Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde Trump yönetiminin doğumla vatandaşlık hakkını kaldırmayı hedefleyen başkanlık kararnamesini oybirliğiyle reddetti. Mahkeme, kararnamenin hem Anayasa'ya hem de uzun süredir devam eden içtihatlara aykırı olduğuna hükmetti. 14. Ek Madde, ABD'de doğan her kişinin, ebeveynlerinin vatandaşlık statüsüne bakılmaksızın otomatik olarak ABD vatandaşı olmasını sağlıyor. Bu hüküm, 1868 yılında kabul edilmiş olup, özellikle göçmen ailelerin çocuklarını kapsamaktadır. Trump yönetimi, bu uygulamanın "vize turizmi" ve "doğum turizmi" gibi suistimallere yol açtığını savunuyordu. Ancak Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın açık hükmü karşısında yürütmenin tek başına bu hakkı kaldıramayacağına karar verdi.
Mike Johnson'ın çağrısı, Cumhuriyetçi Parti içinde doğumla vatandaşlık konusunda uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdi. Johnson, "Yüksek Mahkeme kararı, yürütmenin bu konuda adım atamayacağını gösterdi. Şimdi iş Kongre'ye düşüyor. Biz, Amerikan halkının çıkarlarını koruyacak yasalar çıkarmalıyız" ifadelerini kullandı. Demokratlar ise bu girişimi "ayrımcı" ve "Anayasa'ya aykırı" olarak nitelendiriyor. Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, "Doğumla vatandaşlık hakkı, bu ülkenin temel değerlerinden biridir. Cumhuriyetçilerin bu saldırısına izin vermeyeceğiz" dedi.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Doğumla vatandaşlık hakkı, dünyada sadece bir avuç ülkede bulunuyor. ABD'nin yanı sıra Kanada, Meksika, Brezilya ve Arjantin gibi ülkeler de bu hakkı tanıyor. Avrupa ülkelerinin çoğunda ise doğumla vatandaşlık yerine, ebeveynlerin vatandaşlığı esas alınıyor. ABD'de bu hakkın kaldırılması veya kısıtlanması, özellikle Latin Amerika ve Asya'dan gelen göçmen ailelerini doğrudan etkileyecek. Uzmanlar, böyle bir değişikliğin ABD'nin demografik yapısını ve iş gücü piyasasını önemli ölçüde değiştirebileceğini belirtiyor. Ayrıca, ABD'nin bu konuda alacağı kararlar, diğer ülkelerdeki benzer tartışmaları da etkileyebilir. Özellikle Avrupa'da yükselen göçmen karşıtı hareketler, ABD'deki gelişmeleri yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'de yaşayan Türk toplumu ve Türkiye'den ABD'ye göç etmeyi planlayan aileler için doğrudan etkiler taşıyor. Türk vatandaşlarının ABD'de doğan çocukları, mevcut yasa gereği otomatik olarak ABD vatandaşı olabiliyor. Bu hakkın kısıtlanması, Türk ailelerinin göç kararlarını ve ABD'deki varlıklarını etkileyebilir. Küresel ölçekte ise ABD'nin göç politikalarındaki değişim, Türkiye'nin de içinde bulunduğu göç rotalarını ve uluslararası iş gücü hareketliliğini şekillendiriyor. Türkiye, kendi göç politikalarını oluştururken ABD'deki bu tartışmaları yakından takip etmeli ve olası etkileri değerlendirmelidir.