ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson (Cumhuriyetçi-Louisiana), Pazar günü yaptığı açıklamada, 'doğum turizmi'nin Anayasa'nın 14. Ek Maddesi'ni 'değersizleştirdiğini' ifade etti. Bu çıkış, Başkan Donald Trump'ın, Yüksek Mahkeme'nin son kararının ardından Kongre'ye doğum yoluyla vatandaşlık konusunu ele alma çağrısı yapması üzerine geldi. Johnson, Yüksek Mahkeme Yargıcı Clarence Thomas'ın, mahkemenin çoğunluk kararına karşı yazdığı muhalefet şerhini övdü ve doğum yoluyla vatandaşlık uygulamasının usulsüzlüklerle dolu olduğunu savundu.
Gelişmenin arka planı
ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi, 1868'de İç Savaş sonrasında kabul edilmiş olup, 'Amerika Birleşik Devletleri'nde doğan veya vatandaşlığa kabul edilen ve yargı yetkisine tabi olan herkesin' ABD vatandaşı olduğunu belirtir. Bu madde, özellikle Afro-Amerikalıların vatandaşlık haklarını garanti altına almak amacıyla getirilmişti. Ancak son yıllarda, özellikle doğum turizmi olarak adlandırılan, hamile kadınların çocuklarının ABD vatandaşı olması için ülkeye gelmesi uygulaması, maddenin amacının dışına çıkıldığı eleştirilerine yol açtı.
Başkan Trump, göreve geldiği ilk günden itibaren doğum yoluyla vatandaşlık uygulamasını sona erdirmek istemiş, ancak yargı engelleriyle karşılaşmıştı. Yüksek Mahkeme'nin son kararı, bu konuda yeni bir tartışma başlattı. Johnson, Thomas'ın muhalefet şerhine atıfta bulunarak, mahkemenin doğum yoluyla vatandaşlığın anayasaya uygunluğunu yeniden değerlendirmesi gerektiğini ima etti.
ABD'de her yıl tahminen 33.000 'doğum turizmi' vakası yaşandığı belirtiliyor. Bu uygulama, özellikle Çin, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerden gelen hamile kadınlar tarafından sıkça kullanılıyor. ABD'de doğan çocuklar, reşit olduklarında ailelerine yeşil kart başvurusu yapma hakkı da dahil olmak üzere bir dizi ayrıcalıktan yararlanabiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Doğum yoluyla vatandaşlık tartışması yalnızca ABD'ye özgü değil. Dünyada yaklaşık 30 ülke (Kanada, Meksika, Brezilya, Arjantin gibi) otomatik doğum yoluyla vatandaşlık hakkı tanıyor. Avrupa ülkelerinin çoğu ise bu hakkı tanımıyor veya belirli koşullara bağlıyor. AB'nin en büyük ekonomisi Almanya'da doğum yoluyla vatandaşlık 2000 yılında sınırlandırılmıştı. Birleşik Krallık ise 1983'te bu uygulamaya son vermişti.
ABD'nin bu konudaki olası bir yasal değişikliği, küresel göç dinamiklerini etkileyebilir. Doğum turizminin azalması, özellikle bu uygulamanın yaygın olduğu ülkelerden ABD'ye yönelik hamile kadın akışını durdurabilir. Ayrıca, ABD vatandaşlığının değeri konusundaki tartışmalar, diğer ülkelerdeki benzer uygulamaları da etkileyebilir.
Johnson'ın açıklamaları, Cumhuriyetçi Parti içindeki göçmen karşıtı söylemin bir yansıması olarak görülüyor. Parti, 2024 seçimleri öncesinde bu konuyu önemli bir kampanya malzemesi haline getirmeyi hedefliyor. Demokratlar ise 14. Madde'nin korunması gerektiğini savunuyor ve doğum yoluyla vatandaşlığın kaldırılmasının anayasaya aykırı olacağını belirtiyor.
Konu, aynı zamanda yüksek mahkemenin siyasi yapısını da gündeme getirdi. Yargıç Thomas'ın muhalefet şerhi, mahkemenin muhafazakar kanadının bu konuda nasıl bir tutum takınabileceğine dair ipuçları veriyor. Trump'ın atadığı üç yargıçla birlikte mahkemenin muhafazakar çoğunluğu, doğum yoluyla vatandaşlığın kaldırılmasına yönelik yasal düzenlemelere daha sıcak bakabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki doğum turizmi tartışmaları, Türk vatandaşlarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye'den ABD'ye giderek doğum yapan ailelerin sayısı son yıllarda artış gösterdi. ABD'nin bu uygulamayı kısıtlaması, Türkiye'den doğum turizmine yönelik talebi azaltabilir. Öte yandan, bu gelişme Türkiye'nin vize politikalarını da etkileyebilir; çünkü ABD, doğum turizmini önlemek için Türk vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamalarını artırabilir. Küresel ölçekte ise, doğum yoluyla vatandaşlık uygulamasının daraltılması, uluslararası göç ve vatandaşlık hukuku alanında yeni bir trendin habercisi olabilir.