ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson (Cumhuriyetçi-Louisiana), Pazar günü yaptığı açıklamada, seçmenlerin vatandaşlık durumunu doğrulamayı zorunlu kılan Güvenli Amerikan Seçmen Yeterliliği (SAVE America) Yasası'nın, bütçe uzlaşı (reconciliation) süreci kapsamında bir kez daha Meclis'ten geçirilmesi için çalışacaklarını söyledi. Johnson, Fox News kanalında Shannon Bream ile yaptığı röportajda, "Başkan bunu en öncelikli maddeler arasında görüyor, ben de öyle" ifadelerini kullandı. Söz konusu yasa tasarısı, federal seçimlerde oy kullanabilmek için vatandaşlık belgesi ibrazını şart koşuyor ve mevcut seçmen kayıt sistemlerinde önemli değişiklikler öngörüyor.
Gelişmenin arka planı
SAVE America Yasası, ilk olarak 2024 yılının başlarında Temsilciler Meclisi'nde kabul edilmiş ancak Senato'da Demokratların muhalefeti nedeniyle yasalaşamamıştı. Tasarı, oy kullanma hakkını kısıtladığı gerekçesiyle sivil toplum örgütleri ve insan hakları grupları tarafından eleştiriliyor. Muhalifler, bu tür bir uygulamanın azınlık toplulukları ve düşük gelirli vatandaşları orantısız şekilde etkileyeceğini savunuyor.
Johnson, tasarının yeniden gündeme getirilmesi için bütçe uzlaşı sürecini kullanmayı planladıklarını belirtti. ABD bütçe uzlaşı süreci, belirli harcama ve gelir düzenlemelerinin Senato'da sadece basit çoğunlukla geçirilmesine olanak tanıyor ve böylece Demokratların filibuster (sonsuz konuşma) taktiğini etkisiz kılıyor. Bu strateji, Cumhuriyetçilerin Senato'da 60 oy gerektiren çoğunluk eşiğini aşmadan yasayı geçirmesine imkan sağlayabilir.
Beyaz Saray Sözcüsü, konuyla ilgili yaptığı açıklamada Başkan Donald Trump'ın seçim güvenliğini artıracak her türlü düzenlemeyi desteklediğini ancak Kongre'deki müzakerelerin devam ettiğini duyurdu. Tasarının geçmesi durumunda, federal seçimlerde kimlik ibrazının yanı sıra vatandaşlık doğrulama sistemi kurulacak.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'de seçmen kimlik yasaları uzun süredir tartışma konusu. Bazı eyaletler, seçmenlerden fotoğraflı kimlik talep ederken, diğerleri daha esnek kurallar uyguluyor. SAVE America Yasası'nın federal düzeyde uygulanması, eyaletlerin seçim yönetiminde merkezi bir standardizasyonu beraberinde getirecek. Bu, özellikle seçmen kaydı otomatik olan veya posta yoluyla oy kullanımını kolaylaştıran eyaletlerde önemli değişikliklere yol açabilir.
Küresel ölçekte, ABD'nin seçmen kimlik yasalarını sıkılaştırması, diğer ülkeler için de bir örnek teşkil edebilir. Avrupa'da birçok ülke zaten zorunlu kimlik kartı sistemine sahipken, bazı gelişmekte olan ülkeler seçim güvenliği konusunda farklı uygulamalar geliştiriyor. Uzmanlar, bu tür yasaların seçim katılımını azaltabileceğini ve demokratik temsili zayıflatabileceğini belirtiyor.
Bu arada, sivil toplum kuruluşları yasanın geçmesi halinde dava açma hazırlığı yapıyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), yasanın anayasaya aykırı olduğunu ve seçmenleri hedef aldığını savunuyor. Kongre'deki müzakerelerin önümüzdeki haftalarda hızlanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD iç siyasetindeki kutuplaşmanın ve seçim güvenliği tartışmalarının derinleştiğini gösteriyor. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde özellikle vize, ticaret ve güvenlik konularında yakın temas halinde. ABD'deki seçim yasalarındaki değişiklikler, Türkiye'de yaşayan çifte vatandaşların oy kullanma süreçlerini de etkileyebilir. Ayrıca, bu tür yasaların küresel demokrasi tartışmalarına yansımaları, Türkiye'nin seçim sistemine yönelik uluslararası eleştiriler bağlamında örnek gösterilebilir. Ancak şu aşamada, gelişmenin Türkiye'ye doğrudan bir etkisi bulunmuyor.