Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, gizli belgelerin usulsüz şekilde bulundurulması ve ifşa edilmesiyle ilgili davada suçunu kabul etmeye hazırlanıyor. İki kaynağın doğruladığı bilgiye göre, Trump yönetiminin eski üst düzey yetkilisi Bolton, federal savcılarla bir anlaşmaya vardı. Anlaşma kapsamında Bolton’ın, daha önce yayımladığı anı kitabında yer alan gizli bilgilerle ilgili soruşturmada suçunu itiraf etmesi bekleniyor. Bolton, kitabının Beyaz Saray tarafından onaylanmamasına rağmen basılmasına izin vermiş, bu da uzun süreli bir hukuki sürecin başlamasına yol açmıştı. Dava, 2019-2020 yılları arasında Trump’ın danışmanlığını yapan Bolton’ın, görevden ayrıldıktan sonra gizli belgeleri yanında götürdüğü ve bunları kitabında kullandığı iddiasına dayanıyor. Şimdi ise Bolton’ın, yargılamanın uzamasını önlemek için kısmi bir suçlama kabulüyle ceza indirimi alması gündemde. Mahkeme sürecinin önümüzdeki haftalarda sonuçlanması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
John Bolton, 2018-2019 yılları arasında Trump’ın üçüncü ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yaptı. Görev süresi boyunca özellikle İran, Kuzey Kore ve Venezuela politikalarında sertlik yanlısı tavrıyla tanındı. Ancak Trump’la yaşadığı görüş ayrılıkları nedeniyle 2019’da görevden alındı. Görevden ayrıldıktan sonra Bolton, eski patronuna yönelik eleştirilerini artırdı ve 2020 yılında “The Room Where It Happened” başlıklı bir anı kitabı yayımladı. Kitap, Beyaz Saray’da geçen bazı hassas diplomatik görüşmeleri ve ulusal güvenlikle ilgili gizli bilgileri içeriyordu. Savcılık, Bolton’ın kitabı yayımlamadan önce Beyaz Saray’ın güvenlik incelemesini tamamlamasını beklemediğini, bu nedenle gizli belgeleri ifşa ettiğini iddia etti. Bolton ise kitabın yayımlanmasının ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu savundu. Ancak mahkeme, kitapta yer alan bazı bilgilerin gizli sınıflandırmaya tabi olduğuna hükmetti. Bu gelişme, ABD’de üst düzey yetkililerin görevden ayrıldıktan sonra gizli belgeleri yanlarında götürmesine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Trump’ın kendisinin de Mar-a-Lago’daki malikanesinde gizli belgeler bulundurduğu gerekçesiyle ayrı bir soruşturma geçirdiği hatırlatıldı.
Anlaşmanın detayları henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Ancak kaynaklar, Bolton’ın muhtemelen bir veya iki suçlamayı kabul edeceğini, karşılığında daha ağır cezalardan kurtulacağını belirtiyor. Dava, Washington DC Bölge Mahkemesi’nde görülüyor. Hâkim, anlaşmayı onaylarsa Bolton’ın birkaç yıl denetimli serbestlik cezası alması veya para cezası ödemesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bolton’ın davası, ABD’nin ulusal güvenlik ve sınıflandırılmış bilgi yönetimi politikaları açısından emsal teşkil ediyor. Özellikle üst düzey yöneticilerin görevden ayrıldıktan sonra gizli belgeleri yanlarında götürmesi ve bunları yayımlaması, ABD yasalarına göre ağır suç olarak kabul ediliyor. Bu dava, aynı zamanda eski Başkan Trump’a yönelik benzer suçlamaların da seyrini etkileyebilir. Trump’ın avukatları, Bolton davasında varılan anlaşmayı emsal göstererek müvekkillerinin lehine argümanlar geliştirebilir.
Küresel ölçekte ise bu dava, ABD’deki siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olarak görülüyor. Bolton, Trump döneminde görev yapmış ancak daha sonra Trump’ı sert şekilde eleştiren bir figür haline gelmişti. Bu nedenle dava, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında farklı yorumlanıyor. Cumhuriyetçi çevreler, Bolton’ın bir “devlet sırrı ifşacısı” olarak değil, siyasi bir hedef haline getirildiğini iddia ediyor. Demokratlar ise Bolton’ın yasaları çiğnediğini ve cezalandırılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
John Bolton’ın Türkiye ile ilgili geçmişteki açıklamaları biliniyor. Bolton, özellikle Suriye’deki Kürt güçlerine verdiği destek ve PYD/YPG’nin terör örgütü olmadığı yönündeki söylemleriyle Türk yetkililerin tepkisini çekmişti. Ayrıca, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasına şiddetle karşı çıkmış ve Ankara’ya yaptırım uygulanmasını savunmuştu. Bu nedenle, Bolton’ın hukuki süreçte zor durumda olması, Türkiye açısından dolaylı ama olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, dava ABD iç siyasetine odaklandığı ve başka ülkeleri doğrudan muhatap almadığı için, Türk dış politikasına kısa vadede somut bir etkisi olması beklenmiyor. Ancak uzun vadede, ABD’deki iktidar dengelerinin değişmesi halinde, Bolton’ın tasfiye olması Ankara’nın işini kolaylaştırabilir.