Abaxx Markets İcra Eş Başkanı Jeff Currie, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatının yıl sonuna kadar normale dönmeyebileceğini söyledi. Uluslararası piyasalarda yakından takip edilen enerji uzmanı, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin sürdürülmesinin son derece zor olduğunu vurgulayarak, boğaz geçişlerindeki belirsizliğin devam edeceğini ifade etti. Currie, geçici anlaşmanın küresel petrol piyasasına etkilerini, petrol fiyatlarındaki son düşüşün nedenlerini ve Hürmüz'deki trafiğin seyrini değerlendirdi.
Hürmüz Boğazı'ndaki Belirsizlik ve Petrol Fiyatları
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, son haftalarda ABD-İran geriliminin odağında yer alıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını yeniden devreye sokması, Tahran yönetiminin misilleme olarak boğazı tehdit etmesine yol açmıştı. Geçtiğimiz haftalarda varil başına 80 doların altına gerileyen Brent petrol, bu hafta 78 dolar civarında işlem görüyor. Currie, fiyatlardaki düşüşün arkasında yalnızca jeopolitik gerilimlerin değil, aynı zamanda küresel talep endişelerinin de bulunduğunu belirtti.
Currie'ye göre, ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkes, tarafların pozisyonlarını korumaya devam etmesi nedeniyle kırılgan bir yapıya sahip. "Ateşkes, her an bozulabilecek bir denge üzerinde duruyor" diyen Currie, Hürmüz'den geçen tanker trafiğinin normale dönmesinin en az 6-8 ay alacağını öngörüyor. Bu süreçte petrol fiyatlarının 75-85 dolar aralığında dalgalanması bekleniyor.
Geçici Anlaşmanın Küresel Petrol Piyasasına Etkileri
ABD ve İran arasındaki geçici anlaşma, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Ancak Currie, bu anlaşmanın petrol piyasasına etkisinin sınırlı olacağı görüşünde. Zira Tahran yönetimi, yaptırımların tamamen kaldırılmaması durumunda petrol üretimini artırmayacağını açıkladı. Currie, "İran şu anda günlük yaklaşık 2.5 milyon varil üretiyor. Eğer anlaşma kalıcı hale gelirse, bu rakam 3.5 milyon varile çıkabilir. Ancak bu senaryo bile küresel piyasalarda büyük bir dalgalanmaya neden olmaz" dedi.
Uzmanlar, OPEC+ ülkelerinin mevcut üretim kesintilerini sürdürmesi nedeniyle piyasada arz fazlası olmadığını belirtiyor. Suudi Arabistan ve Rusya'nın liderliğindeki ittifak, nisan ayında üretimi artırma kararı almış olsa da, bu artışın piyasayı dengeleyeceği öngörülüyor. Currie, "Petrol fiyatlarının 70 doların altına düşmesi, ABD'li üreticiler için kârlılık sorunu yaratır. Bu nedenle OPEC+, fiyatları belirli bir seviyede tutmak için esnek davranacaktır" yorumunu yaptı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Hürmüz Neden Önemli?
Hürmüz Boğazı, sadece jeopolitik bir kriz bölgesi değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliğinin kilit noktası. İran, defalarca boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş olsa da, bu adımın hem Tahran hem de bölge ülkeleri için ağır ekonomik sonuçları olabilir. Boğazın kapanması durumunda, alternatif nakliye yollarının devreye alınması haftalar sürebilir ve bu süreçte petrol fiyatları 100 doların üzerine çıkabilir. Currie, "Hürmüz'deki herhangi bir tıkanıklık, dünya ekonomisi için bir şok dalgası yaratır. Bu nedenle tüm tarafların kontrollü bir şekilde ilerlemesi gerekiyor" dedi.
Bu bağlamda, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını hızlandırmış durumda. Ancak kısa vadede Hürmüz Boğazı'nın önemi azalmayacak. Currie, uluslararası toplumun bu konuda daha fazla inisiyatif alması gerektiğini belirterek, "Boğazın güvenliği sadece bölgesel değil, küresel bir meseledir. Bu sorunun çözümü için çok taraflı bir anlaşma şart" ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kriz, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanma Türkiye ekonomisi üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak, petrol fiyatlarındaki yükselişten cari açık ve enflasyon kanalıyla etkileniyor. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile olan ticari ilişkileri, yaptırımların sıkılaşması durumunda zorlaşabilir. Öte yandan, Hürmüz'deki belirsizlik, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefinde alternatif güzergahların (Kuzey Irak-Türkiye boru hattı gibi) daha da önem kazanmasına yol açabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin Hürmüz krizinin olası ekonomik yankılarına karşı hazırlıklı olması ve enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme stratejisini hızlandırması gerekiyor.