Japonya'da çekirdek enflasyonun haziran ayında enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle yıllık bazda yüzde 1,6'ya yükselmesi bekleniyor. Reuters anketine katılan ekonomistler, taze gıda hariç tüketici fiyat endeksinin (Çekirdek TÜFE) bir önceki aydaki yüzde 1,3'ten yüzde 1,6'ya çıkacağını öngörüyor. Bu artış, hükümetin enerji sübvansiyonlarını kademeli olarak azaltması ve küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın yansıması olarak değerlendiriliyor. Beklentilerin üzerinde gelebilecek bir enflasyon verisi, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) para politikasında normalleşme adımlarını hızlandırabileceği yorumlarına yol açıyor.
Enerji sübvansiyonlarının kaldırılması enflasyonu tetikliyor
Japonya hükümeti, geçtiğimiz yıl enerji fiyatlarındaki yükselişi dengelemek için benzin, elektrik ve gaz faturalarına sübvansiyon uygulamıştı. Ancak mayıs ayından itibaren bu sübvansiyonlar azaltılmaya başlandı. Haziran ayında elektrik faturalarındaki sübvansiyonun tamamen kaldırılması, enerji maliyetlerini doğrudan tüketiciye yansıttı. Ekonomistler, bu durumun enflasyonu geçici olarak yükselttiğini ancak talep kaynaklı bir enflasyon baskısı olmadığını belirtiyor. Öte yandan, işlenmiş gıda ve dayanıklı tüketim mallarındaki fiyat artışlarının da enflasyonu destekleyeceği tahmin ediliyor. BOJ'un enflasyon hedefi yüzde 2 olmasına rağmen, yıllardır bu seviyenin altında kalan enflasyon, merkez bankasının ultra gevşek para politikasını sürdürmesine neden oluyor. Ancak son dönemde artan enflasyon ve yenin zayıflaması, BOJ'un faiz artırımına gitme olasılığını gündeme getiriyor.
Ankete katılan 19 ekonomistin medyan tahminine göre, Japon ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış yüzde 2,2 büyüme kaydedecek. Bu, bir önceki çeyrekteki yüzde 1,8'lik daralmadan sonra güçlü bir toparlanmaya işaret ediyor. Ancak özel tüketimdeki zayıflık ve ihracattaki yavaşlama, büyüme görünümüne ilişkin endişeleri canlı tutuyor.
Küresel enerji fiyatları ve BOJ'un politikası
Japonya'daki enflasyon dinamikleri sadece iç faktörlerden değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarından da etkileniyor. OPEC+'ın üretim kısıntıları ve jeopolitik riskler, petrol fiyatlarını yukarı çekerken, doğalgaz fiyatlarındaki dalgalanma da Japonya gibi enerji ithalatçısı ülkeleri doğrudan etkiliyor. Yenin dolar karşısında son bir yılda yaklaşık yüzde 10 değer kaybetmesi, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu daha da yukarı çekiyor. BOJ, nisan ayında faiz oranını yüzde 0-0,1 aralığında sabit tutarken, tahvil alım programını azaltma sinyali vermişti. Ancak merkez bankası başkanı Kazuo Ueda, enflasyonun kalıcı olmadığını ve politika değişikliği için erken olduğunu vurguluyor. Ekonomistler, BOJ'un en erken ekim ayında faiz artırımına gidebileceğini, ancak bunun için enflasyon ve ücret artışlarında sürdürülebilir bir ivme görmek istediğini belirtiyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) da Japonya'ya para politikasında kademeli bir normalleşme çağrısı yaparken, enflasyon beklentilerinin çıpalanması gerektiğini ifade ediyor. Öte yandan, Japonya'nın kamu borcunun GSYİH'nın yüzde 250'sine ulaşması, faiz artırımlarının borçlanma maliyetlerini artırabileceği endişesini beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'daki enflasyon eğilimleri, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için de önemli sinyaller taşıyor. Küresel enerji fiyatlarındaki artış ve para birimlerinin değer kaybı, her iki ülkede de enflasyonu yukarı çeken ortak faktörler. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji fiyatlarındaki yükselişten benzer şekilde etkilenmiş ve enflasyon oranları çok daha yüksek seviyelere ulaşmıştı. Japonya Merkez Bankası'nın para politikasındaki olası bir sıkılaşma, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını etkileyebilir; ancak Türkiye'nin mevcut yüksek enflasyonu ve döviz kuru hassasiyeti düşünüldüğünde, doğrudan bir etki beklenmemektedir. Yine de Japonya'nın enerji sübvansiyonlarını kaldırma süreci, Türkiye'nin kendi enerji politikalarını şekillendirirken dikkate alabileceği bir örnek teşkil ediyor.