ABD hisse senedi vadeli işlemleri haftanın son işlem gününde sınırlı da olsa yükselişe işaret etse de, küresel piyasaların üzerinde jeopolitik gerilimlerin ve teknoloji sektöründeki belirsizliklerin gölgesi dolaşıyor. Wall Street’te endekslerin güne hafif artıyla başlaması beklenirken, yapay zekâya yönelik devasa yatırım planları ve Orta Doğu’da tırmanan çatışma riski, yatırımcıların hafta sonuna gergin girmesine neden oluyor. Özellikle büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ altyapısına milyarlarca dolarlık harcama taahhütleri, bu harcamaların kârlılığa dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu beraberinde getiriyor. Aynı zamanda İsrail ile İran arasında artan karşılıklı tehditler, enerji fiyatları üzerinden enflasyonist baskıyı artırabileceği endişesiyle risk iştahını törpülüyor.
Yapay Zekâ Yatırımları ve Teknoloji Hisselerinde Belirsizlik
Son haftalarda Microsoft, Alphabet, Meta ve Amazon gibi teknoloji devleri, yapay zekâ veri merkezleri için rekor düzeyde sermaye harcaması planlarını açıkladı. Bu şirketlerin üç aylık bilanço dönemlerinde yatırımcılara verdiği sinyaller, yapay zekâ yarışının henüz kâr üretmekten uzak olduğunu ve maliyetlerin hızla arttığını gösteriyor. Örneğin Microsoft’un bulut bilişim birimi Azure’un büyüme hızı yatırımcı beklentilerini karşılarken, yapay zekâ hizmetlerinden elde edilen gelirin operasyonel maliyetleri karşılaması için daha uzun bir süreye ihtiyaç duyulacağı ifade ediliyor. Meta’nın ise yapay zekâ altyapısına yaptığı harcamaları artıracağını duyurması, hisse senedi fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı.
Teknoloji hisselerindeki bu oynaklık, Nasdaq endeksinin genel performansını da etkiliyor. Yatırımcılar, yapay zekâ balonu olarak nitelendirilebilecek bu döngünün ne zaman olgunlaşacağını ve hangi şirketlerin bu yarıştan kârlı çıkacağını kestirmeye çalışıyor. Öte yandan ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimi beklentileri, teknoloji hisselerinin değerlemeleri üzerinde belirleyici olmayı sürdürüyor. Yüksek faiz ortamının devam etmesi durumunda, gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değeri düşeceği için uzun vadeli teknoloji yatırımlarının cazibesi azalabilir. Bu durum, özellikle yapay zekâ alanında yoğun yatırım yapan şirketler için risk oluşturuyor.
Orta Doğu’da Artan Gerilim Küresel Piyasaları Tehdit Ediyor
Piyasaları tedirgin eden bir diğer unsur, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler. İsrail ile İran arasında son dönemde karşılıklı tehditlerin artması ve tarafların birbirlerine yönelik askeri operasyon sinyalleri, bölgede sıcak bir çatışma riskini gündeme taşıdı. İran’ın nükleer programına ilişkin devam eden müzakerelerdeki tıkanma ve İsrail’in bu konudaki sert tutumu, piyasalarda risk primi oluşturuyor. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol sevkiyatının kesintiye uğraması ihtimali, ham petrol fiyatlarının yukarı yönlü hareketlenmesine neden olabilir. Brent petrol fiyatları bu hafta %3’ün üzerinde artış göstererek varil başına 85 doların üzerine çıktı.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, dünya genelinde enflasyonun tekrar hızlanabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Özellikle Avrupa ekonomileri, enerji ithalatına bağımlılıkları nedeniyle bu durumdan daha sert etkilenebilir. Fed ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkililerinin faiz indirimine yönelik son açıklamaları, jeopolitik risklerin kontrol altına alınması koşuluna bağlı görünüyor. Analistler, Orta Doğu’da yaşanacak olası bir askeri çatışmanın, küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilecek yeni bir şok dalgası yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD’nin İsrail’e verdiği destek ve İran’a uyguladığı yaptırımların etkileri, bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin arabuluculuk çabaları sürerken, bu ülkelerin üretim politikaları da petrol fiyatlarının geleceğinde belirleyici olacak. OPEC+ grubunun önümüzdeki hafta yapacağı toplantıda üretim kesintilerini sürdürüp sürdürmeyeceği merakla bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi için karmaşık bir tablo çiziyor. Öncelikle, enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkileniyor. Cari açığın artmasına ve enflasyonist baskıların şiddetlenmesine yol açabilecek bu durum, Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı hedefini zorlaştırıyor. Öte yandan, Orta Doğu’daki istikrarsızlık, Türkiye’nin bölgesel ticaret ve enerji koridorlarındaki rolünü öne çıkarabilir; doğal gaz ve petrol boru hatlarının güvenliği açısından Ankara’nın diplomatik girişimleri önem kazanıyor. Ayrıca, küresel risk iştahındaki daralma, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir; bu durum TL varlıklar üzerinde ek baskı oluşturabilir. Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki teknoloji yatırımları ise gelişmiş ülkelerdeki harcama kesintilerinden etkilenebilir, ancak orta vadede bu alandaki fırsatları değerlendirmek için politikaların desteklenmesi gerekiyor.