Avustralya'nın kuzeydoğusundaki Queensland eyaletinde, Liberal Ulusal Parti (LNP) hükümetinin son dönemde suçla mücadele, transların sağlık hizmetlerine erişimi ve polis gücüyle protestoları bastırma gibi konularda attığı 'özürsüz' adımlar, eyaletin siyasi tarihine damga vuran eski Başbakan Joh Bjelke-Petersen dönemini akıllara getiriyor. 1968-1987 yılları arasında demir yumrukla yöneten Bjelke-Petersen, anti-protesto yasaları ve otoriter tutumuyla tanınmıştı. LNP'nin bugünkü çıkışları, birçok Queelslandlinin kapandığını düşündüğü bir sayfanın yeniden açıldığı endişesini yaratıyor.
Suç Politikaları ve Trans Sağlığında Geri Adım
LNP, seçim vaatlerinde yer alan 'genç suçlulara yönelik daha sert yaptırımlar'ı ivedilikle uygulamaya koydu. Çocuk mahkemelerinin yetkilerini kısıtlayan yasa, 10 yaşındaki çocukların dahi yetişkin mahkemelerinde yargılanabilmesinin önünü açtı. Bunun yanı sıra, devlet hastanelerinde translara yönelik ergenlik bloke edici tedavilerin durdurulması kararı, insan hakları örgütleri ve tıp camiasından sert tepki topladı. Eyalet hükümeti, 'kanıta dayalı olmayan tedaviler' gerekçesiyle bu adımı atarken, uzmanlar kararın bilimsel değil ideolojik olduğunu savunuyor.
Bjelke-Petersen Yöntemleri Geri mi Dönüyor?
Joh Bjelke-Petersen, 1980'lerde sendika yürüyüşleri ve çevre protestolarını polis şiddetiyle bastırması ve medya üzerinde sansür uygulamasıyla hatırlanıyor. LNP'nin yeni protesto yasası, 'kritik altyapı' tanımını genişleterek liman, havaalanı ve maden sahalarındaki eylemleri ağır cezalara bağlıyor. Polise, şüpheli araçları durdurma ve protestocuların kimliklerini kontrol etme yetkisi veren düzenleme, sivil özgürlükler açısından büyük tartışma yaratıyor. Queensland Barosu, yasanın 'orantısız ve anayasaya aykırı' olduğunu belirterek yargıya taşıyacağını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Queensland'deki bu gelişmeler, Avustralya federal düzeyde ve küresel ölçekte benzer otoriter eğilimlerin parçası. Türkiye, Avustralya ile güçlü ticari ve diplomatik bağlara sahip bir ülke olarak bu eğilimleri yakından izlemeli. Özellikle maden ve enerji alanındaki yatırımlar, eyalet düzeyindeki düzenlemelerden etkilenebilir. Ayrıca, azınlık hakları ve ifade özgürlüğü konusunda uluslararası kamuoyunda oluşacak algı, Türkiye'nin benzer konulardaki pozisyonunu da dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, Brisbane'deki gelişmeleri diplomatik kanallarla takip etmeli ve gerektiğinde ticari çıkarlarını koruyacak adımları önceden planlamalıdır.